şükela:  tümü | bugün
  • bir fatih akın filmidir. çok farklı insan hayatlarının nasıl kesiştiğini, birbirlerinin kaderlerine, ölümlerine, hayatlarına, geleceklerine kökten değişime nasıl karar verdiklerini, nasıl birbirlerini etkilediklerini anlatmaktadır. yönetmen filmde sıradan hikayelerin ağır dramını gözler önüne sererek farklı kültürlerin birleşmesinde en etkili faktörün sevgi olduğunu belirtiyor. birbirini tanımayan insanların ortak noktada birleşip, ortak bir çemberde ve ritmde yaşayıp derinleşememesi ama diğer yandan birbirlerine bu kadar yabancı olan insanları birleştiren ortak şeyin de sevgi olduğunu görüyoruz. kıyıdaki hikayeleri konu alan filmin içindeki hiçbir insan birbirini çok iyi tanımıyor. derinlemesine bir aşk, derinlemesine bir sevgi, derinlemesine bir tanışmışlık, derinlemesine bir dostluk yok
    herkesin birbiriyle olan ilişkisi kıyıda ve ilgi sevgi hep azıcık var. ilişkiler yeterince derinleşemediği için kimse birbirini yeterince tanımıyor, tanımadığı için de kimse birbirine yeterince yardımcı olamıyor. insanlar derinleşemeden ilişkileniyor. kıyıda başlayan bir hayat kıyıda bitiyor.
  • bir insan bazı dönemlerinde bir fatih akın filmi izlemeli..
  • (bkz: fatih akın) yapımı bir film. sanırım adamın kötü bir filmi yok.
  • bu kadar kaliteli bu kadar hayatın içinden olan bir filmi izleyenlerin sayısının az olması beni üzmüştür. hayatın ta kendisini anlatan bu filmin daha çok kişiye ulaşması gerektiğine inanıyorum. konusu itibarıyle dramı iliklerinize kadar hissetmenize sebebiyet veren film..
  • film hem sıkıcı hem ilgi çekici. 6 kişinin birbirlerine zincirli, bir o kadar da bağımsız hayatlarını konu almış, izlerken keyif aldım ben.

    --- spoiler ---

    filmde çok ilgimi çeken bir replik var. türkiye-eu ilişkisinin özeti gibi.

    susanne: maybe everything get better once you get into european union.

    ayten: ya fuck the european union ya.

    --- spoiler ---
  • ölüm hakkında olan fatih akın filmi. günlük konuları ağır bir dram ile sunuyor seyirciye. birbiri ile temas eden bu hayatlar, tam düze çıkacakken hep yok olup gidiyorlar, adı gibi tam da yaşamın kıyısında tüm olup bitenler. film aynı zamanda cannes ve alman film ödüllerinde en iyi senaryo ödülü almış, güzel diyaloglara da sahip.
    ilk kez türk yapımı bir filmde açık açık iki kadının öpüşme sahnesine yer verildiğini gördüm. genelde yerli filmlerde lezbiyen yollaması yapılıyordu hep, sahneler verilmeyip seyircinin hayal dünyasına bırakılıyordu ama bu filmle bu durumun kırılması çok hoşuma gitti.
  • almanya-türkiye ortak yapımı dram türünde yerli sinema filmidir..

    filmin yönetmeni fatih akın'dır..

    başrollerde baki davrak, nurgül yeşilçay, patrycja ziólkowska, tuncay kurtiz ve hanna schygulla oynamıştır..

    filmin almanya'daki adı auf der anderen seite'dir..

    film, türkiye ve almanya'da kesişen ve birbirini teğet geçen hayatları anlatmaktadır..

    filmde dramı iliklerinize kadar hissedeceksiniz. çaresizlik, acı, gurbet, özlem, keder, arada kalmışlık gibi kavramlar en yalın hâliyle işlenmiş filmde..

    oyunculuklar genel olarak başarılıydı. bu role gitmemiş diyebileceğim oyuncu yoktu. genel olarak oyunculuğunu pek beğenmediğim nurgül yeşilçay da rolünün hakkını vermiş. üniversite yıllarımda okulumda yaşanan siyasi eylemlerdeki gözlemlerimden tanıdık gelen ayten karakterini gerçekten başarılı oynamış nurgül yeşilçay. yönetmen ve film ekibi karakter seçiminde son derece iyi bir iş çıkarmış. alamancı karadenizli ali rolünde tuncel kurtiz, hayat kadını yeter rolünde nursel köse, siyasi olaylara karışan genç kadın rolünde nurgül yeşilçay ve charlotte’in annesi rolünde hanna schygulla’nın performansları göz kamaştırıcıydı..

    filmin çekimleri istanbul, hamburg, bremen, karadeniz kıyıları ve trabzon’da yapılmıştır..

    müzikleri de beğendiğimi belirtmeliyim. yaşama erken veda etmesinden dolayı mı bilmiyorum özellikle kazım koyuncu müzikleri beni oldukça etkilemişti..

    yaşamın kıyısında, cannes film şenliği en iyi senaryo ödülü başta olmak üzere pek çok uluslararası film şenliğinden ödülle dönmüştür. şahsi görüşüm ise bu ödüllerin hepsini hak etmiştir..

    yaşamın kıyısında, fatih akın'ın ''aşk, ölüm ve şeytan” üçlemesinin ikinci filmi olma özelliği taşımaktadır..

    filmde görüyoruz ki ölümle yaşam arasında incecik bir çizgi var. bu çizginin gerisinde de duramıyoruz, ötesine de geçemiyoruz..

    filmin beni en etkileyen yönlerinden biri de yalnızlık hissiydi. kalabalığın içindeki yalnızlık vurgusu çok iyi işlenmiş..

    fatih akın, film için “duvara karşı’dan daha iyi bir şey çekmek konusunda üzerimde çok baskı hissettim. yaşamın kıyısında ile başka bir düzeye ulaştım” demiştir. ayrıca yönetmen bu filmini “ölüm hakkında bir film” olarak tanımlamaktadır..

    bazılarımız hayatı ucundan kıyısından yakalıyor, bazılarımız ise hiçbir zaman yakalayamıyor. bu filmde işte bunu göreceksiniz..

    yönetmenin, “hem türk hem alman geçmişim var. almanya’da doğdum ama iki kültür arasında kaldım. avrupa’da okudum ama annem ve babamla türkçe konuşarak büyüdüm. türk kültürü her zaman hayatımın parçası oldu. çocukluğumdan beri her yaz ailemle türkiye’ye gittim. iki kültür arasında kaldığım için filmlerimin de iki kültür arasında kalması doğal.” sözlerini filmi izleyince çok daha iyi idrak edeceksiniz..

    hanna schygulla ile erden kıral'ın mavi sürgün adlı filmiyle tanışmıştım. orada da muhteşem oynamıştı. gençliği ayrı yaşlılığı ayrı zarif, harikulâde kadın..

    filmde kaybedenlerin hikâyesine tanıklık edeceksiniz..

    yaşamın kıyısında, bir sinema filminden daha fazlasıdır..

    filmi sinemaseverlere öneriyorum. özelikle dram türü severler için izlemeye değer kaliteli bir yapım..
  • "yaşamak istiyorum
    yaşamayı bu soğumuş cehennemde
    ölü bir dost gibi içim titreyerek düşünmek değil sade,
    yaşamayı yaşamak istiyorum."

    *

    "yaşamayı yaşamak istiyorum demiştim..
    neylersin ki bu damda bu dem..
    ayaklarımla uyaklarımda zincir..
    böyle topal koşmalarla geçiyor günlerim.."**