şükela:  tümü | bugün
  • evimin yanında kreş olması sebebiyle her sabah gördüğüm manzara.
    annesinin peşinden sürüklene sürüklene, ayakta uyur vaziyette kreşe bırakılan çocuk bu.
    küçücük yaşta yaşam kavgasına girişmiş bebecik.
    bir bıraksalar oracıkta kıvrılıp uyuyacaklar oysa.
    lan bir insan 3 yaşında mı başlar hayatın yükünü yüklenmeye?
    bir kaç sene sonra da okul derdi başlayacak.
    sonra sınavdı, ygs lgs igs hayatı sikilecek garibimin.
    sokaklarda topaç çevirmek, akşam ezanına kadar maç yapmak hiç olmayacak hayatında.
    varsa yoksa ders, sınav, koşuşturmaca.
    dershane, rekabet ve başarılı olma zorunluluğu.
    şu an ne olduğunu tam idrak edemese de birşeyler oluyor.
    tv'de mutsuz insanları görüyor.
    nefretten gözü dönmüş amcaları görüyor.
    polisler var, sirenler çalıyor.
    sonra uyku saati geliyor.
    sabah gene annesi uyandıracak.
    süklüm püklüm annesinin peşine takılıp kreşin kapısına bırakılacak.
    akşama kadar annesini özleyecek.
    debe edit:
    (bkz: taşlıdere ilköğretim okulu yardım kampanyası)
  • 20 sene içinde bir taraf tutmaya zorlanacak, mutlaka ve mutlaka dogmatik yada doktriner bir çerçeve içinde kendini tanımlamak zorunda bırakılacak garibandır.

    onun hayatını düzene sokmamız için tek ihtiyacımız aklımızı kullanmak. ki o da aklını kullanabilsin.
  • 4 yaşındayken sabah 6 uçağına binip eve geldiğimizde, uçaktan inip okula göndermişliğim var kızımı, hala içim sızlar. öğretmeni not yazmıştı, öğledensonra bir ara sıraya kapanıp şekerleme yaptı diye...
  • kreşe giden bütün çocuklar için geçerli olamayacak örnek. benim çocuğum değil örneğin. sabah 7'de kalkıyor. sütünü içiyor yatakta oynaşıyoruz, biraz oyuncaklarıyla oynuyor sonra hep birlikte 8'de evden çıkılıyor. güle oynaya kreşe gidiyor. (ilk baştaki alışma günlerini saymazsak) yaşıtlarıyla vakit geçiriyor, sevdiği ve sevmediği arkadaşları var. öğretmenleri onu seviyor, o onlara bayılıyor. gün içinde bana özçekimler geliyor, öğretmeniyle kucak kucağa. eğitim alıyor, öyle ingilizcenin peşinde falan değilim, yemek yemeyi, sabır göstermeyi, sıraya girmeyi, saygı duymayı, hata yapınca özür dilemeyi, kendi giyinip soyunmayı öğreniyor. 2,5 yaşında.

    ben çalışan anneyim mecburen gönderiyorum mu? hayır! çalışmasaydım da çocuğumu kreşe gönderirdim. yetersiz kaldığını hissediyorsun bir süre sonra. evde montesorri'nin bile bilmediği oyunlar uydurarak geçmiyor hayat. parka götürüyorsun hiç çocuk yok. sokağa salsam sokakta çocuk yok. nerede sosyalleşecek bu çocuk? çocuğum hayatı öğrenecek diye bombaların içine mi atayım. lütfen hatırlayalım, 80li yıllarda yaşamıyoruz. biz sokakta oynama şansına sahiptik ama bu nesil değil. ve biz ortadoğunun batağında yaşıyoruz, bazı milletler sokakta oynamayı bilmez, sokaklarında insanlar öldürülür!
  • çocukluğumun tanımı. sonra da inat yapıp öğlen uyumazdım. hala da erken kalkmaktan ve gündüz uyumaktan hoşlanmam. saat 10 gibi kalkıp günü tam geçirmeyi tercih ederdim edebilsem. ama bir nevi başının çaresine bakmayı öğreniyorsun. kötü müydü dersek kötü demem. anne elinde büyüyen çocuğun her zaman olmasa da mıymıntı olma ihtimali biraz daha yüksek gibi. en azından gördüğüm örneklerde böyleydi.
  • benim bu cocuk. tabi bundan 20 sene onceydi bu durum bende. anne baba calisirdi malum 89 gocmeniyiz 2 bavulla gelmisiz 20 senede alinteri ile ev yapmis babam buraya.

    herneyse anam babam banvitte calisirlardi. biri gece vardiyasina giderken digeri gunduze giderdi. daha 20 yasinda yeni evlenmis cift sadece yolda birbirleriyle karsilasirlardi. 6 sene boyunca hemde.

    vural gorener(banvit'in patronu) isyerinde kadin calisan yok. bizde kres actik diyerek cekmisti kadin calisanlari kendine.

    ana. baba calisinca bizi de sabah 7 de kres servisine verirlerdi. guzel de bir kresti. bir ninem vardi simdi alzheimer hastasi beni zor hatirlar. cok ugrasti benimle saolsun. bir gun ninemin sirtinda disarisinin soguguyla uyanirdim, bir gun krese varinca ogretmenimin uyandirmasiyla. ninem uykuda giydirirdi beni. bazen giyinirken uyanirdim ama tekrar uyurdum, nasil olsa uyurken de giyinebiliyorum kafasiyla. kres guzeldir cocuk bazi seyler ogrenir.

    cocugunuza her zaman en kolay olani vermek de dogru degildir. daha cocuk yasta zorluklarla karsilasmali ki ders alsin.

    cocugunuz her yere dustugunde kaldirirsaniz, bi. ilerde sizden ayri kaldiginda(disarida universite okusun hadi) her zorlukta tekrar sizi bekler. kaldiran olmayinca aglar. egitim acimasizdir biraz acimasiz olmalisiniz. bunlar basit zorluklar. birakin zorlansinlar, hazir ustesinden gelebiliyorken
  • çocukların ana okuluna verilmesi kötü bir şey değildir. hatta tam aksine, özellikle tek çocukların gelişimi için çok önemlidir.

    çocukların o yaşlardaki gelişimini en çok diğer çocuklar etkiler. örneğin, oğlum bir yaşındayken gittiğimiz bir haftalık tatilde, diğer çocuklarla oynarken resmen gözümün önünde büyüdüğünü gördüm. o sırada daha yeni yürümeye başlamıştı. toprak üstünde ise neredeyse hiç yürüyemiyordu. bir haftanın bitiminde, diğer çocuklara yetişeceğim derken o yürüyemediği toprak alanda koşmaya bile başladı. oysa etrafında başka çocuk olmasaydı, ilk seferinde olduğu gibi nazlanmaya devam edecek, muhtelemen o toprak alanda yürüyemeyecekti.

    çocukların ekenden kalktıkları için uykularını alamamaları üzcü bir şey tabii, ama onun da çözümü var: küçük çocukların yapması gerektiği gibi erkenden yatırmak.
  • (bkz: negrocan)
    ha çok da kötü bir şey değildir, o ayrı.
    disiplinli olur, okul öncesi eğitim aldığı için öğrenim hayatına daha iyi uyum sağlar, toplum içinde nasıl davranılacağını bilir vs.
  • karikatürdeki çocuktur.