şükela:  tümü | bugün
  • beni dogayla ilgili saskina ceviren madde. az once hayatimda ilk kez maya kullanarak bisey yaptim (pogaca). efendim hamuru hazirladiktan sonra mayalanmaya birakiyosunuz. ben de rahat yapiym diye (biraz da bilgisizlikten, hamuru ne kadar olacagini malzemelerden kestirememekten) cok buyuk bir kapta hazirladim hamuru, dibinde azicik oldu. tarife uygun bi sekilde uzerine bir bez ortup biraktim. sonra bi baktim ustundeki bezi sismis hamur yukari firlatmis, hamurcuk kendini 3 katina falan buyutmus. bakar misiniz olaya yahu, sen koy tek hucreli canlilari hamura, hamuru 3 katina cikarsinlar. doga cok acayip.
  • (bkz: kuru maya)
    (bkz: instant kuru hamur mayasi)` : bunlar da birbirinden farklidir`
  • bugun aldıgım tarife göre bimde satılan 4lü yaşmayanın bir tanesinin yarısı alınır ılık suda eritilir, üzerine 1 bardak yağ, 1 bardak yoğurt, 2 yumurta beyazı(sarıları poğacanın üzerine sürmek için ayırılır) karıştırılır sonra alabildiğince yani kulak memesi kıvamı kadar unla yoğurulur sonra yarım saatten az olmamak üzere bekletmeye alınır. eğer hamur kızartması yapacaksanız bol kalorilisinden 1 gece önceden dolapta mayalı halde bekletilmelidir hamurumuz. hamur kızartması sadece su, un, tuz ve mayadan ibarettir.

    afiyet olsun.
  • zamanında aknelerim geçsin diye, tavsiye üzerine başka sıvı bir maddeyle (kolonya mıydı, gül suyu muydu) karıştırarak yüzüme sürdüğüm, iğrenç kokulu madde... akneler geçti mi? maya kullanınca hayır, stresi düşürünce evet!
  • uğruna şarkılar yazılan maya.

    (bkz: ne olursa olsun yaş mayaya mecbursun)
  • efendim bugünkü evde her şeyi doğalından yapalım tarifinde konumuz yaş maya:

    efendim önce işlenmemiş ya da en az işlenmiş bir un alıyoruz. tam buğday unu en güzelidir. kavanozlarımız olacak. temiz kaynatılmış. en başta bu önemli. sonra kavanozlar berbat görünecek ama olsun en başta temiz olması iyi. unu keyfimize göre kavanozlara koyuyoruz. yok bilmem kaç kaşık olayını sallayın. ben sallıyorum. önemli olan kıvam. her gün iki kat formülünü de sallayın. formülle ölçüyle evde doğal bir şey yapmak ne garip. fabrikalar ölçüyle yapar.

    efendim göz kararı az biraz un az biraz su (içme suyu olsun, belediyenin sularını içmiyoruz) ile başlayacağız. bir de üzüm. evet üzüm, yanlış yazmadım, siz de okumadınız. şöyle siyahından. öküzgözü veya karalardan birisi (ankara, sivas, çorum, giresun, ...) üzümün dalından koparamadığınızdan, gerçi koparsanız da ilaçlıdır o. birkaç gün önceden yıkayın güneş görmeden beklesin mutfakta. oda sıcaklığını siktir edin. kutupta yaşamıyoruz. üzümü de ilk bir iki gün unun içine göz kararı atacağız. ama nusretin tuz serpmesi gibi değil. sıkıyorsunuz bir güzel, kabuğu ile atıyorsunuz. ben çekirdeklerini de attım, sonra hamurdan çekirdek seçersiniz.

    efendim un, su, üzüm eziğini karıştırıyoruz. cıvık olmayan, ama ıslak bir hamur elde ediyorsunuz. sağda solda kulak memesinden sulu, kekten kuru falan duyarsanız dövün onları. sapıkça fantezileri mayamıza alet etmiyoruz. kavonuzu siyah bir torbaya koyup ağzını az kapatıyoruz. böyle sanki hemen açılacak gibi. sonra kuytu bir yere koyuyorsunuz.

    demeyi unuttum. bu işi makul bir saatte yapın. her zaman evde olduğunuz bir saat. çünkü ertesi gün yine aynı saatte mayamızı ziyarete gideceğiz. ona biraz un biraz su biraz üzüm vereceğiz. besliyoruz yani. mayayı değil, içindeki bakterileri. açlar onlar. bazen unu çok yerler sulu olur mayamız. bazen su az gelir çok kurur. internetteki fotolarla karıştırmayın mayanızı keyfiniz bozulur.

    efendim her gün aynı saatte mayaya un su koyuyoruz, ama üzüm üçüncü günden sonra gereksiz. mayanız pis pis kokar. işte o alkol kokusudur. mayanız güzelliğidir o. koklayın onu. o koku azaldıkça işler kötü demektir. ekşi mayadaki ekşi lafı da alkolün o ekşi kokusudur. bilmiyorsanız gidin bir şarap fabrikasına koklayın.

    efendim kokladık, besledik. günler geçti, kavanozlarımız doldu. internetten baktınız herkes yarısını atın diyor. ayıp ediyorlar. ayırın yarısını bir kaba. kavanozdakilerle yine un su beslemesine devam edin. her geçen gün daha güzel mayanız olur.

    kaptaki mayaya (daha olmadı diyeni dövün), un ekleyin. burada keyfiniz bilir, yumurta ekleyin (yumurta sevmeyenler eklemesin, zorla değil). yoğurun. normal hamur gibi. kıvama gelince, bekleyin, kabarmaz önceleri, ara sıra az un ekeleyip (nusret gibi bu sefer), yine yoğurun. ele yapışmayınca az su serpin ağzını kapatın bekleyin, sıkıldıkça yoğurun, 4 saatte bir olur, 6 saatte bir olur fark etmez. bir iki gün böyle takılın. gündüz üstünü örtün ışık görmesin. bir kaç tekrardan sonra ekşi koku gider, köy ekmeği kokusu gelir hamura ve hamur da kabarmaya başlar. güzel yoğurun bu arada, kolum ağrıdı demeyin.

    iki gün sonra kol kaslarımız gelişmiş oluyor. küçük parçalara bölün, uzun sopa gibi yapın. fırına atın. 5-6 tane çıkabiliyor. fransızlar baget diyorlar, ekmek işte. baget bizi bozar. sonra videolarda izlemişseniz jilet falan, yalan onlar. ama illa süs olsun diyorsanız mevye bıçağı ile çizik atın. adınızı falan da yazabilirsiniz ama sonrası hayal kırıklığı olabilir. fırına bir de bir bardak su koyun. sert ekmeği dişiniz kesmeye bilir. yumuşak ekmek iyidir, candır.

    efendim ekmeklerinizi yiyin.

    mayayı da unutmayın. sürekli un, su. gün geçtikçe tadı daha güzelleşir kabarması da iyileşir.

    besle besle nereye kadar demeyin, yüzlerce yıl devam ettirenler var. malum şarap gibi, yıllandıkça güzelleşiyor.

    kalın sağlıcakla
  • yağ kusan yüze çok iyi gelen şey.
    yarım paket yaş maya, beş damla limon, iki tatlı kaşığı ev sirkesi, iki damla çay ağacı yağını karıştırıp ince tabaka halinde yüzümüze sürüyoruz. 15 dakika sonra ılık suyla yıkayıp son defa da soğuk su vurup kuruluyoruz. sivilceleri de kurutuyor bu maske.
    saç için de bir paket mayaya bir tatlı kaşığı badem yağı, iki tatlı kaşığı zeytin yağı karıştırıp saç diplerimize yediriyoruz. streçle sarıp bekletiyoruz. yıkayıp arındırdığımızda yumuşak bir saça sahip oluyoruz ki boyalı saçlar için birebir maske.
  • şu sıralar çoğu markette bulunamayan şey. patates, domates gibi haber olması yakındır.