şükela:  tümü | bugün
  • yasağ-ı bed, yani "kötü yasak", 1667 yılında devran ve semanın bir padişah fermanı ile yasaklanması hadisesini anmak için mevlevilerin kullandıkları tabirdir.

    istanbul'da o dönem iyice kuvvet kazanan ve ibn teymiyye ve imam-ı birgivi'nin ıslahatçı ve islam'ın özüne dönülmesine dair fikirlerinden ilham alan ve sufileri zındık, onların ibadetlerini ve alışkanlıklarını bidat olarak gören kadızadeliler hareketinin lideri vani mehmet efendi, telkinleri ile padişah dördüncü mehmet'i ve sadrazam köprülü fazıl ahmet paşa'yı tesiri altına almaya ve bu konuda bir ferman çıkarttırmaya muvaffak olmuştu. böylece mevlevi tarikatı ile özdeşleşen devran ve sema ayinleri ve ayrıca diğer tarikatların ayinleri ile şeriatın kesin olarak belirlediği şekli dışında allah'ın ismini belirli bir melodi ile terennüm etmek (zikr cahrî), şehadeti melodileştirmek (tahlil) ve allah'ın isimlerinin sıralanarak okumak da (tespih) yasaklanmıştı.

    imparatorluğun berbat iktisadi durumu yanında memleketin dört bir yanında meydana gelen afetler ve patlak veren isyanlar da kadızadeliler'in halkın ahlakını düzeltmek için bu tarz sert tedbirler alınmasına yönelik fikirlerini yaymak için müsait bir iklim oluşturmuştur. kadızadeliler ganimeti fırsat bilerek çeşitli türbeleri yıkacak ve yalnızca bir sene içinde başka bir ferman ile halkın türbeleri ziyareti de yasaklanacaktır.

    söz konusu yasaklar, tüm tarikatlar ve özellikle devlet ve ahali nezdinde büyük bir itibara sahip olan mevleviler için korkunç kötü sonuçlar doğurmuştur. kütahya mevlevihanesi postnişinlerinden sakıb mustafa dede, meşhur mevlevi dervişleri hakkında yazmış olduğu sefîne-i nefîse-i mevleviyân isimli eserinde bu yasaklamalar ve kötülemeler nedeniyle binlerce mevlevinin üzüntüden öldüğünü kaydederken dönemin şairlerinden rıza bey de bu hadiseye “ey rızâ gûş eyleyip târîhini / didi hâtif hây hâmûş oldı ney” beyti ile 1077/1667 olarak tarih düşürmüştür.