şükela:  tümü | bugün
  • kastedilen, sadece bir an'dir. belirli bir dönem ya da herhangi bir deneyim degildir. bir an. deja vu ani gibi. bu mutlu anlarin sayisi genelde bir elin parmaklarini geçmez ama bir yasam boyu da pesimizi birakmazlar. biz onlari "en mutlu anlarin nelerdi?" diye soruldugunda hemen animsayamasak bile...
  • örneğin deniz tutkunu amatör bir sörfçüsünüzdür. günlerden bir gün, deniz o kadar pürüzsüz meltem o kadar yumuşaktır ki sörf tahtasını kontrol etmek için neredeyse hiç çaba harcamayarak denizin üzerinde süzülmektesinizdir. mevzu bahis olan anda, tam yanınızda balıklar zıplayarak sizinle birlikte yüzmeye başlarlar. insanın nefesi kesilir, eğer varsa işe cennet bu der. insanın yaşamındaki en mutlu anlardan biridir.
  • sene 1983. 6 ve 8 yaşlarında iki erkek kardeş bir gün evden kaçarlar. planları köşe başındaki bakkala beraber gidip çamlıca gazoz almaktır. gazozlar alınır, güzelce çalkalandıktan sonra birbirlerini üzerine püskürtüp açıldıktan sonra sırılsıklam, afiyetle içilir. iste yaşamdaki en mutlu ve de en çılgın anladan biridir.
  • bazı insanlara sorulduğunda cevap alınamayabilen soru olabilir. soru sorulan kisi dusunur tasinir "en mutlu" an diye bi ani olmadigi sonucuna ulasabilir. bundan sonrasi sancili bi surectir. bu kisinin aklinda nedir en mutlu anlarim sorusu doner durur.
  • minik bir ormanın ortasından geçen derenin üzerindeki derme çatma köprüye oturmak, başını kaldırıp gökyüzüne bakmak istediğinde ağaçlardan ve aralarından sızan ışıktan başka bişey görememek, kendini yağmur ormanlarında hissetmektir.
  • ılık bir yaz gecesi,yemyeşil çimlerin üzerine uzanmak,gökyüzündeki yıldızları seyretmek,aniden bir yıldızın kayması,birkaç saatliğine de olsa dünyevi tüm dertleri geride bırakmak,bir sonraki yıldızın kaymasını sırıtarak beklemek....
  • hapşurduğum sırada burnum aktıysa şayet ve cebimde mendil olmadığına emin olduğum halde bir mendil bulabildiysem benim en mutlu anım o andır...

    (bkz: dünyanın en yüzeysel adamı)
  • aylardir beklenen o kabul mektubunu posta kutusundan odaya gelinceye kadar acmadan getirebilmeyi basarip kalbin durmasini beklemeden acmak, ilk cumle okundugu anda kocaman bi ciglik atip mindere yigilmak, 4 sene boyunca akan kan ter ve gozyasini dusunup gunesin batisini seyrederek uyuyakalmak. bu cumledeki en mutlu an "ilk cumle okundugu anda kocaman bir ciglik atmak"a denk geliyor, sair bayraga sesleniyor.

    isbu entry yukaridaki an gercek olursa editlenecek, olmazsa da sozluk muzesinde saklanacaktir...
  • babanızla el ense tokat bir ilişkiniz yoktur. normal, mesafeli, güzel yürüyen bir ilişkidir. siz de henüz ortaokuldasinizdir. bir aile meclisinde, bayram seyran herkes toplanmışken babanız birden daha önce hiç duymadığınız pek güzel bir anısını anlatır. şaşar kalırsınız. baba bunca yıldır çocuğunum neden anlatmadın bunu bana diye hayıflanırsınız. sonra babanız saatler boyunca öyle çok anı anlatır ki, sarılıp ağlayıverirsiniz. çok güzel bir andır bu da.
  • kar yağmıştır. ilgili kişi yurt odasında yan gelip yatmaktadır. sonra bir galeyan olur, gecenin bir yarısı yurt odalarından okul bahçesine akın olur. karı çok seven kişi de kendisini okul bahçesine atar. daha yeni üzerine basılmaya başlanmış kar henüz bozulmamıştır ve etraf beyaz geceler gibi aydınlıktır. okulun saatli bina denen güzeltarihi saatli binasının arkasında kocaman, tabak gibi bir dolunay yükselmiştir. hepsi birleşmiş bir doğa mucizesi gibidir. çocukluğundan beri ayın hallerini sürekli takip eden, aya karşı hassasiyeti olan kişinin o anda nefesi kesilmiştir.