şükela:  tümü | bugün
  • bagislamak, affetmek anlamlarinda turkce sozcuk.
  • bu kelimenin kökeni hakkında pek çok şey yazılıp çizilmiştir. lakin bunlardan şinasi tekin'in tezi kanaatimce en ilginç olanıdır. buna göre kelime şöyle çözümlenmelidir: <ya- parlamak -r "parlak şey; sümük, salya" +lıg "sümüklü; sefil, dilenci", +ka "merhamet etmek".

    bu şekilde açıklanınca alakayı kurmak biraz zor oluyor. lakin şinasi tekin şöyle diyor. kelime yarlıg "sümüklü" manasından ikincil olarak "sefil, perişan, avare" gibi bir anlam kazanmış olmalıdır. budist uygurlar devrinde rahiplerin ve o devrin azizleri sayılan bodisatva(buda adayı)lar, dünyanın sefil ve perişan hâlde olan canlılarına karşı acımayı ve onlara yardım etmeyi vazife sayıyorlardı. bu surette kelime yarlıgka- suretiyle "acıma, merhamet etme" anlamını kazanmış olmalı. diyeceksiniz ki yahu şimdi neden "sefille-, perişanla-" gibi bir yapı oluşmuyor, "merhamet etme" anlamına gelmiyor. lakin isimden fiil yapan +ka- ekinin böyle bir işlevi var. mesela irinç "sefil" kelimesinde de aynı mantık işliyor. o da irinçke- şekliyle "merhamet etme" anlamına geliyor.

    bundan sonra ne oluyor? budist uygurların din adamları, kitaplarla iştigal etmeleriyle meşhur; bu adamlar tercüme yapıyor, budizm hakkında okuyor, anlamaya çalışıyor. buradan da yarlıg kelimesi zamanla "yazılı belge" manasını kazanıyor. karahanlıca devrine geldiğimizde ise hükümdarın "yazılı belge"lerini ihtiva eden dökümanlara yarlıg denmeye başlıyor, buradan da yarlıka- "buyurmak, ferman vermek" manasını kazanıyor. böyle.
  • (bkz: yarlıgamak)
  • gökmen özdenak türkçesi: yargılamak.
  • kökenini y* ye kadar götüren çılgın bir hocam vardı vaktiyle. mekanı cennet olsun.
  • meal dinlerken duyduğum o çok yarlığayıcıdır kelamı sonrasında varlığından haberdar olduğum kelime. ben o kelimeyi hep yargılayıcıdır şeklinde anladığım için ufkum genişledi diyebilirim. daha önceki okumalarımda da beyin otomatik olarak bu kelime yanlış yazılmış deyip düzeltiyordu demek ki.