şükela:  tümü | bugün
  • pertev naili boratav tarafından derlenmiş bir türk masalı.
    hikayesi şöyledir:yarım horoz adında fakir bir adam bir ağadan alacağı üç altını istemeye gider. yolda giderken bir canavara rastlar, canavar da onunla gelmek ister birlikte dere tepe aşarlar, sonunda canavar yorulur yarım horoz amca ben artık yürüyemiyorum der. yarım horoz "öyleyse gir götüme" der ve canavarı götüne alıp yola devam eder. daha sonra bir tilki ile sonra da bir çayla karşılaşır bunlar da yolda sırasıyla yorulunca yarım horoz onları da götüne alır. ağanın evine varınca ağa yarım horoza kızar ve ona çeşitli cezalar verir, yarım horoz da götünden çıkardığı arkadaşları sayesinde ağanın cezalarından bir bir sıyrılır. ağanın ambardaki altınlarını götüne doldurup köyüne dönerken, yolda tokaçla çamaşır yıkayan yaşlı bir kadına rastlar "tokaçla götüme vur" der, kadın önce anlamaz yarım horoz tekrar vur deyince sıkıca vurur ve altınlar yarım horozun götünden dökülür. yarım horoz köyüne döner ve zengin mutlu bir şekilde yaşar.
    (bkz: yaran türk masalları)
  • ilk kez bu akşam karşılaştığım, bir tık fazla fantastik bir çocuk masalı.
    okurken role girer, seslendirme ve vurguları güzel yaparsanız da oldukça eğlenceli bir hal alıyor.
    uyku öncesi için biraz bol kahkahalı ve dinamik oluyor ama olsun. bir çocukla birlikte gülmekten daha etkili ilacı hiçbir tabip yazmamıştır.

    öyleyse buyrun usturuplu ve tam hali;

    bir varmış bir yokmuş, zamanın birinde ihtiyar bir kadın yaşarmış. bu kadıncağızın yarım horoz adında bir horozu varmış. bu horoz bir gün küllükte eşinirken bir para bulmuş. bu parayı ihtiyar kadına götürmüş. ona:

    “nine bu parayı saklayıver!” demiş. aradan zaman geçmiş parayı geri almak istemiş. kadına:

    “nine paramı ver!” demiş. ihtiyar kadın parayı aramış; ancak bulamamış. kadıncağız parayı koyduğu yeri unutuvermiş. horoz:

    “ille de param!” deyince kadın:

    “paranı bir beyoğlu’na verdim, git de ondan al!” demiş. horoz da parasını almak için düşmüş yola. giderken yolda bir tilkiye rastlamış. tilki, horoza nereye gittiğini sormuş. horoz da beyoğlu'na gittiğini söylemiş. tilki, horoza:

    “arkadaş, beni de yanına alır mısın?” demiş. horoz da:

    “olmaz!” demiş. tilki sebebini sorunca, horoz:

    “yorulursun!” demiş.

    tilki yorulmayacağını söyleyince birlikte yola devam etmişler. biraz gitmişler. tilki:

    “yoruldum!” demiş. horoz:

    “hap karnım, hup karnım şu tilkiyi yut karnım!” demiş ve tilkiyi yutmuş. yoluna devam etmiş. az gitmiş uz gitmiş, biraz gittikten sonra yolda bir kurda rastlamış. kurt da:

    “arkadaş beni de yanına al!” demiş. horoz:

    “olmaz, yorulursun!” demiş. kurt:

    “yorulmam!” deyince birlikte yola devam etmişler. biraz sonra kurt yorulduğunu söyleyince, horoz:

    “hap karnım, hup karnım şu kurdu yut karnım!” deyip kurdu yutmuş ve yoluna devam etmiş. az gitmiş uz gitmiş, biraz daha gittikten sonra bu defa da yol kenarında akan bir çaya rastlamış. çay da horoz ile gitmek istediğini söylemiş. horoz:

    “yorulursun!” deyip kabul etmemiş.

    çay, yorulmayacağını söyleyince onu da yanına almış birlikte düşmüşler yola. az gitmişler uz gitmişler, biraz gidince çay da yorulduğunu söylemiş. horoz:

    “hap karnım, hup karnım şu çayı yut karnım!” deyip çayı da yutup yoluna devam etmiş. en sonunda beyoğlu'nun yanına varmış. horoz:

    “gık gık beyoğlu ver paramı, beyoğlu ver paramı!” demiş. beyoğlu, emrindekilere:

    “şu horozu kazların içine atın, kazlar onu yesin!” demiş.

    horozu kazların içine atmışlar. horoz:

    “hap karnım, hup karnım şu tilkiyi çıkar karnım!” demiş. tilkiyi karnından çıkarmış. tilki oradaki bütün kazları yemiş, horoz kazlardan kurtulmuş ve beyoğlu’nun yanına gidip:

    “gık gık, beyoğlu ver paramı!” demiş. beyoğlu, emrindekilere:

    “şu horozu develerin içine atın, develer onu yesin!” demiş.

    horozu develerin içine atmışlar, horoz:

    "hap karnım hup karnım şu kurdu çıkar karnım!” deyip karnından kurdu çıkarmış. kurt da develeri yemiş. horoz kurtulunca tekrar beyoğlu’nun yanına gitmiş:

    “gık gık, beyoğlu ver paramı!” deyince beyoğlu kızmış. emrindekilere:

    “şu horozu ateşe atın da yansın!” demiş. horozu ateşe atmışlar.

    horoz da:

    “hap karnım hup karnım şu çayı çıkar karnım!” deyince, çay ateşi söndürmüş. horoz yine kurtulmuş. yine:

    “gık gık, beyoğlu ver paramı!” deyince beyoğlu horozla baş edemeyeceğini anlamış ve emrindekilere:

    “şu horozu gümüş paraların içine atın ne kadar alacaksa alıp gitsin!” demiş. horozu gümüş paraların içine atmışlar. horoz tüylerinin arasına alabildiği kadar gümüş para almış. yine beyoğlu’na gelip:

    “gık gık beyoğlu ver paramı!” demiş. beyoğlu emrindekilere:

    “şu horozu altınların içine atın, ne kadar alacaksa alsın gitsin!” demiş. horozu altınların içine atmışlar. horoz, yine tüylerinin arasına alabildiği kadar altın almış. sonra düşmüş evinin yoluna. az gitmiş uz

    gitmiş, dere tepe düz gitmiş, varmış evine. eve gelince ihtiyar kadına:

    “nine nine, döşekleri yere ser!” demiş. kadın döşekleri yere sermiş. horoz döşeklerin üstünde silkelendikçe altınlar, gümüşler dökülmüş. horoz hepsini boşaltmış. ihtiyar kadın, altınların hepsini keselere koyup kaldırmış.

    zengin olan yarım horoz küllüğüne geri dönmüş. yiyip içip yaşamış.