şükela:  tümü | bugün
  • politik, dinsel, sosyal açıdan sakıncalı veya fazla açık-saçıksal bulunan kitaplar belli dönemlerde yasaklanmış veya sansüre uğramıştır.. bu kitapların yasaklanma gerekçeleri ise bazen gayet enteresan boyutlara ulaşmıştır.. her yasak gibi bunlar da insanlara çekici gelmiş ve yasaklanan birçok yayın efsaneleşmiştir.. söz konusu kitaplardan çoğunun yasağı kalkmış olmasına rağmen, bazı ülkeler birkaçını hala sakıncalı bulmaktadır..

    önceliği en sevdiğim kitaplardan birine veriyorum j.d.salinger’e kıyak geçerekten, “the catcher in the rye” yani “çavdar tarlasında çocuklar” (“gönülçelen” isimli bir çevirisini de bulmak mümkündür.).. ilk olarak 1951 yılında amerika’da basılan gönülçelen, büyüklerin kaotik evreninin erken yaşta bunalıma soktuğu adamım holden’in hikayesidir.. holden yaşına göre oldukça aykırı bir çocuktur, hani aklıma sunay akın’in “büyüklerle ben yapamıyorum, çocuklar da almıyor beni oyunlarına” dizelerini getirmiyor değil bazı bazi.. tüm arzusu -hayali bir- çavdar tarlasında oynayan çocukların tarlanın kenarındaki –yine hayali- bir uçurumdan düşmesini engellemeye çalışmaktır.. steve buscemi ve lost in translation filmi ile meşhur olma yolunda önemli adımlar atan scarlett johansson’un başrollerinde olduğu “ghost world” filminde de işlenmiş olan “hiçbir yere ait olmama” duygusu tüm kitaba hakimdir.. herkese karşı olan (kardeşi phoebe haric) birinin 48 saatlık öyküsü bana yer yer yusuf atılgan’in “aylak adam” romanını da çağrıştırmıştır..

    yasaklanma nedenleri: beyaz ırk karşıtı ve müstehcen olması en önemli nedenlerdendir. “brave new world” ve “to kill a mocking bird” de aynı nedenlerle yasaklanmış diger kitaplardir. aynı zamanda yetişme çağındaki körpe bünyelere kötü bir model olan “kahramanım” holden da bu yasaklanma sürecine önemli katkılarda bulunmuştur. romanda kullanılan dilin bozuk olması (ki burada salinger’in edebi yeteneğini kastetmediğimi anladınız herhalde, bildiğiniz küfür içeriği yüzünden), pornografik ögelere rastlanması (sizin içiniz fesatmış be, sinirlendim bak) ve amerikan ahlak anlayısının temeline dinamit koyması (amerika görmesem eyvallah diyeceğim, oysa hadi len dememiz gerekiyor) gibi birkaç nedenle daha –farklı coğrafyalarda ve zamanlarda- yasaklanmışlığı vardır.

    bir de oldukça ilginç bir nedenle sansüre uğramışlığı vardır ki, tam evlere şenliktir. bu absürd neden “suikastçilerin başucu kitabı” olmasıdır. john f. kennedy’ye suikast düzenleyen lee harwey oswald’in üzerinde bu örgütsel doküman bulunmuştur. john lennon’i vuran şahıs olan mark david chapman ise, bu cinayet öncesinde elindeki gönülçelen kitabını john lennon’a imzalatmıştı. mel gibson ve julia roberts’in başrollerinde olduğu “conspiracy theory” filminde de bu “tesadüfe” muhteşem bir gönderme mevcuttur. mel gibson bu kitaba takıntısı olan bir suikastçiyi canlandırmıştı, keşke yalnızca bunun için sevseydim o filmi.

    yasaklanma tarihçesi: resmi olarak 1966-1975 tarihleri arasında amerika birleşik devletleri’nin birçok eyaletindeki okul kütüphanelerinde bulunması yasaklanmıştır. ancak bu tarih öncesi ve sonrasında da yer yer okunulması engellenmiştir. 1957’de avusturalya gümrüğünden geçirilmesine izin verilmemiş, biçare kanguruların bunalıma girmesi bu şekilde engellenmiştir. daha sonra üzerine “18 yaş altı ve kangurular için sakıncalidir” gibi bir ibare konulması şartıyla satışına izin verilmiştir. 1960’ta oklahoma eyaletinde bir lise öğretmeni, okuma ödevi olarak öğrencilerine bu kitabı layık gördüğünden işinden olmuştur. aynı dakikalarda özgürlük heykelinin elindeki meşalenin söyle bir parlayıp söndüğü dikkatli gözlerden kaçmamıştır. bu tarihten sonraları da özellikle öğrenci velilerinin baskıları sonucu okul kütüphanelerindeki raflardan kaldırılmıştır. hatta bu önlemi yeterli görmeyen bazı düşünceli aileler, meydanlarda toplanarak bu kitabın yüzlerce baskısını yakmışlardır. 90’larda dahi bu yasak sürmüş, körpe beyinlerin bu kitapla zehirlenmeleri -en azından okul sınırları içerisinde- önlenmiştir.
  • anthony burgess’in 1962’de ingiltere’de yayınladığı “a clockwork orange” da zamaninda yasaklanmis kitaplardandir.. hem kitabını okumuşluğum, hem de stanley kubrick tarafından sinemaya uyarlanmış versiyonunu seyretmişliğim olduğundan bu yasağa kısmen mana verebiliyorum.. “gönülçelen” adlı eserin yasaklanmasını anlamam mümkün değil, ama beni dahi manyak etmiş bu eserin yasaklanmasına daha bir hoşgörü ile yaklaşabilirim.. buradan izninizle kitabın 14 yaşındaki “anti-kahraman” veledi alex’e seslenmek istiyorum.. len oğlum manyak mısın?. akıllı ol, git evcilik oyna yaşıtların gibi.. işin gücün itlik kopukluk.. alex de holden caulfield gibi bir anti-kahraman (holden’le bu veled-i zina arasında bir benzerlik bulduğuma inanamıyorum, bakma yavrum sen bu alex itine).. bu kitaptan uyarlanan film ingiltere’de gişe rekorları kırarken kubrick amcamın ricasıyla vizyondan kaldırılması boşuna değil.. film ingiltere’de tam 30 yıl yasaklı kalmış, ancak kubrick’in ölümünden sonra toplu gösterimine izin verilmiştir.. filmleri şiddet içeriğine göre derecelendiren komite, en yüksek derece olan “r”yi bile hafif bulmuş, söz konusu filmi “x” diye yeni bir sınıfta kategorize etmiştir.. herhalde buna “r” derler ise, “r” olan diğer filmleri çocuk filmi addetmeleri gerekeceğinden.. an itibarıyla “x” sınıfı kaldırılmıştır, zaten bu sınıfa dahil edilen bildiğim tek film de “otomatik portakal”dir.. bu “şiddet” başyapıtı üç bölümde incelenebilir.. ilk bölümü alex ve çetesinin itlikleri, ikinci bölümü alex’e rehabilitasyon adı altında edilen itlikler, üçüncü bölümü ise alex’in kurbanlarının kontraatak itlikleri.. yani sadece itlik ve kopukluk üzerinedir tüm roman.. beni “şiddet” açısından en fazla sarsan bölümün ise ikinci bölüm olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.. zulümdür bu yapılanlar, “alex’ler ölmez, vatan bölünmez” ve hatta “alex’ci hareket engellenemez”..

    yasaklanma nedenleri: daha ne diyeyim canım efendim, gayet açık değil mi giriş bölümünden.. benim gibi sessiz sakin adam bile psikopata bağladı, şalterleri indirdi bu eser karşısında.. peki bu kitabı okuyan rahatsız bünyeler ne yapsin?. ingiltere’de yasaklanma nedeni olarak birkaç cinayete esin kaynağı olmasını da hatırlatalım yeri gelmişken.. “küçük prens” dahi okuyup dellenebilecek potansiyel ademogulları mevcut iken, bu bahaneyle kitabın yasaklanmasını onaylamıyorum elbet.. zaten hiçbir yasağı onaylamamakla beraber, yasaklanmasını en metanetle karşıladığım eser de budur..

    yasaklanma tarihçesi: 1973’te utah eyaletinde bir kitapevi sahibi, üç ayrı kitabın satışını yaptığı için tutuklandı.. biri tahmin edeceğiniz üzere “otomatik portakal”.. diğer ikisi de ilginç gelebilir belki, özellikle robert ailey’in “paris’te son tango” kitabı.. davanın sonucu mu?. carole grant isimli kitapevi sahibi beraat etti, ancak dükkanına kepenk vuruldu ve kentten uzaklaştırıldı.. 1976’da colorado eyaletindeki liselerde 1275 kitap içeren liste incelendi ve sadece 9 tanesine onay verilmedi.. içlerinde (tabi ki) “otomatik portakal” ve “exorcist” de bulunmaktaydı.. öğretmenler eğitim özgürlüklerine yapılan bu müdaheleye karşı ayaklandı ve mahkemelik oldular.. hakim öğretmenlerin gerekçesini haklı bulduysa da, aleyhlerinde karar almak zorunda kaldı.. alabama eyaletinde halen süregelen uygulamaya göre ise öğrenciler bu kitabı kütüphaneden ancak “veli izni” ile alabilmektedirler..
  • ister inanın ister inanmayın, charles dickens’in 1838 tarihli "oliver twist" romanı dini nedenlerle sakıncalı bulunmuştu.. dickens’in ikinci romanı olan bu kitap, bir hırsız çetesinin eline düşen acıların çocuğu oliver’in hikayesidir.. “çocuk kitabı bu efendi, ne dini ne göndermesi.. ben ilkokuldayken oliver twist okuyordum” demeyin, dinleyin bir önce..

    yasaklanma nedeni ve tarihçesi: kitabın kötü adamı fagin, şeytani ve sürüngenimsi bir şekilde betimlenmiştir.. tarif edilen portresindeki ayrıntılar, kızıl saç ve sakalı ile şeytana atıfta bulunulduğu aşikardır.. tabi ki yasağın nedeni “fagin’i koruma vakfı” üyelerinin feryatları değildir.. fagin’in en belirgin üç özelliğini gözden geçirelim isterseniz: hırsızlık yapması, şeytanı temsil etmesi ve "yahudi" olması.. kitapta fagin yüzlerce kez adıyla değil “the jew”, yani “yahudi” olarak anılmıştır.. tesadüfün göz deliğine bakın ki, 1830’larda ingiltere’de yahudiler ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmekteydi.. yahudi karşıtı hareket doruk noktasındaydı, dükkan sahibi olmaları dahi kanunlarla engellenmişti.. eleştirmenler her ne kadar fagin karakterine yüklenilen özellikler arasında bir bağ kurulmaması gerektiğini ve dickens’in bunu bilinçli olarak yapmadığını düşünseler de, charles dickens’in antisemitist bir kültürle yetiştirildiği gerçeği gözardı edilemez.. 1860’lara doğru yahudiler seçme ve seçilme gibi haklarına kavuşunca, bu “hassas” konu tekrar gündeme gelmiş ve 1868 yılında oliver twist’in elden geçmiş yeni bir baskısı yayımlanmıştır.. kitaptaki en önemli değişiklik “the jew” kelimesinin kalkması, onun yerine adı olan “fagin” veya kişi zamiri “he” konmasıydı.. ancak bir kez olan olmuş, 1949’da new york’da yahudi aileler liselerde bu kitabın okutulmaması için okul yönetimlerine baskı yapmıştı.. yahudilere karşı ırkçılık ve nefret içerdiği için yasaklanması istenen bir diğer kitap ise shakespeare’in “venedik taciri” (shylock karakterini hatırlayınız) idi.. hatta "shylock" kelimesi ingilizceye "cimri, kalpsiz tefeci" gibi birçok kötü manasıyla yerleşti bu romandan sonra..

    fransa’da 1894 yılında gerçekleşen "dreyfus olayı" antisemitist hareketin başlangıcı olarak gözükse de, altyapı çalışmaları için charles dickens’a da en azından bir mansiyon verilmelidir..
  • ıssız bir adaya düşsem yanıma alacağım üç kitaptan biri olan george orwell’in 1945 tarihli “animal farm” eserinin de icine girdigi kategori.. kendilerini sömüren insanlara karşı ayaklanan ve bulundukları çiftliğin yönetimini ele geçiren bir grup hayvanın hikayesi olan bu kitap, jonathan green’in “sansür ansiklopedisi”ne göre en çok sansürlenen kitapların başında gelmektedir.. haklı ama adam.. totaliter olsam dellenirim, komünist olsam sinirlenirim bu metne.. başta diktatörlük düzenine giydiren kitap, ikinci devrede yapılan yerinde değişikliklerle inceden komünizm eleştirisine girişir.. ama kitabın özellikle ekim devrimine yönelik göndermeleri oldukça açık ve net bir şekilde gözlemlenebilir, ki hedef zaten totalitarizm eleştirisinden çok stalin’in komünizm anlayışıdır.. arada olan snowball (nam-i diğer troçki) ile boxer’a olur.. yani bir nevi “filler tepişirken, ezilen çimenler olur”.. bu kitap bende takıntı yaratmış, her kitabevinin çevirisini alıp okumama yol açmıştır.. türkiye’de –bildiğim kadarıyla- en son can yayınları basımını yapmıştı, ama kişisel favorim inkılap kitabevi’nın yayımladığıdır.. ne diyelim; bütün çeviriler eşittir, ama bazı çeviriler daha eşittir..

    yasaklanma nedenleri ve tarihçesi: başlıca neden içerdiği politik teorilerdir.. “problem kitap” olarak nitelenmiş, neden olarak da orwell’in komünist olması gösterilmiştir.. içinde geçen devrim göndermeleri birçok protestoya neden olmuştur.. aslında komünist düzene eleştiri olarak yazılmış bir eserin “çocuklarımız komünist olmasın” diye yasaklanması gerçekten müthiş bir ironidir.. yapmayın etmeyin güzel kardeşlerim, tüm kitaptan çıkarttığınız anlam “devrim” kelimesi mi ey güzel insanlar?. okuyun, okutun bu kitabı gözünüzü seveyim.. amerikan ve ingiliz hükümetinin siparişi üzerine yazıldığına dair ciddi iddialar ortaya atılan bu kitabın, bahsi geçen iki ülkede de yasaklanmış olması ise komedinin ikinci perdesidir.. aynı amerika (başka varmış gibi) “animal farm” kitabını vietnam savaşı sırasında anti-komünist propagandalarına alet etmekten de çekinmemiştir.. hakikaten kendisine layık görülen “problem kitap” sıfatını haketmiş, kimse çözememiş anlaşılan bu kitabı.. hem komünizm korkusuyla yasaklanmış, hem de anti-komünizm malzemesi olarak ders kitabı yapılmış bir eser daha yoktur sanırım.. ayrıca küba’da resmi olarak yasaklı hiçbir kitap olmamasına rağmen, "hayvanlar çiftliği" namlı anti-stalinist fablın hükümet tarafından pek sevilmediğini ve zorlukla bulunabildiğini de not düşelim yazımızın sonuna..
  • yasaklı kitaplara değinmişken, tüm kitapların yasaklı olduğu bir dünyadan bahseden fahrenheit 451’den bahsetmemek olmaz.. kitap da zaten adını kağıdın yanma sıcaklığı olan 451 fahrenheit’tan (yaklaşık 234ºc) almaktadır.. “entelektüel” kelimesinin en okkalı küfürlerden biri olduğu ütopik bir dünyada, itfayecilerin bildiğimizden daha farklı bir görevi vardır.. itfayeciler yangın söndürmekle değil, tam tersi karşılaştıkları kitapları içinde bulunduğu evlerle beraber yakmakla görevlidirler.. insanlar, “televizyonu çok eğitici buluyorum.. çünkü ne zaman evde televizyon açılsa, odama kapanıp kitap okuyorum” diyen ademoğluna inat, odalarının üç duvarı televizyon ekranı olan evlerde yaşamaktadır.. insanların birbiriyle iletişimi en düşük seviyededir, televizyondaki karakterler aileden biri gibi kabul edilmektedir.. “çağımızın en büyük sorunu iletişimsizliktir, televizyon aptal kutusudur” gibi bradbury’nın endişelerini haklı çıkartacak toplumsal mesajlar da verebilirim şimdi ama gerek yok..

    insanların doğal yaşamla ilişkilerini kestiği, düşüncelerini ve duygularını paylaşmadığı bu dünyada itfayecilik yapan montag, kitabın ana karakteridir.. ray bradbury’nin bu kitabı, aydınlanmasını yaktığı (ve yakmadığı) kitapların ışığına borçlu olan montag’ın hikayesidir bir bakıma.. montag bir gün 17 yaşındaki clarisse ile tanışması sonucu içinde bulunduğu dünyayı sorgulamaya başlar ve olaylar gelişir.. clarisse montag’a eskiden itfayecilerin görevinin yangın çıkartmak değil, yangın söndürmek olduğundan ve daha birçok "gariplikten" bahseder.. yaktığı evlerdeki kitapları gizlice evine götürmeye başlayan montag bir daha eskisi kadar sevemeyecektir işini, dönüşü olmayan bir yola girmiştir.. kitaplarının yakılmasına karşı çıkan bir kadının tüm kitaplarıyla birlikte kendini (beni yak kendini yak her şeyi yak şarkısı eşliğinde) yakması son damla olur.. şefinin “okumuş bir adamın hedefinin kim olacağını kim bilebilir ki?” desturuna inat, evine aslında yakması gereken kitapları taşımaya devam eder.. sonunda karısının kendisini ihbar etmesiyle yoldaşları tarafından evi (içindeki kitaplarla beraber) yakılır.. “kadın, şarap ve zar insanı mahveder”sözünün doğruluğu bir kez daha kanıtlanmasına rağmen, kitap umutlu bir şekilde son bulur..

    yasaklanma tarihçesi ve nedenleri: fahrenheit 451’in orijinal yayıncısı olan “ballantine books” 1967’de, yanı kitabın ilk basımından 13 sene sonra liseler için özel bir sürüm oluşturdu.. yeni versiyonda 75 ayrı kısım “cehennem”, “kürtaj” ve “lanet (damn)” gibi zararlı kelimelerden temizlenmişti.. böyle bir kitabın sansürlenmesi, içindeki bazı bölümlerin adeta “yakılmasındaki” ironi zor bulunur cinstendir doğrusu.. yazarın izni olmadan temizlenen kitapta bazı ufak tefek değişiklikler de yapıldı.. sarhoş olarak tasvir edilen bir adam, “temizlenmiş” sürümde karşımıza “hasta” bir adam olarak çıkar.. böylece yukarıda bahsettiğim ”kadın, şarap, zar” üçlemesinden birinin daha körpe bünyelere olumsuz etki etmesi engellendi.. yeri gelmişken bradbury’nın “moby dick” romanından esinlenerek yazdığı bir bilimkurgu eserinin (leviathan 99), içinde hiç kadın karakter olmadığı için sahneye konmadığını da belirtelim..

    6 yıl boyunca “temizlenmiş” ve “pis” versiyonları birlikte basıldı, ancak 1973-1979 yılları arasında “pis/kötü/yetişkin” versiyonu yayıncı kuruluş tarafından ortadan tümüyle kaldırıldı.. yeni versiyonda herhangi bir uyarı olmadığından kimse bu gerçeğin farkına varmadı.. 1979’da bradbury’nin bir arkadaşının uyarısı sonucu “temizlenmiş” versiyon yerine orijinal fahrenheit 451 raflara geri dondu.. buna rağmen 1992’de california’da bir lise kendi çabalarıyla (sakıncalı kelimelerin üstünü çizerek) fahrenheit 451’i sansürledi ve öğrencilerine okuma kitabı olarak verdi.. kitap yakılması ve sansüre ironik bir dille dokunan bu kitabın aynı akıbete uğraması bazı duyarlı aileleri isyan ettirdi.. okulun şikayet edilmesi ve olayın basına yansımasıyla birlikte okul geri adım attı ve bir daha sansürlü versiyonu kullanmayacağına dair incile el basarak yemin etti..
  • yasakli kitaplar icin disaridaki yasakli kitaplara bakmak gayet sacmadir yillardir bu ulkede kitaplarin yasaklandigi, yazarlarin hapse atildigi dusunuldugunde.
  • bir ara metüst'ün pazar sevişgenleri ile enis batur'un elmasının girdiğini kategori.