şükela:  tümü | bugün soru sor
  • "leviathan yasa yapmadan adalet tanımlanmamıştır, adaletsizlik de yoktur" diyor hobbes. teorik olarak doğru. zira yasama gücünün yaptığı yasalar pozitif hukuktur; ancak meşruiyet ve yasallık analitik olarak daima ayrıdır. yani yasal olan her şey meşru olamaz. egemen gücün ağzından çıkan ferman, emir, buyruk veya yasa teknik olarak meşru görülebilir; ancak ideal hukukta yasalaşmış olan her şeyin meşru olduğunu kabul etmeyi amiyane tabirle komik buluyorum.

    meşruiyeti sorgulama aklı ve vicdanı olan her kişinin insanlık vazifesiyse ve bu bir doğal haksa, adalet veya kamu yararının tanımı herkesin canının, özgürlüklerinin ve sahip olduklarının eşit şekilde garanti alınmasının gerektiği fikrini içerir. bu sayede yasal olanı öyle soyut da olmayan, net, belirli ve içinde yaşanan ülkenin yasasından bağımsız normlarla ölçme ve değerlendirme fırsatı doğar. bu fırsat adaleti soyutluktan somutluğa taşır ve kapsamlı, net bir içerik kazandırır. bu kazanım ülkeden ülkeye, zamandan zamana, kimlikten kimliğe değişmez."

    fransız ihtilali teorisinin arkasındaki thomas paine / insan haklarından.

    bu satırlar iki asır kadar önce yazılmış. başımı kitaplardan kaldırıp dünyada olanlara bakınca hakikaten şaşırıyorum. sene 2018... bırakın bundan 1000 yıl önce yaşayanı, 100 yıl önce yaşayan için bile bu yaşadığımız yıllarda ütopik devletlerin kurulması, insanların azami adalet, eşitlik ve kardeşlik içinde yaşaması gerekiyordu. olmadı. olmadı ve şansımız da gün geçtikçe kayboluyor.