şükela:  tümü | bugün
  • halid bin velid komutasındaki islam ordusuyla doğu romalıların yarmuk'ta yaptığı, doğu roma-arap savaşlarının en büyük muharebesidir.

    muharebenin başlangıcı
    ömer, halid bin velid'i ırak'ın fethiyle görevlendirdikten sonra, güney suriye ve lübnan civarı için ayrı bir ordu hazırlamaya başlamıştı. ömer, hicret'in 12. yılının sonlarına doğru komutan olarak amr bin as, ebu süfyan, ebu ubeyde bin cerrah ve şurahbil bin hasene'yi seçmişti. seçilen komutanlardan her biri, yarmuk'a istediği yoldan gidecekti.

    dönemin bizans imparatoru heraklius, islam ordusunun şam'a saldıracağını duyunca humus'a giderek savaş hazırlıklarına başlamıştı. ayrıca heraklius, islam ordusunu dört komutanın yöneteceğini öğrenince onlarla ayrı ayrı savaşacağını düşünmüştü ve bu düşüncesinden memnun kalmıştı. çünkü bizanslılar, her birliğe karşı birkaç kat fazla askerle karşı çıkacak kadar güçlüydüler.

    bizanslılar'ın planını öğrenen islam komutanları aralarında mektupla haberleşmişlerdi. amr bin as, tek cephede savaşılacağının uygun olduğunu belirtmişti ve diğer komutanlar da bu görüşü benimsemişlerdi. bu durumu ömer'e bildirdiler ve ömer, bu fikrin mantıklı olduğunu belirtip savaş yeri olarak yarmuk'u seçmişti.

    savaş
    islam ordusunun yarmuk'ta toplandığını öğrenen heraklius, komutanlarına haber vererek ordunun yarmuk'ta toplanmalarını emretti. böylece bizans ordusu 240.000 kişi olmuştu. bu sırada ömer, ırak'ta galip gelen halid bin velid'e de yarmuk'taki orduya katılmasını emretti ve onu başkomutan olarak atadı. islam ordusu, halid bin velid'in yönetimindeki kuvvetin yarmuk'taki orduya katılmasından sonra 46.000 kişiye ulaşmıştı.

    islam ordusunun dört komutanla yönetildiğini bilmeyen halid bin velid, savaş alanına girdiğinde islam ordusunun dört ayrı komutanla farklı cephelerde savaşa hazırlandığını, buna karşın bizans ordusunun tam bir savaş düzeni içinde hazırlandığını fark etti. bu durumu gören halid bin velid, diğer dört komutana yanlış savaş düzeni kurduklarını, yenilirlerse bir daha kendilerine gelemeyeceklerini ve her komutanın kendi birliğini değil tüm islam ordusunu yönetmesi gerektiğini anlattı.

    halid bin velid, orduyu alışılmışın dışında bir düzene soktu. birlikleri her biri biner kişiden oluşan 38 bölüğe ayırdı. halid bin velid, merkezde 18, sağda ve solda da onar birlik bıraktı. merkez bölüğü ebu ubeyde ve şurahbil, sağ kanadı amr bin as ve sol kanadı da ebu süfyan komutasına verdi.

    savaş günü halid bin velid, askerleriyle düşmana hücum etmeye başladı. bu ani taarruz karşısında bizans ordusu ne yapacağını şaşırdı. bizans kuvvetleri, savaş alanının dışına kaçmaya başladılar. fırsatı değerlendiren islam ordusu, bizans piyadeleri üzerine toplu hücuma geçtiler. bu hücum, bizans ordusuna ölüm darbesi oldu. vakusa vadisi'ne doğru gerilemeye başlayan bizanslılar, birbirlerini çiğneyerek hendeklere döküldüler. bazı kaynaklara göre 120.000 küsür bizanslı ve 3.000 küsür müslüman hayatını kaybetti.

    muharebenin sonucu
    savaş sonucu, ırak, şam, lübnan ve suriye civarı müslümanlar'ın eline geçti.

    kaynak
  • doğu roma ve yeni doğan arap hilafeti arasındaki savaşların en önemlisi olan savaş.

    doğu roma bu savaşın sonucu olarak suriye'ye veda etmiştir. heraclius, bu savaştan önce sasanilere karşı gerçekten inanılmaz bir zafer kazanmıştır. sasaniler tüm anadolu hatta konstantinopolis in karşısındaki bugünkü kadıköy'e kadar gelmiş iken püskürtülmüştür. fakat roma orduları islam savaşçılarına karşı bu kadar güçlü duramayacaklardır.

    araplar önce halid bin velid komutasında ırak'ı sasanilerden alırlar. sonra roma topraklarına sıra gelir.
    savaş arapların bir orduyla levant bölgesine ilerlemesiyle başlamıştır. araplar asıl savaşımız başlamadan önce 1-2 kere romalıları meydanlarda döverler(ajnadayn,fahl). bunun üzerine asıl roma ordusu bölgeye intikal ettirilir. bu sırada heraclius ve yazdegerd gizli bir antlaşma yaparlar. antlaşmaya göre roma ve sasani orduları aynı anda hem ırak hem suriye'ye işgal girişiminde bulunacaklardır.

    fakat gerçekler hiçbir zaman öyle olmaz. yazdegerd, sasani ordusunu bir türlü toparlayamaz. heraclius ise bekleyemez.ordu çok büyük olduğu için antakya valisi böyle bir ordunun uzun süre beslenmesinin imkansız olduğunu söyleyince, heraclius'un fazla şansı kalmaz. roma ordusu antakya'da toparlanır. ordu klasik bir geç roma ordusudur. çok fazla değişik unsur barındırır. slavlar, frenkler, hristiyan araplar, ermeniler, gürcüler vs... bu ordu beş kısıma bölünür başlarına da theodore isimli aslında asıl mesleği maliyecilik olan bir bürokrat konulur. diğer komutanlar ise şöyledir; qanatir isimli muhtemelen slav bir general, vahan isimli ermeni bir general, arap hristiyanların başınada gabalah isimli hristiyan bir arap konulur. roma ordusunun sayısı 100.000 kişiydi. ordu o güne kadar islam ordularının gördüğü en büyük orduydu ve ilk savaş başlamadan önce müslümanlarda büyük bir moral bozukluğuna sebep olmuştu. heraclius antakya'dan operasyonu izleyecek ve yönetecekti.

    arap ordusu ise, 20 bin civarında, tecrübeli gazilerden oluşuyordu. hepsi cihad ateşiyle ve yağma isteğiyle doluydu. arap ordusu 4 kısımdan oluşuyordu. bir kanadı amr filistin'de, shurahbil ürdün'de, yezid şam'da, ubeyde , halid bin velid ile urfada yeni ele geçirilen emesa'da bulunuyordu.

    roma planı şöyleydi, romalılar müslümanlarla iki ordunun karşılaşacağı tek bir savaş yapmak niyetinde değillerdi. roma bu savaşlardan uzun süredir kaçmaktaydı. imparator heraclius'un planı her bir müslüman ordusuyla teker teker ilgilenmekti. arapların birleşerek tek bir güç oluşturmasını engellemek için heraclius oğlu iii.constantine'i yazid'e karşı gönderdi. bu sırada da ana imparatorluk ordusu antakya'dan suriye'nin kuzeyine hareketine başlamıştı. heraclius ve romalı kurmaylar şöyle bir organizasyonda ortak bir görüşte birleştiler. hristiyan arap komutanı jabalah hama yolu üzerinden halep'e ilerleyecek ve müslümanların ana ordusunu emesa'da kilitleyecekti. dairjan ise ön cepheden jabalah tarafından tutulan müslümanlara kanatlardan özellikle sol kanattan saldıracaktı. gregory'e sağ kanada yüklenme görevi verilmişti. slavlar ise şam'a ilerleyecekti.

    vahan ise tabiri caizse, tüm bu savaşın ortasında duracak ve rezerv kuvvet olarak gerekli görülen noktalara müdahale edecekti. romalıların planı kusursuz görünmekteydi ama halid bin velid ise bomboş oturmuyordu...

    halid, halifelik ordularının derhal birleştirilmesi gerektiğini hemen anlamıştı. çünkü romalılar çok kalabalıktı ve parçalanmış arap ordusunun sayı olarak iyice azalmasıyla ezileceğini iyi biliyordu. romalı esirlerden anlık bilgiler alarak romalıların hareketlerini çok iyi çözümledi. ebu ubeyde'ye ordularını suriye ve filistin'den çekmesini emretti. burada halife ömer'den gelecek destekle birleşerek romalılara karşı güçlü bir direniş sağlama şansı yakalayacaklardı. fakat müslümanlar çekildikleri jabiyah bölgesinden de duramayacaklardı. zira yerel hristiyan araplar, islam ordusuna çeşitli şekillerde sabotaj eylemlerine giriştiler. bu bölgenin çok yakınında güçlü bir roma garizonu olması da işleri tehlikeye sokuyordu. halid orduyu tekrar geriye çekti ve yarmuk vadisine kadar geriledi. buranın stratejik konumu çok iyiydi. zira muhtemel bir bozgunda, halifeliğin merkezi nejd yakındaydı, arada bir düşman kuvveti yoktu.

    orduların mevcuduna bakılacak olursa, roma ordusu 100 bin -150 bin kişi arasında değişiyordu, müslümanlar ise halifeden gelen destekle 40 bin kişiye yaklaşmıştı.

    müslümanlar, bir toplantı düzenleyip, ordunun komutasını halid bin velid'e teslim ederler. ebu ubeyde, kendi hakkı olan komutanlıktan feragat etmiş, inisiyatif kullanmıştır. halid orduyu hemen 36 piyade bölüğü, 4 süvari bölüğü olacak şekilde böldü. ordunun merkezi ebu ubeyde tarafından komuta edilecekti. şurahbil sağ kanattaydı, yazid sol kanattaydı. ayrıca her bölümde, olası bir roma üstünlüğünde devreye girmek için süvari bulundurulmasına karar verilmişti. eğer halid savaşta çok kötü bir durumda kalırsa mobil bir rezerv birliği de dharar komutasına verilmişti. savaş alanında herhangi bir kısım gerilerse, oraya müdahalede bulunması görevini üstlenmişti.

    savaşı halid süvarileriyle çok güzel şekillendirmiştir. savaşın genel seyrini izlemek için sürekli izciler de göndermiştir.

    roma ordusu ise lokal hristiyan arapların öncüğünde bölgeye gelmiştir. hemen ilerleyip güçlü bir kamp alanı kurdular. sağ kanat gregory'de, sol kanat slav qanatir komutasındaydı. merkez vahan'ın ermenileri ve dairjan'ın ordusundan oluşuyordu. 4 orduda da, ağır roma cataphractları bulunmaktaydı. vahan hristiyan arapları, mobil bir yem olarak kullanacaktı. müslümanlara saldıracak bir hedef verip, kuşatmayı planlıyordu. gregory, ordusunu birbiriyle zincirlemişti. gregory'nün tüm adamları ölüm yemini etmişti ve bu zincirde onların asla geri çekilmeyeceğini ve cesaretinin bir göstergesiydi.

    iki tarafta savaşa hazırdı ama savaş başlamıyordu... roma ordusunu içten içe anlaşmazlıklarla doluydu. araplar, ermeniler, rumlar ve bunların komutanları sürekli öne çıkmaya ön almaya çalışıyordu. özellikle gregory ve qanatir fazlasıyla sorun çıkarmıştı. üstelik antakya'da yaşanan lojistik sıkıntısı şam valisi mansur tarafından da söylenecekti. böyle büyük bir orduyu beslemek mümkün değildi. fakat yinede vahan saldıramazdı. çünkü heraklius, yazdegerd'i bekliyordu. oradan bir sonuç alınamadı. bu sırada, zaman geçirip müslümanları oyalamak için diplomatik girişimler deneniyormuş havası verildi. vahan, önce arap jabalah sonra gregory'i gönderdi. tabii ki bir sonuç yoktu. bu taktik aslında müslümanların daha çok işine yaradı. zira, bu sırada halifenin yolladığı destek yetişmişti, bu desteğin içinde 1000 kadar sahabi de bulunmaktaydı. bunlardan 100'ü bedr savaşını görmüş sahabilerdi. romalılar bunu görünce panik oldular. bir yandan da ömer, sasanileri aynı diplomatik yollarla oyalamaya çalışıyordu, yazdegerd ve komutanı rostem'e anlaşmalar önermişti.

    romalılar, müslümanların sayısının gelen desteklerle sürekli arttığını düşünerek, bir anca önce saldırmaları gerektiğini düşündüler. aslında bu bir hataydı, zira müslümanlar zaten tüm toplayabileceklerini toplamışlardı. bu taktik kadisiye savaşında da uygulanmıştı. üstelik burada roma, eğer hilafeti yenebilirse, yeni doğan islam yayılma fırsatı bulamayacak ve arap yarımadasına sıkışacaktı.

    heraklius, tedirgindi. suriye'de imparatorluk sarayında beklemekteydi. çok hastaydı ama yinede bu savaşın romanın kaderini belirleyeceğini iyi biliyordu. ordusunun başında olmayı ne kadar da istiyordu... komutanlarına güvenmiyordu. çok değil 10 yıl bile olmamıştı, ordusunun başında koca sasanileri tepelemesinden bu yana. tüm gece dua etti ve o gece saldırı emrini verdi.

    halid ve islam mücahitleri, kendilerinden emindiler, ya şehit olup cennette buluşacaklar, ya da zafer alıp allah'ın dinini yayacaklardı. hepsi son derece rahattı. ölmeye hazırdılar.

    roma ordusuna saldırı emri gelir gelmez, komutanlar orduyu saldırı düzenine soktu. 100 bin adam saldırıya hazırlanmıştı. bir yanda eski ama dünyanın en büyük mirası üzerindeki roma askerleri, diğer tarafta yeni ama çok büyük bir potansiyele sahip islam mücahitleri. birazdan yarmuk nehri civarında tarih yazılacaktı.

    o zamanki orta doğu savaşlarında, savaştan önce düellolar çok meşhurdu. aynısı islamın yayılması döneminde, müslümanlar ve lokal pagan araplar arasında da gerçekleşmişti. romalı düşük seviyeli komutanlardan bir kısmı düellolara gönüllü oldular ve ileri çıktılar. orduya bu düelloların sonuçları çok büyük etki etmekteydi. halid bunu bildiği için özel mübarizun denilen bu iş için yetiştirilmiş mücahitleri öne sürdü. mübarizun üniteleri, öldürebildikleri kadar düşman savaşçısını öldürmek ve karşı ordunun moralini bozmakla görevliydiler.. romalı komutanlar ve mübarizunlar arasındaki düellolar, müslümanlar lehineydi. belli bir sayıda komutanını ardı ardına kaybettikten sonra vahan moralin düştüğünü görüp, düelloları durdurup, genel saldırı emrini verdi. vahan saldırıyı tüm gücüyle yapmadı, önce rakibinin gücünü bir test etmek istiyordu. ordunun 3'te 1'iyle saldırıldı ve müslüman ordusunun hangi kanadının zayıf olduğu test edildi.
    roma saldırısı fazla istekli değildi, vahan destek göndermeyince, yer yer şiddetlense de ilk gün fazla bir sonuç iki taraf içinde alınamadı.

    16 ağustos 636 tarihinde, vahan saldırı emrini, şafak vaktinden hemen önce verecekti. biliyordu ki, müslümanlar namaz kılmaktaydı. halid müslüman karargahının önünde güçlü bir izleme ünitesi kurdurmuştu. bunun sayesinde müslümanlar saldırıyı önceden gördü ve hemen hazırlandılar. roma ordusunun ikinci gündeki taktiği, merkezdeki iki orduyla müslümanların merkezi kilitlemek ve kanatlardan müslüman süvarileri savaş alanı dışına çıkarmaktı. merkezde romalılar fazla ilerlemeden amaçları doğrultusunda müslümanları kilitlediler. qanatir sol kanattan komutasındaki slavlarla mücahitlerin sağ kanadına vurdu. sağ kanat hemen bozulmasa da, slavların becerikli hücumlarıyla sağ kanat biraz sonra bozuldu. bunu gören amr hemen süvarileriyle karşı atağa geçerek ordunun tamamen sarılmasını engelledi. halid sol kanadın da iyi gitmediği gördü. müslüman ordusunun kanatlarının kurtarılması gerekiyordu. halid, sağ kanattaki süvarilere, roma ordusunun sol kanadının en kuzeyindeki piyadelere saldırması emrini verdi bu arada kendisi de, aynı sol kanadı güneyden vuracaktı. önden merkezi piyadeler, kuzeyden ve güneyden süvarilerin hücümuyla roma sol kanadı ağır kayıplar vermeye ve savunma pozisyonu almaya zorlanmıştı. halid'in bu saldırısı, ilerleyerek alan kazanmış roma savaşçılarını geri itti. kazandıkları alanı, amr gelip hemen geri aldı. yazid'in komutasındaki sol kanat ise çok daha kötü bir durumdaydı. sayıca üstünlüğünü çok iyi kullanan gregory, testudo formunda ilerleyen askerleriyle, yazid'i geri itmeye başlamıştı. yazid, süvarileriyle, roma ordusunun duruşunu bozmaya çalıştıysa da ağır kayıplar vererek geri çekildi. roma piyadesi, mızraklarla müslümanları püskürttü. bu noktada aslında vahan'ın savaş planı başarılı gözüküyordu. müslüman sol ve sağ kanatları başarıyla geri itilmişti. her ne kadar iki tarafta ağır kayıp veriyorsa da, romalıların kayıp vermek ile bir sorunu yoktu. yeter ki, islam ordusu bir an önce bozulsun, vahan için bu mutlak bir zafer demekti. bir ara sol kanat o kadar geri çekildi ki, geride ki çadırlara kadar kaçan müslümanlar burada karılarının aşağılayıcı sözleriyle savaş meydanına tekrar döndüler. sağ kanatta işleri biraz toparladıktan sonra buradaki süvarilerle sol kanadı da kurtarması için dharam'ı bir süvari birliğiyle gönderdi. ona dairjan'ın ordusuna önden saldırmasını emretti. geri kalan süvariyle, gregory'e saldırdı. bu iki saldırı başarılı olmuştu. çok kanlı savaşlar sonunda, roma ordusu yavaş yavaş formunu bozmadan geri çekildi fakat çekilirken, dairjan ve korumaları, mücahitler tarafından sarıldı. her ne kadar çok iyi direnseler de, o karmaşada kimse onları kurtarmaya gelmeyecekti. dairjan göğsüne saplanan bir mızrak darbesiyle öldürüldü.
    ikinci günde romalılar her ne kadar başarıyor gibi olsalar da, müslüman saflarını bozamamışlardı.

    vahan ikinci günde bu işi bitiremediğine çok üzüldü. çünkü gerçekten kazanmaya çok yakındı. şimdi müslümanların tekrar toparlandığını görüyor ve kendisi için hazırlanan her ne isterse elinin altında olan lüks çadırından, karşıdaki müslümanların komutanlarının yokluk içerisindeki kamp alanına bakıyor ve iç geçiriyordu. onu üzen şeylerden en büyüğü komutanlarından birini kaybetmesi ve roma ordusunun moralinin düşmesiydi.

    halid, işinin zor olduğunu anlamıştı ama kazanabilirdi. romalıların süvarileriyle kendisi gibi hızlı davranamadığını ve müdahalede geciktiklerini görmüştü.

    üçüncü günde, vahan daha risksiz bir atakla, ilk gündeki gibi müslümanları tekrar test etmek istedi. ordusuna genel bir taaruz emri verip, islam ordusunun sağ kanadını izlemeye başladı. müslüman sol kanadındaki arazi hem uygun değildi. hem de sağ kanada ağır kayıplar verilmişti. qanatir, müslümanları sağ merkeziyle, sağ kanadını ayırmak gibi çok zor bir görev üstlendi ve başardı. tam araya girerek, müslümanların merkeziyle kanatları arasındaki iletişimi kopardı ve tekrardan müslümanlar sağ kanattan geri çekilmeye başladı. bunu gören vahan, etrafındaki diğer komutanlar ve korumalar sevinçle bağırdılar. zafer geliyordu. qanatir'in süvarileri o kadar beceriyle savaşıyordu ki, müslümanlar neye uğradıklarını şaşırmışlardı. bir yandan ok atışı altında kalmışlar, bir yandan da, ağır süvari mızraklarıyla hatları deliniyordu. tekrar kamplarına kadar kovalanan mücahitleri, yine halid kurtaracaktı.

    halid sağ kanadına yüklendiğini görünce, o da aynısını yapmak için tüm süvariyi topladı. hızlı olmalıydı, çünkü qanatir birazdan kampın içine kadar girecekti. toparladığı tüm gücüyle, roma sol kanadına vurdu. halid'in komutasındaki çoğu süvari son derece tecrübeli iyi savaşçılardı. buradaki savaş tam bir kan banyosuna döndü. belki de iki ordunun en iyi savaşçıları birbirini uzmanlıkla öldürüyordu. bu saldırı romalıların ilerlemesini durdurdu. geri çekilmiş olan sağ kanadın piyadelerinin de kamptan çıkaran saldırmasıyla roma saldırısı püskürtüldü. vahan küfürler ederek çadırına girdi. çok kızmıştı.

    vahan artık dördüncü günde bu işi bitirmek istiyordu. bir önceki günün planını aynen uygulayacaktı. qanatir ve jabalah'ın arap orduları roma sol kanadında toparlandı. sağ kanat tekrar başarıyla geri itilmeye başlandı. bu sırada halid, bütün süvarileriyle buraya geldi ve cepheyi dengeledi. bu sırada diğer cephelere de saldırı emri vererek, iki orduyu birbirine kenetledi.

    halid süvarilerini ikiye böldü ve roma sol kanadının iki kanadına saldırdı. bu sırada müslüman piyadesi romalılara önden saldırdı. saldırı tekrardan bir kan banyosuna döndü ama bu sefer romalılar ağır kayıp veriyordu. kanatlardan ve önden ağır kayıplara maruz kalan roma sol kanadı bozuldu ve geriye çekilmeye başladı. işte o an vahan savaşı kaybedeceğini anladı. bu bozulan askeri en iyi askeri ve en iyi komutanıydı. halid, sol kanattaki ermenilerle savaşırken, savaşın diğer kısımlarında işler mücahitler için bu kadar iyi gitmiyordu. romalılar tarafından tecrübeli atlı okçular meydana sürülmüştü. ebu ubeyde ve yazid tüm gücüyle ilerlemeye çalışırken, bu atlılar tarafından öyle bir atışa alındılar ki, daha önceden müslümanlar böyle bir şeyi hiç görmemişti. romalı atlılar nişan almakta o kadar ustaydılar ki, müslüman savaşçılar tam gözlerinden vuruyorlardı. hat üstüne hat yere düşüyor ve kör oluyordu. o gün, sahabeden ebu süfyan bir gözünü kaybetti. yazid ve ebu ubeyde, saldırıyı durdurup geri çekilmeye başladılar fakat romalı süvariler ve piyadeler hemen peşlerine düşüp geri çekilme sırasında mümkün olduğunca çok düşmanı öldürmek istiyordu. bunu gören müslüman komutanlarından ikrimah, mücahitlerin geri çekilmesini sağlamak için 400 atlısıyla roma ordusuna saldırdı ve geri çekilen müslümanlara zaman kazandırdı. ikrimah'ın adamları da, büyük bir ok yağmuruna tutuldu ve yarısına yakını öldü veya atından yere düştü. daha sonra çevrenen bu birlik, romalılar tarafından yok edildi.

    dört gün boyunca saldıran vahan, islam ordusunu bozamadı. çok ağır kayıplar verdi. ordusunun moralini tekrar toparlamak ve zaman kazanmak için halid'e ateşkes önerdi. bu ateşkes halid'e romalıların işinin bittiğini gösterdi. artık savunmada durmasına gerek yoktu. saldıracaktı ama önce tüm süvarisini topladı ve vadideki olası kaçış güzergahlarını kapattırdı. ayn al dhakar köprüsüne 500 atlıyla dharar gönderildi.

    roma karargahı sessizdi. ordu moralsizdi. bu savaşın ne kadar uzayacağı ve başlarına neler geleceğinden emin değillerdi.

    beşinci gün, savaşın son günü olacaktı. halid hepsini bir araya toparladığı süvarisiyle, roma süvarisini savaşın dışına itip, imparatorluk piyadesini arkadan vurmayı planlıyordu. çok cesur ama bitirici bir hamle olacaktı. halid tüm ordusuna ileri emri verdi. roma okçu atışı altında ilerleyen müslümanlar, kayıp vererek, roma hatlarıyla kavuştular. çetin bir mücadele başladı. artık vahan, savunma savaşı yapıyordu. halid süvarisiyle düşman sol hattının etrafından geçerek, arka tarafa ulaştı. bu sırada müslümanlar sağ kanattan, romalıları itmekteydi. önlü arkalı bu mücadeleye fazla dayanamayan romalılar geri çekilerek, ordu merkezine doğru kaçtılar. bu kaçış, roma ordusundaki düzen ve morali bozdu.

    halid, roma süvarisinin müdahaleye geldiğini görerek, onları da püskürttü. roma sol kanadı çökmek üzereydi, 3 yandan, saldırı altındaydı ve acilen desteklenmesi gerekiyordu. vahan halid'in süvari hamlelerini görmüş ve kendi süvari birliklerine toparlanma emri vermişti, ama roma süvarisi toparlanmaya çalışırken, bölük bölük müslüman tarafından saldırıya uğramıştı ve asla tek bir vücut haline gelmesine izin verilmedi. roma süvarisi alanı terk ederek, piyadeyi kendi kaderine bıraktı. az zaman sonra, roma sol kanadı çöktü ve geri çekiliş başladı. zafer müslümanlarındı.

    müslümanlar kaçan romalıların peşinden şam'a kadar geldiler. burada toparlanmaya çalışıyorken halid komutasındaki müslüman tarafından darmadağın edildiler. vahan buradaki savaşta öldürüldü.

    heraklius bozgunu duyunca çok sinirlendi. suçu kendinde ve kendi işlediği günahlarda aradı. yaptığı ensest evlilik için cezalandırıldığını düşünüyordu. şimdi elinde sadece anadolu'yu savunabilecek kadar adamı ve parası vardı. eğer elinde biraz kaynağı olsa hiç düşünmeden suriye'ye gönderirdi. çünkü çok iyi biliyordu ki, yarmuk'ta sadece suriye kaybedilmemişti imparatorluğun en bereketli mısır toprakları da çok büyük risk altına girmişti. daha sonradan mısır'ı destek gönderdiyse de, mısır'da islam orduları karşısında fazla dayanamayacaktı.

    --------detay----------

    roma ordusunda görev yapan jabalah daha sonradan müslüman olacaktı ve kabeyi tavafı sırasında bir dilencinin elbisesine basmasına çok kızıp, dilenciyi suratından yumruklayacaktı . dilencinin şikayetiyle ömer tarafından çağrılınca, ve dilenci tarafından aynı şekilde yumruk yiyeceği kendisine söylenince, tekrar anadolu'ya, romalılara sığınmıştır.