şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ''size kötü bir haber vereceğim. kısa ve az. ama gerçek.

    önceleri dumanlı bir duygu halindeydi.
    sonra korkumsu bir duygu oldu.
    unutulur gider, uzaklaşır geçer dedim.
    olmadı. korkumsu duygu soyundu gerçek bir gülmezlik oldu.

    kalemler sanki büyüdü ve çoğaldı.
    mürekkep şişelerim damacanalara benzedi.
    kâğıtlarım çocukluğumun ilk denizleri kadar uçsuz, bucaksız, sayısız oldu.

    eski resimler, eski mektuplar, okuldan kalan ufak tefek teller, camlar, mikalar irileşti. yığınlaşıp önüme çıktılar. pullar, eski paralar tona ulaştı, o küçük kutucuklar sandıklara döndü.

    bugün pazartesi diye düşünmeye korkuyorum.
    cuma deseler irkiliyorum. saat 12’ye 5 var diyorlar, soğuk terler, ürpermeler kaplıyor.

    uyusam da dinlensem diyorum. uyumak istemiyorum.

    şimdi bahçeye çıkmalı. bana son zamanlarda bir değişme geldi. başladığım bir konuda konuşurken birdenbire unutuyorum. saçmalıyorum. doğru dürüst söylenmekten, birbirine bağlı akan sözler sıralamaktan artık hoşlanmıyorum.

    ne diyordum, şimdi sokağa çıkmalı.
    hatta bir ağaca çıkmalı. yürümeli yürümeli. yoruluncaya kadar.''

    özdemir asaf
    dün yağmur yağacak
  • en büyük özgürlük ölmekmiş deniyor
    sakın ha adamı boğuntuya getiriler
    ölmek kolay karanlığın arkası görünmüyor
    hem yaşamak üzerine aynı şeyi dediler
    hepimiz en azından kendimize mahkumuz

    atila ilhan- demirboğan'dan.
  • "...yaşama korkusudur. fütuhat da, herkese ve her şeye boyun eğdirerek bu korkudan kurtulma çabasıdır. dünyayı bir savaş alanına çevirdikten sonra, her yandan düşman saldırısı bekleyenlerin korkusudur. bir şehire kapanıp, bütün ülkenin saldırısını bekleyen sarayın korkusudur bu. sarayı kaleye çevirenlerin korkusudur. kardeşleri tarafından öldürülmeyi bekleyen saray'ın korkusudur. her davranışın devlete yöneldiğini sanan paranoyak yöneticilerin korkusudur. kültür korkusudur. matbaadan, şiirden, resimden, felsefeden, hatta dinden korkmaktır bu. halk partisi'nin köy enstitülerinden korkmasıdır. demokrat parti'nin modern resimden korkmasıdır. bazı solcuların modern edebiyattan, modern sanattan korkmasıdır. halkın içinde sivrilen esnafın, eşrafın, mollanın halktan korkmasıdır. korkunun sonucu yabancılaşmadır. yeni yazarların kelimeler icat ederek azınlık olma telaşıdır, toplumsal sorunlara eğilerek kendini tanıma korkusudur. kavram kargaşası yaratarak temel kavramlardan uzaklaşma çabasıdır. temel kavramların onu bir hiçe indireceği korkusudur. korku ortadan kalkarsa postunu kaybedeceğinden korkan tekke şeyhinin korkusudur. bunun için müeyyideler gevşektir; herkes korkmalıdır, ama ceza da uygulanmamalıdır. müeyyideler hayatı zehir edecek kadar korkutmalıdır; ama isyan ettirecek kadar kesin olmamalıdır. neyin ne olduğu, hangi suçun cezası ne kadar olduğu bilinmemelidir. fakat herkes her an suç işlediğini hissetmelidir ki başkaldıramasın. her zaman, suç işlediği halde kendisine taviz verildiğini hissettiği için başı önünde dolaşır insanımız. bizim 'ilk günah'ımız budur : cezalandırılmayan küçük günahların toplamı. hoşgörümüz de budur. ayrıca devlet de aynı suçluluk duygusu içinde müeyyideleri uygulamaz. bu bakımdan bağışlayıcıdır. karşılıklı bir oyundur bu. bağışlanmayan tek suç, bu oyunu farketmek, bu oyuna karşı çıkmaktır. gerçeği aramaktır. bilim bunun için tehlikelidir, felsefe bunun için tehlikelidir, 'deneme' bunun için tehlikelidir, roman ve hikaye bunun için tehlikelidir. belirli kalıplar içinde kalan şiir bunun için tehlikesizdir. taklitçi olmayan batıcılık bunun için tehlikelidir. gerçeği arayan doğu bunun için tehlikelidir..."

    oğuz atay-günlük