şükela:  tümü | bugün
  • "kim erkenden yorulur yaşamaktan
    kıyıda kalmış bir kent yalnızlığını
    yakıştırır yüreğine"*
  • asiri yuklenmeden kaynaklanan, yalnizlikla ve sorumluluklarla son derece ilgili oldugunu dusundugum zor bir insanlik hali.
  • belki de yakalandığımız en son hastalık. yaşamı noktalayacak kadar ağır olabilen bir hastalık..

    "...yaşamak artık beni yoruyor önemli bir olay yaşamadan sadece yaşamak bile yordu beni insanlarla birlikte olmak onların sözlerine cevap vermek nasılsınız demek içeri girerken merhaba ayrılırken hoşçakalın gene görüşürüz demek konuşmaları izlemek ne demek istedi acaba söylediğimi anladı mı ne demek istedi acaba yanlış bir şey mi yaptım acaba söylediğini anladım mı o kadar çok insan var ki o kadar çok olay birden oluyor ki birini izlemek isterken başkasını kaçırıyorum birini duyarken ötekini görmüyorum yetişemiyorum kan ter içinde kaldım sigaramı yakarken ne söylediğinizi anlayamadım kahvemi içerken kapının açıldığını görmedim biri daha mı geldi bir şey daha mı oldu ipin ucunu kaçırdım tek bir şey bile izlemeyi beceremedim kapıdan çıkmayı düşünürken pencereyi kapatmayı unuttum sizce gülümseyeyim derken onun elini sıkmak gerektiğini görmedim..."

    tutunamayanlar - oğuz atay
  • ara ara gelip giden hisdir, duygudur. gelip gitmesi iyidir. yaşamaktan yorulmak biraz dinlenmek gerektiğinin göstergesidir ayrıca. hayatta herşeyi mükemmel yapmaya çalışma arzusunun sonunda sizi bekler. el sallar. çekicidir. mükemmel olmaya çalışırsınız. hayatınıza tamamen hakim olmaya, yön vermeye, olmayan şeyleri oldurmaya çalışırsınız ama siz farkında olmadan bu yolda hayatın(akarsuyun) tersine ilerlemeye çalıştığınızın farkına varmazsınız. işte o zaman bu yorgunluğu hissedersiniz. canınız hiç bir şey istemez. sıradan şeyler bile sizi yorar. aslında kendinizi hayatın(akarsunun) akışına bıraksanız bu yorgunluklar o kadar kücük ve kısa olur ki dinlenmek bile gerekmez, anlamazsınız bile..
  • (bkz: ölmek)
  • her yerde mi böyledir bilmem ama, ülke genelindeki yaygın tahammülsüzlük, insanlardaki bencillik, herkesin haklı olması ve kendini dünyadaki en önemli kişi zannetmesi, basit bir enteriti için, yardımcı olmaya çalıştığınız insanların muayene olmadan önce, silahlarını muayene masasının yanına bırakıp, "ağırlık yapıyor hocam yaaee" diyerek belki gözdağı belki salaklık yapmaları...
    ve bunların arasında, artık zevklerinizden mahrum kaldığınızı görmek...
    markette, çikolata reyonunda, istediğinizi alabilecek durumdayken, artık hiçbirini canınızın çekmemesi...
    kolayı açar açmaz, kapağına, bakıp; "bedava çıkmış mı acaba?" tadını, heyacanını yaşayamamak belki de...

    herkesin çok akıllı olduğu buralarda, pek de akıllı olmamak belki de hayata bağlayan?

    edit: alt kattaki komşunun televizyonundan duyuyorum şuan, laikcilerin(?!) 28 şubatta yaptıklarını...
    heh bi de bundan sıkılıyorum işte... birilerinin birilerine hep saldırmalarından...

    başörtüsü takıyor diye, başka bir futbol takımını tutuyor diye, inanmıyor diye,doğduğu yerler farklı diye, mezhebi farklı diye, küpe taktı diye;
    kısacası, küçücük farklıkları oldukları için ezilenleri, dışlananları görmekten, kavga etmelerinden, gerçekten sıkıldım artık..
  • yapılması ve yaşanması gereken ne varsa yapılmış olduğunu düşünmenin sonucunda oluşan eylemsizlik.
    hayatı okeye dönmek.