şükela:  tümü | bugün
  • etrafındaki insanların her gecen gün senden daha uzak olmalarını istemekle birlikete gelen sürekli susma ihtiyacı duyma. hayattan mola alma ihtiyacı, zamanı durdurma istegi, kendini bir kutuya koyup bilmediğin bir yere kargoyla göndermeyi düşlemek, sürekli içini acıtan sarkıları son sesle dinlerken sebepsizce anırırcasına aglamak, bunalıma girmek...
  • rus ruleti oynamak için iyi bir sebep.
  • herseyi ve herkesi geride bırakıp bi sureligine de olsa cooook uzaklara (irlanda'da veya iskocya'da bi dag tepesi falan mesela) gitme istegi...
    (bkz: hayatın pause dugmesine basma istegi)
  • en yakınlara bile niye sıkıldığını bir türlü anlatamamaktır. onun yerine kişinin kendisine hınç ve kin güderek yaşayıp gitmesidir öylesine...
  • sözlükte bulunma sebebi. *
  • canımı sıkmaya başlayan tanım.
    kibirli, bencil bir sağaltmayı arzulayan. en ufak bir umut gördüğünde kendini çamurlara bulayacak kadar kişiliksiz. ne de olsa diğerleri tarafından önemsenmemiş.
    at kendini yağmurun altına, tepin, çamurlu sulara bulan sonra gel çorabını as soba borusuna monte edilmiş kurutma tellerine. cızırdayan su damlalarını unut.
    yaşama arzusuna denk o tomurcuğa inen imha füzeleri. tüller fışkırsın cesedinden, papatya fırtınasında yitsin mutsuz kulübelerin.
    yalnız kal, durduğun her yerde. yapayalnız kal. ölme de, ölümün bir alt kategorisinde can çekişsin bedenin.
    oradaki cennet tanımına sığın. yaşadığını zannet, o son nefesi almak için papatyalara konan kelebekleri damda kürerken...
    yapacak hiçbir şey olmadığından sevmeye sığındım. gidene ses edemem ki.
    karmaşık bir sürü şey anlatması uzun. korku, belli korku bir araya gelmemizi engelleyen. bin tane laf var hazırda işi düzeltecek, sen laftan anlamazsın ki; geçmiş ilk kez karşılaşmamızı engelliyor. keşke geçmişte karşılaşmasaydık. şimdi böyle salak gibi uzaktan uzağa birbirimize bakmazdık.

    http://www.youtube.com/watch?v=a8r7e3eofym
  • yorulmuş olmak.
    hayatın ta kendisinden yorulmuş olmak.

    her gün, her saat, her bir kaç saniyede bir nefes almak zorunda olmak. uyumak, uyanmak. bir şeyler yapabilmek için yiyerek enerji toplamak, sonra da bunu harcamak. her gün bunu tekrar tekrar yapmak zorunda olmak.
    gülmek, sinirlenmek, üşümek, sıcaklamak, etrafınızdaki etkilere tepki vermek zorunda olmak ve bütün bunlardan yorulmuş olmak.

    yok mudur bunun bir durağan zamanı? bir tatili? neden kış uykusuna yatmıyoruz ki biz? niye bir koza evremiz yok?

    bazen sadece bir taş olmak istiyor insan. öylece beklemek. milyonlarca yıl sadece durmak...