şükela:  tümü | bugün soru sor
  • çocukluktan kalma aile fertlerine yaptırılan ödev alışkanlığının bıraktığı onarılması güç yara
  • gören de adami zorla patron yaptiklarini sanacak diye endise ettigim beyan. bir ise giriyorsan o isi arastirip yapilmasi gerekenleri bilip öyle o ise gireceksin. özellikle insan sagliginin söz konusu oldugu islerde param yoktu güvenligi salladim diyemezsin. diyeceksen git bakkal ac, market islet sana kim dedi isin ucunda ölüm olabilecek bir yatirima hazirlanmadan baliklama atla diye.
  • madene giriş çıkış süresi mesai süresinden gitmesin diye öğle yemeğinde dahi iki gıdım güneşi işçiye çok görüp işçilerin yemeği yer altında yemesi için onları zorlayan patrona neredeyse acıyıp üzülmemi isteyen kapitalizmin ve emek sömürüsünün engin savunucuları... bi bitmediniz amk.
    ne ilginçtir ki kaza olan iş yerlerinin patronları da hep kural ve kanunlardaki ufak detayları göz ardı edivermişlerdir falandır filandır.
  • buyuk is kazalarinin oldugu yerlerde kar marjinin da buyuk oldugunu nedense soylemek istemeyenlerin dusuncesi. asansor kazasi kosedeki bakkal amcanin bakkalinda olmadi.
    maden kazalari zaten turkiyedeki kar marji en yuksek islerden biri. ne olurdu ki biraz daha az kazansalardi ama o isciler su an yasasaydi. patronlari korurken azicik o insanlari dusunun belki olmayan vicdaniniz sizlar.
  • (bkz: ne diyem mahmut mu diyem) önlemleri almazsa, işçileri yeteri kadar eğitmezse, acil durumlar için planlar hazırlamazsa tabiki patronu suçlarım
  • sözlükteki, götü rahatta yaşayan sivri zekalıları göstermiştir.

    kimse kimseye zorla o işi yaptırmıyor mu paşam?

    "biz elmamızı, armutumuzu satabilseydik bu işe girmezdik." diyor tam da bu sabah, göçük altında kalan 19 yaşındaki bir işçinin babası.
    soma'da aynı şeyi diyorlardı "ne zeytincilik yapabiliyoruz, ne tütün... burada çalışmak zorundayız."

    tüm varlığının anlamı, sistemin devamı için "işlemek" olan insanlar gözümüzün önünde ölüyor. ve biz hala patronları suçluyoruz öyle mi?

    devlet sözde işçiyi koruyan yasaları getirirken, çok sevgili minnoş patronlarınız her türlü ekonomik çıkar hesaplarıyla ailesinden değil; işçisinden kısıyor. yemeğinden kısıyor, molasından kısıyor, vardiyasını bindiriyor, çürük borularını değiştirme zahmetine katlanmıyor.

    nur yüzlü patronunuzun kızı starbucks'ta latte'sini yudumlarken, her gün kaç çocuk işçi ölüyor haberiniz var mı?

    devletten bekledikleri tek şeyin bayrağını korumak olan sığ zihinlere tekrar edelim;

    "biz patronlardan nefret ediyoruz. devleti suçluyoruz, bu düzenden tiksiniyoruz."

    kibirli bilmişliğiniz size kalsın.