şükela:  tümü | bugün
  • şöyle diyor üstat; "elbette genel olarak tüm zamanların bilgeleri hep aynı şeyi söylemişlerdir ve tüm zamanların budalaları, yani ezici çoğunluğu da, tam tersini yapmışlardır: bu durum bundan sonra da sürecektir. bu yüzden; bu dünyayı tıpkı dünyaya geldiğimizde onu bulduğumuz gibi, aptal ve kötü bir biçimde terk edeceğiz."
  • kendimi bildim bileli basket oynayıp , spor yaptığım için kilo deneyimlediğim bir yaşam tarzı değil / furkan andıç

    çocuk büyütmenin en zor yanı bakıcılarla çalışmak / ferhan kaya poroy

    yedi yıldır üzerinde çalıştığım bir kitap var: ‘deli kız ve sigara yanıklı dilenci’. bu kitapta roman ve kişisel gelişimle yeni bir kategori yarattım. üç boyutlu yazıyorum ve yazdıklarım çok net anlaşılmıyor. bir cümleyi bile anlamak için birkaç sefer okumak lazım / aleyna tilki
  • biblos yayınlarının parerga ile paralipomena dizisinin üçüncü kitabıdır.

    schopenhauer'in ciddi anlamda başucu kitabı olabilecek nitelikteki eseridir.

    felsefeyle ilgilenenler için kesinlikle okunması gerekendir. bu büyük adamın hayat üzerine değerli görüşleri tespitleri ve tavsiyelerinden ibarettir.
  • (bkz: #67329544)
  • "eğer iyi olamıyorsanız dikkatli olun" baltasar gracian
  • sayfa 193;

    51.hiçbir olay karşısında büyük sevinç ya da büyük üzüntü duymamalıdır; bunun bir nedeni, bu olayı her an yeniden biçimlendirebilecek olan, tüm şeylerin değişebilirliğidir; bir başka nedeni de, bizim için yararlı ya da zararlı şeyler hakkındaki yargımızın yanıltıcılığıdır; bu yanıltıcılık yüzünden hemen herkes bir defa, sonradan kendisi için çok iyi olduğu ortaya çıkan bir şeyden yakınmış ya da en büyük acıların kaynağı olacak bir şeye sevinmiştir.
  • "kendini beğenmişlik insan eylemlerinin en yıkılmazı, en etkini, en aptalcasıdır."

    "bu dünyayı, tıpkı dünyaya geldiğimizde onu bulduğumuz gibi, aptal ve kötü bir biçimde terk edeceğiz."

    "ne zaman parçalayabilir, ne de herhangi bir güç, yaşayarak kendini geliştiren, belirlenmiş biçimi."

    "iç dünyası zengin bir insan, her şeyden önce acı çekmemeye, kendini ihmal etmemeye, dinginliğe ve kendi başına kalmaya yönelecektir, yani sakin, alçakgönüllü ama olabildiğince engellenmemiş bir yaşam arayacaktır ve buna göre, sözümona insanlarla kimi tanışıklıklardan sonra, kendi köşesine çekilmişliği ve hatta, büyük bir kafaysa eğer, yalnızlığı seçecektir."

    "ayrıca, nasıl ki en mutlu ülke az ya da çok ithalat yapması gerekmeyen ülke ise, iç zenginliği kendine yeten ve eğlenmek için dışarıdan az ya da çok bir şeye gereksinmeyen insan da en mutlu insandır; dışarıdan alınan pahalıya mal olur, bağımlılık yapar ve tehlike getirir, bıkkınlığa neden olur ve sonunda da, yerli toprağın ürünlerinin kötü bir ikamesidir. ötekilerden, dışarıdan, hiçbir bakımdan çok şey beklenilmemelidir. bir kimsenin, başkaları için ne olabileceğinin, çok dar sınırları vardır: sonunda herkes yine de yalnız başına kalır ve dahası, kimin yalnız olduğu da ayrıca tartışmalıdır; burada da, goethe'nin genel olarak söylediği gibi (dicht. und wahr., cilt 3, s. 474), her olayda, herkesin sonunda kendi sınırlarına çekileceği doğrudur; tıpkı oliver goldsmith'in söylediği gibi: her yerde sadece kendimize emanet olduğumuzdan mutluluğumuzu da kendimiz yapar ya da buluruz."

    "güzel günlerimizi, onların farkında olmadan yaşarız: ancak kötü günler geri geldiğinde, güzel günleri yeniden isteriz. binlerce neşeli, hoş saati, asık suratla, tadını çıkarmadan geçiririz ve daha sonra, sıkıntılı zamanlarımızda, boşuna bir özlemle o günleri ararız. bunun yerine, katlanılabilir olan her şimdiki anın ve geçip gitmesine kayıtsızca göz yumduğumuz ve üstelik bir de sabırsızca ertelediğimiz gündelik olayların bile değerini bilmeli, tam da şimdiki anı, geçmişin sahnesine geçtiği bu andan itibaren, ölümsüzlüğün ışığıyla ışıldayarak bellek tarafından korunacağını ve günün birinde, özellikle kötü bir zamanda, belleğin perdeyi araladığı sırada, en candan özlemimizin nesnesi olarak ortaya çıkacağını hiç unutmamalıyız."

    "zamanda huzur içinde olmak tehlikelidir. buna karşılık, insan mutluluğunun dışsal sınırlandırılmasının, varabildiği yere kadar o denli yararlı, hatta zorunlu olduğu, mutlu insanları betimleyen biricik şiir türünün, idilin, o insanları sürekli ve esas olarak son derece sınırlı bir konumda ve çevrede serimlemesinden de görülebilir. gündelik yaşam olaylarını konu edinen resimlerden hoşlanmamızın temelinde de aynı neden yatmaktadır. buna göre, ilişkilerimizin olabildiğince basit olması ve hatta yaşam tarzımızın, can sıkıntısına yol açmayacak ölçüde tek biçimliliği, bizi mutlu kılacaktır; çünkü yaşamın kendisini ve bunun sonucunda yaşamın en önemli yükünü de en az duyumsamamızı sağlayacaktır: yaşam, dalgasız ve girdapsız, bir dere gibi akıp geçecektir."

    "pythagoras'ın, akşamları uyumadan önce, o gün neler yapıldığının gözden geçirilmesi kuralı da buradaki öneriyi hedeflemektedir. işlerin ya da eğlencelerin gürültüsü patırtısı içinde, geçmişinin üzerinde yeniden düşünmeden yaşayan, yaşamını sürekli geçirmeye bakan biri, net ağırbaşlılığını yitirmiştir: ruh hali bir kaosa dönüşür ve düşüncelerinde belirli bir karmaşıklık görülür, bu da konuşmalarının kopuk kopuk, bölük pörçük, adeta incecik doğranmış gibi olmasına yol açar. dışsal huzursuzluk, etkilerin çokluğu ne denli büyükse ve zihnin içsel etkinliği ne denli azsa bu durumla o denli daha çok karşılaşılır."

    "zorlama, her toplumun ayrılmaz arkadaşıdır ve her toplum, insanın kendi bireyselliği ne denli önemliyse o denli ağır gelen fedakârlıklar ister."

    "dünyada, gerçekten değerli olana saygı gösterilmez ve saygı gösterilenin de hiçbir değeri yoktur. bu yüzden kendi köşesine çekilmiş olmak, değerliliğin ve seçkinliğin kanıtı ve sonucudur. tüm bunlara göre, kendinde doğru bir şeye sahip olan kişinin, yeri geldiğinde özgürlüğünü korumak için gereksinimlerini sınırlandırması ya da genişletmesi, ve buna göre, insanlar dünyasıyla kaçınılmaz ilişkiler içinde olan kendi kişiliğiyle olabildiğince kısa bir süre uzlaşması, gerçek bir yaşam bilgeliği olacaktır."

    "etkinlik, bir şeylerle uğraşmak, mümkünse bir şey yapmak, ama en azından bir şeyler öğrenmek, insanın mutluluğu açısından vazgeçilemezdir: insanın enerjileri kullanılmak isterler ve insan bunların başarısını bir biçimde algılamak ister. ancak, bu açıdan en büyük doyum, bir şeyler yapmakla, ister bir sepet, ister bir kitap olsun bir şeyi tamamlamakla sağlanır; insanın, bir yapıtın her gün kendi ellerinde geliştiğini ve sonunda tamamlandığını görmesi ona dolaysız bir mutluluk verir."

    "bu yüzyılın walter scott, wordsworth, southey vd. gibi ünlü ingiliz şairlerinin yaşlılıklarında, hatta daha altmışlarındayken zihinsel açıdan kısır ve yetersiz olmalarının, hatta embesilliğe düşmelerinin nedeni, hiç kuşkusuz, hepsinin de yüksek telifin cazibesine kapılıp, yazarlığı bir iş gibi yürütmüş, yani para yüzünden yazmış olmalarıdır. bu da doğaya aykırı bir aşırı çalışmaya vardırır ve pegasus'una yular bağlayıp, ilham perisini kırbaçla hızlandıran biri, bunun cezasını, venüs'ü zorunlu hizmete sokan birisinin çektiğine benzer bir biçimde çekecektir."

    "dünyadan sağ salim geçebilmek için, beraberinde büyük bir özen ve hoşgörü yedeği bulundurmak yararlı olur: birincisi sayesinde zararlardan ve yitimden, ikinci sayesinde de tartışma ve kavgadan korunulur."

    "kişi, çok haklı olsa bile, kendini övmenin cazibesine kapılmamalıdır."

    "vurgulama yapmadan konuş: bilgelerin bu eski kuralı, insanın ne söylediğinin anlaşılmasını ötekilerin aklına bırakmasını amaçlar: ötekilerin aklı yavaş çalışır ve anladığında da oradan gidilmiştir. buna karşılık, vurguyla konuşmak demek duygularla konuşmak demektir; bu durumda her şey tersine döner. kimilerine, nazik bir tavırla ve dostça bir sesle, doğrudan bir tehlikeye maruz kalmadan, gerçek kabalıklar bile söylenebilir."

    "kusursuz bir bilge, asla kararsızlığa düşmeyen ve asla acele etmeyendir."
  • belime iki kama birini attım dama, bana yanlış yapanın korum çıktığı ...
    böyle bilgelik böyle zerafet olmaz olsun diyenlere de yazıklar olsun. medeniyet, arkandan iş çevirenlerin ellerini gtüne sokmama kurallarının bütünüdür. kindar olun ey romalılar. gelecek bizim.
  • “inançtan yoksun olduğumuz söylenemez. yaşamak bile tek başına bir inanç değeridir.”
    kafka