şükela:  tümü | bugün
  • "ve bana geceler yetmiyor. günler yetmiyor. insan olmak yetmiyor. sözcükler, diller yetmiyor. bir an balkona çıkıyorum. güneşin berlin yapıları gerisinde nasıl batmaya uğraştığını görüyorum. insanlar arabalarını park ediyor. renkli, yeni arabalarını. park ediyorlar ya da hareket ediyorlar. yaşlandıkça insanlarla aramdaki uçurum büyüyor. arabalardaki, uçaklardaki, resmi dairelerdeki, otobüslerdeki, dükkanlardaki, caddelerdeki insanlarla aramdaki uçurum. eşyalarla da öyle.
    yolculuklara dönüyorum. kentlerden sakladığım resimlere.
    duramam.
    artık bundan böyle acıları mutluluk olarak nitelendirmeye karar verdim. yaşamımın en mutlu anlarında da aynı güçle acıyı duymadım mı. ve acıların ötesinde bir beklenti vardı: kendi dünyamın beklentisi. kendi odamda içebileceğim sabah çayının beklentisi..kimse senin kadar güzel, hiç kimse senin kadar canlı gitmedi ölüme.
    dün uzun süre balkonda oturdum. ağaçların tepeleri görünüyor. bugünlerde yavaş yavaş çıplaklıklarından sıyrılmaya çalışan ağaçların. zaman zaman kendimi tüm insanlıktan daha güçlü duyuyorum, ama kendimi aynı anda çıplaklıklarından sıyrılmaya çalışan ağaçlar kadar da bırakılmış duyuyorum. özellikle ben'in, ben'i bıraktığı anlarda. ya da ikisi bütünleştiğinde. ve birdenbire, şimdiye dek hiç algılamadığım bir duygu gelip beni buluyor: bırakılmışlığın tadı..duramam.."
  • "pazar gunleri...simdilerde...sokak aralarindan gecerken...gozume pijamali aile babalari ilisirse, kisin, yagmurlu gri gunlerde tuten soba bacalarina ilisirse gozlerim...evlerin pencere camlari buharlasmissa..odalarin icinde asilmis camasirlar gorursem...bulutlar islak kiremitlere yakinsa, yagmur ciseliyorsa, radyolardan naklen futbol maclari yayinlaniyorsa, tartisan insanlarin sesleri sokaklara dek yansiyorsa, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek...isterim hep. "

    tezer ozlu-cocuklugun soguk geceleri
  • pavese'in ardı sıra süren karanlık bir anlatı
  • pavese'nin intiharına dek iz sürdüren, tezerin de yaşam ve "öteki" arasındaki boşlukta sallanmalarının geliş gidişlerini anlatan kitap. intihar fikri ardından kanserden ölüm, tezerinkisi.
  • ilk baskısı ferit edgü'ye ait olan ada yayınlarından çıkmıştır. kapağında bir edward munch resmi vardır. yapı kredi'nin bonmarşe işi tezer özlü basımlarından daha karakterli ve vakur durur kitaplığın kendisine ayrılmış bölümünde.

    torino'ya yapılan bir yolculuk ancak bu kadar intaharı çağrıştırabilir bir de elbette ki... bu anlatının barındırdığı avrupa kentleri aslında içinde istanbul'u büyütmektedir. metastaza doğru giden bir kanserli hücre gibi düzensiz, ölümünü kendi hızında taşıyan...
  • yaşamın ucunda yolculuk yapanların okuması sonucu o ucun ötesine geçmek için fırsat kollayabileceği derinlemesine bir kitap. iyi deşiyor, iyi tokatlıyor, iyi rahatsız ediyor.

    sonrasında mutlu mesut yaşantınıza dönemiyorsanız işiniz zor, o incecik kitabın sayfalarında kaybolma riskiniz var demektir.
  • baştan sona cesare pavese alıntılarıyla dolu olan farklı bir yolculuk kitabı*

    “yolculuk ilginçtir. yaşamın sürekliliği içinde, başlı başına kesitler oluştururlar. dağlardan, deniz kıyılarından, kentlerden, gecelerden geçilir. insanlardan geçilir. irmaklar görülür. insanlar görülür. kalabalık ya da bomboş istasyonlar belirir. sonra herhangi bir ormanla karşılaşırsın. belki birkaç gün önce geçtiğin bir orman. bir kent. ağaçların kızıl kahverengiliğini, yeşilliğini, çıplaklığını algılamış mıydım, diye sorarsın kendi kendine. yol kıyısında bir başına bir çocuk durur. büyük bir siyah şemsiye tutar elinde. yeşil, yün örgüsü bir başlık giymiştir. elinde gene yeşil, çırtlak yeşil bir plastik torba tutuyordur. yanı başında güttüğü iki koyun durur. çocuk, kendini bürüyen yalnızlığın, boşluğun bilincinde değildir. ve diğer dünyaların. her insanın oluşturduğu bir bütün dünyanın. sonra yol ilerler. dünyalara açılan yeni yaşamlardır yolculuklar.”*
  • '' .. ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiç bir değeri yok ki. bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. ama hayır, hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum. sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. aranızda dolaşmak için giyiniyorum. iyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. aranızda dolaşmak için çalışıyorum. istediğimi çalışmama izin verdiğiniz için. içgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için. hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz.

    yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. evlerinizle. okullarınızla. iş yerlerinizle. özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. ölmek istedim, dirilttiniz. yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. aç kalmayı denedim, serum verdiniz. delirdim, kafama elektrik verdiniz. hiç aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. ben bütün bunların dışındayım. şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.,, (sayfa. 75-76)