şükela:  tümü | bugün
  • yaşama içgüdüsünün doğuştan ve yok edilemez olup olmadığını anlamak için yapılan bir dizi çalışmada pek tabii çok sayıda laboratuar hayvanı katledilmiştir. bir çalışmada hayvanlara çaresizliğin öğretilebilineceği ve bunun sonucunda hayvanların yaşama "içgüdü"lerinden "vazgeçirilebilinecekleri" bulunmuştur. bu çalışmada hayvanlara belirli aralıklarla elektrik verilmiş ve bu uygulamadan kurtulmaları için bir fırsat verilmemiştir. bir süre sonra elektrik akımına tepki vermemeyi öğrenmiş olan hayvanlar suya atılmış ve bu hayvanlar kurtulmak için herhangi bir çaba göstermeden boğulmuşlardır. bu data hayatta kalma güdüsünün de koşullandırılmaya açık olduğunu göstermiştir. "bilim" adına yapılan bu tür çalışmaların ne kadar insancıl olduğu da ayrı bir kaygı konusudur.
  • isviçreli bilimadamları bu içgüdüye "bravo" dğmişşlerdir. öyle birşey yani...
  • libidonun ya da erosun varlığını kanıtlamak için yıllarını vermiş üstat freud'un thanatosa* teslim olmasıyla, yaşam içgüdüsü mü yoksa yaşam dürtüsü mü olduğuna dair tartışmaların başladığı kavramdır.
  • bazen insanın yaşama içgüdüsü bitiverir, o zaman şanslı olanlarımız yaşama dışgüdüsüyle kurtarır durumu...
  • insanı hayatta tutan öğeler toplamının %51'i. üstüne koyabildiğiniz şeyler de yaşama sevinci işte. bana sorsanız %54,2 ile hayatımı sürdürüyorum derim. o kadar yani..
  • en çok teen slasher filmlerinde açığa çıkar.
  • freud'un ölüm içgüdüsüne karşı başka bir delil de en azından biyolog ve psikologlar tarafından önem taşıyan şu delil-dir: normalde bir güdü, karşı konulması zor diğer engellerle ve-ya bastırmayla engellenmedikçe kendi sonunu realize etme eği-limindedir. fakat ölümden korkan herkesin ölüm güdüsünü bastırdığını iddia etmek için geçerli nedenler yoktur. eğer insan ölümden bu kadar korkuyorsa, bu onun hayata, ölümden daha fazla önem verdiğini gösterir. böylece ölüm korkusunun en önemli nedenlerinden birisinin hayat güdüsü olduğu ortaya çıkmaktadır
  • herbert spencer survival of the fittest ve sosyal darwinizm kuramlarına önayak olmuştu. bundan gaz olan batı ahalisi özellikle ingiltere, tam gaz eugenic çalışmalarına girişmişlerdi.

    buna göre güçlü olan haklıdır, diğerlerinin yaşama hakkı yoktur, ya da hakkı köleliktir şeklinde bir anlayış doğmuştu. tabi ki bu insafsız bir bakış açısı.

    yaşama içgüdüsü aslında doğuştan genlerimizde olan bir şey değil daha çok yaşama azmi karşılıyor bu kavramı. erich frohm ve victor frankl özellikle toplama kampındaki insanları referans alarak bu kavram üzerinde incelemelerde bulunmuşlar.

    (bkz: insanın anlam arayışı)
    (bkz: insanda yıkıcılığın kökenleri)