şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: koma)
  • üçüncü durumun olmaması
    eski yunandaki filozoflar da değinmiş buna, bir odanın ya içinde ya dışında olabilirsiniz, 3. olasılık yoktur
    yaşıyor olmak ve ölü olmak tek seçeneklerdir
  • (bkz: 0)
    (bkz: 1)...
  • bir ihtimal daha vardır... hayatın anlamı da çoğuna göre işte tam bu noktada saklıdır...
    (bkz: bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin)...
  • (bkz: yasayan ölü)
  • insan doğduğunda tek bir seçenek vardır. diğer seçenek hayat üzerine kafa yordukça türer. seçmek ise kolay değildir. bu iki seçenek hakkında yapılan yorumların hiçbiri de objektif değildir. çünkü yorumlayanlar diğer şıkkı seçmemişlerdir.` :seçip de hala yorumlayan varsa uzaklaşın` hem belki biraz daha düşünsek yeni seçenekler de çıkacak..
  • birini (bkz: yaşam) ve diğerini (bkz: ölüm) tanımlayan, yalayıp yutan insanoğlu, artık başka bir seçenek aramaya başladı. bu noktada yaşadığı tıkanmaya yaşamak ve ölmek dışında başka seçenek olmaması adı verildi.

    bazıları kendine (ara: buradan) bir çıkış buldu ve 1 ile 2 nin kombinasyonlarını denemeye başladı. insanın birbirinden inanılmaz derecede farklı iki hali yaşam ve ölüm, farklı oldukları kadar da benzerlerdi. kombinasyon yapılabilmesi için, bu ikisini birbirinden ilk ayıranlardan biri, mitoslardı. ölümsüzlüğün alınması, verilmesi, kaybolması, kazanılması, yaşam ve ölümle tanımlanan ama ikisinin de üzerinde olan bir haldi. psyche ile eros'un kavuşmasına ölümlülük engeldi; o aradan kalkınca ölüm de yaşam da seçenek olmaktan çıktı. chiron, prometeusiçin ölümsüzlüğünden vazgeçti, iyileşmeyen yarayı iyileştirmek için birinin yaşamı, diğerinin ölümü seçmesi gerekti. gerçi, mitoloji chiron'a kıyak geçti... ama bir yandan da, ikisinden birini seçmemenin yaranın iyileşmesini engellemek olduğunu satır arasında gizledi..olimpos'un tedavülden kalkmasıyla birlikte, insanlar seçeneklerini artırmanın yeni, tuhaf ve tehlikeli yollarını buldular. bir şamanın yaptığını hatırladılar; ne uykuya ne uyanıklığa benzeyen bir ruh haliyle, ölümün ve yaşamın ötesine geçmenin mümkün olduğunu düşündüler. homunculus , şişedeki sonradan gelme embriyo, yaşamak ve ölmek dışında bir seçenek olduğunun ipucuydu; yaratmak, yeni bir seçenekti. yapılmak, sonradan olmak ve garip bir şekilde hep yeni kalmaktı... bu şekilde yaratmanın engellenmesi ise, üçüncü bir seçenekten ve onun bağlayıcılığından korkmaktı. zaten yaşamak ve ölmek fazlasıyla bağlayıcıydı. diğerleri ölürken yaşamaya ve diğerleri yaşarken ölmeye özen gösterenler, bunun travmatik etkilerini kolay atlatamayan yaratıcı ruhlardı herhalde...ama bu, yeni bir kombinasyon değildi. üçüncü bir seçenek arayanlar, onun yaşam ve ölüm kadar net, belirgin olmasını arzuluyorlardı belki. yaşarken et, ölünce ot olmak gibi. georg simmel'in dediği gibi, insanın "iki" farklı şeyi algılaması (ve dolayısıyla onlardan zevk alabilmesi) için ikisi arasında gidip gelmesi gerekiyordu; gerilimi sürekli kılması gerekiyordu; tıpkı cennet ile cehennemin birbirinden ayrı tutuldukça anlamlı olması gibi. aslında yaşamak ve ölmek "dışında" bir başka seçenek olup olmadığı sorusu, ikisinin de bağlayıcılığından insanı kurtaran ama bir o kadar da boşlukta bırakan zalimce bir soruydu. aranan ve bulunan tüm seçenekler, bir noktada gidip gelmek ilkesine dayanıyordu; bu da yaşamayı ve ölmeyi daha anlamlı kılıyordu. giderek birbirine benzemeye başlayan insanoğlu, bu anlamı kendi türüyle arasındaki aynılık, birörneklik arttıkça kaybediyordu. bu yüzden çok mutsuzdu. yeniden anlam bulmasını sağlayacak homunculus'lar ve trans metodları kendisine öğretildikçe, bula bula plastik anlamlar buluyordu. bu işin galiba aslı astarı yoktu ve çok güvendiği hafızası, geçmişi kayıtlardan silmişti. belki de kayıtlardan silinen bir geçmiş olduğunu kaydetmişti. tıkanan insan, halen yaşamak ve ölmek dışında bir seçenek arıyordu, ikisi arasında sıkışmış olduğunu unutmaya çalışıyordu.