1. 1958 yilinda galatasaray ve fenerbahcenin 1-1 berabere kaldigi , o zamanlar uzatmalar olmadigi icin menderesin ikiye boldurup , iki spor kulubune de yarisini verdigi basvekil kupasi.
  2. şimdiye kadar üç tanesini gördüğüm kupa çeşidi, üçü de galatasaray'da bulunmaktadır.
  3. bu kupalardan bir tanesi de trabzonspor müzesi'nde sergilenmektedir.

    kupanın bulunduğu cam muhafazanın üzerinde; "1957-1958 türkiye amatör futbol şampiyonası'nda idmanocağı ile ankara havagücü takımlarının puan ve averajları eşit olması nedeni ile paylaşılan şampiyonluk kupası" yazısı yazmaktadır. kupanın enteresan bir hikayesi, hikayenin içinde de enteresan bir ayrıntı bulunmaktadır.

    yarım kupanın hikayesini önce, trabzon futbolu'nun önemli isimlerinden hantal ibrahim'den dinleyelim:

    "...trabzon'da grup şampiyonluğu yapılıyordu. grup şampiyonu olmuştuk. türkiye şampiyonasını da trabzon'a aldılar. ankara havagücü, bursa güvenspor, kütahya linyitspor ve idmanocağı olmak üzere dört takım vardı finallerde. ilk maçımız linyitspor'laydı. linyitspor'un hocası da trabzonlu meşhur taka naci'ydi. maçtan önce “fazla atmayız, 3-4 tane atarız size” dedi. maçı 5-1 kazandık, hem de rahmetli celal oyundan atılmasına ve 10 kişi kalmamıza rağmen. ikinci maçımız bursa güvenspor'laydı. polat sakatlandı çıktı. çıkanın yerine de oyuna adam almak yoktu o zamanlar. 67 yılına kadar resmi maçlarda oyuncu değiştirmek yoktu. sadece kaleci sakatlanırsa yerine başkasını koyabiliyordunuz. gerçi 11'i zor tamamlayıp sahaya çıkıyorduk o da ayrı mesele. bursa güvenspor'la golsüz berabere kaldık. havagücü maçı da 0-0 bitti. havagücü'nün ikinci maçı bizim 5-1 yendiğimiz linyitspor'la idi. maçı 5-0 kazanırsa onlar şampiyon olacaktı. 4-0 kazandılar. bugünkü şartlarda biz daha fazla gol attığımız için bizim şampiyon olmamız gerekiyordu ancak o zamanlar öyle değildi. iki takımın da dört puanı vardı, gol averajı da eşitti. tarafsız saha giresun'da bir maç daha oynayalım dedik. ancak bu fikir kabul görmedi. o zamanki federasyon başkanı ikinizi de şampiyon ilan edelim dedi. ama kupayı nasıl yapacaktık onu bilen yoktu. futbol ajanı osman turan vardı. aynı zamanda sanat okulunun da torna tasfiye öğretmeniydi. verin bana kupayı ben hallederim dedi. aldı kupayı gitti. biraz sonra kupa ortadan bölünmüş şekilde geldi. sonra kura çekildi. kupanın yazılı tarafı bize, diğer tarafı havagücü'ne verildi..."

    ve yarım kupa hikayesinin belki de en dikkat çekici ayrıntısı. trabzon futbolu'nun adını türk futbol tarihine yazdırmış önemli ismi ahmet suat özyazıcı, o turnuvada da futbolcu olarak forma giyiyordu, ama tek bir farkla, düşünüldüğü gibi trabzon ekibi idmanocağı'nda değil, kupanın diğer yarısının gittiği ankara havagücü'nde. kendisi o dönem askerlik görevini yaptığından ankara havagücü takımının futbolcusuydu. kaderin cilvesi, kendisi yıllarca futbol oynadığı idmanocağı'na karşı forma giydi bu turnuvada, ve yine kaderin bir cilvesi mücadele ettiği turnuvanın ikiye bölünen kupasının bir parçası o dönem oynadığı, diğer bir parçası da yıllarca oynayıp efsanesi olduğu takıma gitmiş oldu.

    yarım kupanın hikayesini bir de ahmet suat özyazıcı anlatsın.

    "grup maçlarında son maçımızı oynuyoruz. rakibimizi 3-0 yenmemiz halinde idmanocağı şampiyon olacaktı. biz en az 4-0 yaparsak şampiyonluğa ortak olacaktık. bursa temsilcisi ile oynadığımız maç 3-0 devam ederken ben taç atışı için son dakikalara doğru koşarak topu almaya gittim. o sırada idmanocağı başkanı ve hepimizin başkanı diyelim rıfat dedeoğlu ağabeyimiz bana bağırarak "ne yapıyorsun? sen trabzonlusun, biz şampiyon olmalıyız" diye bağırdı. maçın son dakikasında gol atarak maçı 4-0 tamamladık. biz de ankara havagücü olarak şampiyonluğa ortak olduk. iki takımın şampiyonluğu belirlemek için trabzon'da*** final maçı oynayalım talebi federasyonca ret edilerek iki takıma yarımşar kupa verilmiş oldu."

    bu kupa şu anda, trabzonspor sadri şener halkla ilişkiler ve sosyal tesisleri içerisinde bulunan trabzonspor m. şamil ekinci müzesi'nin en çok dikkat çeken parçalarından biri durumundadır. müzeyi ziyaret edenler arasında kupanın hikayesini bilmeyenler ise yarım kupayı gördüklerinde enteresan diyaloglara imza atabilmektedirler. şöyle ki;

    - kupaya bak, niye bunu tahta üstüne çakmışlar?
    + bilmem ki. ama bak, kupayı bölmüşler gibi duruyor. hani bunun yarısı acaba?
    - dur arkasına dolanayım, belki tahtanın arkasındadır yarısı... (dolanır) ...yok, burda değil*
    - allah allah nerde acaba?

    olayı kenardan benim gibi izleyen müze görevlisi en son elemanların yanına yaklaşıp durumu tane tane açıklar, ahşap döşeli müzede "trink" diye bir jeton düşme sesi yankılanır.

    bu kadar anlattık, nasıl bir şeymiş bu kupa diye kimseyi merakta bırakmayalım. işte size yarım kupa:

    http://img195.imageshack.us/…195/8719/yarimkupa.jpg
  4. yanlış hatırlamıyorsam, bir örneğide gençlerbirliği ve ankaragücü müzelerinde bulunmaktadır.

yarım kupa hakkında bilgi verin