şükela:  tümü | bugün
  • an itibâriye aklıma gelmiş müthiş fikir. "evrekaaaaa" diye heyecanla kalktım yazıyorum. başlığı da "istanbul'a yakın bir yerden köy evi almak" olarak açacaktım ama sözlükte sadece istanbullu kişiler olmadığı için böyle açtım.

    hep bir emekli olunca bağ bahçe işi yapmak, toprakla haşır neşir olmak, inzivâya çekilmek hevesi vardır çoğu insanda. bunun için haftanın beş-altı günü çalışırsın yıllarından yersin. oysa hayat hep böyle yarının garantisi varmış gibi bir şeyleri bekleyerek geçmek zorunda değil. bu köle düzeni böyle gitmek zorunda değil.

    diyorum ki şehrin içinde, bilmem kaç kuruş paralar verip değerinin çok üzerinde beton yığınları alana kadar şehre yakın bir yerden; mesela istanbul için yalova, adapazarı gibi yerlerden çok daha ucuz yollu bahçeli bir köy evi alıp haftasonları gidip kalmak, bağ bahçe işleri yapmak, hatta tavuk filan beslemek daha güzel olmaz mıydı? hem doğaylasın, hem kendi ürettiklerini yeme şansın var, hem bağ bahçe işleriyle deşarj oluyorsun hem de bir yandan şehir hayatında para kazanmaya devam edebiliyorsun ama tüm bu keşmekeşten kaçıp nefes almak için gidebileceğin bir yer var.

    bence müthiş bir şey. evet baran 16 yaşında diyeceksiniz belki ama düşününce hiç de kötü durmuyor bu fikir.

    ciddi ciddi düşüneceğim bunu şahsen. galiba aradığım mutluluk bu kez çok yakın. ilk gez gerçek bir farmville oynayacağım. koyunlarım olacak.
  • köyümün zaten yaşadığım şehre yakın olmasından mütevellit yapmakta zorlanmayacağım harekettir.

    bunu bu yaz dalından dut yerken, çağla yerken düşündüm. inek sağarken düşündüm. bahçede kitap okurken, çeşmeden su doldururken, tertemiz oksijeni içime içime çekerken düşündüm. bahçedeki zehirli yılanı sopayla öldürürken tereddüt ettim ancak yine de düşündüm. elbette ki olumlu sonuçlandı kendimle münakaşam. ben bu işi yapabilirim. hatta en iyisini yapabilirim.
  • sanırsın herkes aslında çiftçi olmak istiyormuş da zorla beyaz yaka yapmışlar.

    yine bir bahçemi çapalayam, havucumu kemirem başlığı.