şükela:  tümü | bugün
  • -kız kardeşimin doğumundan bir kaç ay önce rüyamda bir kız bebek görmem. gözlerinin rengi, saçları, burnu... tüm ayrıntılarını beynime işlemiş olmam. gördüğümün aynısı bir kardeşe sahip olmam.

    -rüyamda kız arkadaşımın annesi, doktor kuzenim ve kendimi bir masada yemek yerken görmem. ertesi günü kız arkadaşımın annesi ile karşılaşmam. akşam eve gelen babamın "hadi gidip bizim oğlana sürpriz yapalım" demesi ve hiç planda yokken 3 saat yol çekip kuzenin çalıştığı hastaneye gitmek. bu tür rüyaların alakasız insanlarla beraber sürekli devam etmesi, sürekli o gün bitmeden o ayrı insanlarla bir şekilde karşılaşmam.

    -sözlükte iş hayatı üzerine bir yazı okuyup yazarın yazdıklarına biraz içerlenmem. biraz sitemkar biçimde aksi bir görüş hakkında kendisine yine sözlük üzerinden mesaj atmaya çalışmam (ben kolay kolay kimseye böyle bir şey için mesaj atmam sözlükten) ama tam mesajı imla vs için kontrol ederken sekmeyi mesajı gönderemeden kapatmam ve mesajın afedersiniz p.ç olması. sonra üşendiğim için tekrar yazmamam. 2 gün sonra saat gece yarısını çoktan geçmişken benim tekrar mesaj atmayı düşünmem ve o sırada mesaj atacağım yazarın bana iş teklifi için mesaj attığını görmem. sevgilimle beraber hayalini kurduğumuz işin birebir aynısı teklif etmesi... kendisiyle uzun uzun görüşmemiz... bir takım problemler yüzünden projeden vazgeçme kararımı kendisine belirtmek için arama kararı aldığımda telefonuma kendisinin proje iptali hakkında mesaj attığının haberini yanlışlıkla almam (burası biraz karışık aslında ama askerdeydim, akıllı telefonum evdeydi diyeyim kısaca). sadece iş teklifi sayesinde korkularımın üstesinden gelip sürekli ertelediğim iki önemli konuyu halletmem... o dönem iş hayatı yüzünden kafayı yemekten beni kurtardığı için kendisine ne kadar dua ettiğimi ben bilirim. kendisinden çok şey öğrendim, sağolsun.

    -hazırlık okurken kendi bölümüme gidip bir hocaya yol sormam, o hoca ile güzel bir muhabbete başlamamız ve dakikalarca hocanın bana cesaret verici şeyler söylemesi ve o dönem içinde bulunduğum karanlıkta bir ışık olacak bilgiler vermesi... ayrılmadan önce bana "sen hazırlığı bitir sonra beni bul, ben senin tüm korkularını yenmene yardımcı olacağım, seni iyi bir mühendis yapacağım!" demesi. kendisini hazırlık bitince ve bölümüme başlayınca bir daha görememem, arayıp bulamamam (adını unutmuştum). derslere ek olarak bir alanda kendimi geliştirmek için hoca arayışına girdiğimin duyulması sonucu birisine yönlendirilmem ve kendisiyle belki bir yıl sonra tekrar karşılaşmamız. 3-4 yıl boyunca yanından ayrılmamam. sayesinde part time işe girmem, aile geçindirmem, çok farklı bir vizyon kazanmam, inanılmaz beceriler elde etmem (o beceriler sayesinde evime gerçek anlamda ekmek götürebildim çok zor zamanlarda)... bana o gün koridorda cesaret veren o kadınla görüşmek için randevu alındığı, kendisinin ve eşinin ülkemizde alanında gerçekten başarılı ve bilinen insanlar olmasını bir kenara koyuyorum. çok iyi bir insandı, bizi çok severdi, üstümüze titrerdi resmen. bir gün arkadaşlarımızla beraber yanında çalışırken ne içersiniz diye sorması ve benim şaka olsun diye "espresso ya da bol köpüklü latte olmadan güne başlayamam ama elden ne gelir..." demem. hocanın (ağız alışkanlığı hoca diyorum, profesördü kendisi) bunu şaka olduğunu bilmesine rağmen, gülmemize rağmen ertesi gün envai çeşit espresso, latte vs dolu poşetle gelmesi, dertlerimizle tek tek ilgilenmesi, cebimizde paramız var mı yok mu diye sürekli ağzımızı yoklaması, yemeklere götürmesi, ders kitaplarımızı bile alması... allah ondan razı olsun.

    yazıya başlarken aklımda daha niceleri vardı, unutuverdim. arada ben edit gireyim buraya. basit basit rastlantıların hayatımda çok fazla yeri var.
  • genç adamin sosyal medyadan takip edip, düşüncelerine, davranışlarına hayran olduğu aylarca sohbet ettiği, sonrasında aşık olduğu fakat hic yüz yüze görüşmediği, dönemin şartları gereği iletisimi koparmak zorunda kaldıkları kadını aylar sonra uçağa binmek üzere kontuar sırasında beklerken hemen önünde olduğunu görmesi.

    birlikte uçağa binmesi. yan yana sayılabilecek yakınlıkta oturduğu halde kendini hatirlatmaya cesaret edememesi.
    oturduğu koltuğu, okuduğu kitabı, yediği krakeri bile aklında tutarak aylar sonra yeniden yazarak bunu itiraf etmesi.
    kadının ise; uçaktan inmek üzere koltuğundan kalktığında göz göze geldiği, karşısında durup kendisine bakmakta olan kişinin, yüzünü hatırlamasa bile dahi bakışlarının aklında kalmış olmasını genç adamın hiç bilmemesi.

    sonra böyle hoş bir rastlantı hiç yaşanmamış gibi ipe sapa gelmez sebepten yine kopuş yaşanması ve herkesin evlere dağılması.
  • rastlantı yoktur...eş zamanlılık vardır.
    olması gereken , o an olması gerekiyorsa olur,
    o an olmaması gerekiyorsa da doğru zaman için beklenir.
    karşına çıkan her ne ise, tam yeri ve tam zamanında olması gereken oluyordur.

    ben akıl sağlığımı böyle düşünerek koruyorum. yoksa dibini bile sıyırtır bu sistem insana !
  • üniversite yıllarında bir arkadaşla akdeniz turu yapıyorduk. tur boyunca yorgunluktan öldüğümüz için biraz da geç uyandık ve sabah beklenenden geç bir saatle sırtımızda çantalarla otostopa çıktık. geç çıktığımız için yetişemeyiz dedik ve yetişemezsek afyon uşak bi yerde pansiyonda bi gece kalır eskişehire devam ederiz diye planladık. eskişehirde de arkadaşımız bekliyor.

    bir dolmuş aracılığıyla otoban kenarına çıktık ve beklemeye başladık. sap olduğumuz için yirmi dakika veya yarım saat geçmesiyle eski bir araba durdu içinde 2 dayıyla birlikte. yeğenim 1-2 km sonra köy girişinde bırakırız dediler. ben de tamam diyip arkadaşa dönüp seslenmek için iki adım attığımda araba hareket etmeye başladı. ilgilenmediğimizi düşündü herhalde, ben de arkasından noluyo amk diye bakakaldım.

    neyse arkadaşın yanına dönüp bi 10-15 dakika bekledik ki bir araba durdu. iki 30 yaşlarında eleman dedik nereye dedi ki eskişehir. öyle ki 7 saat tek bir arabayla gitmek cidden rahat bir şey. marmaristen fethiyeye 5-6 araçla falan gelmişiz in bin yaparak. çantalarla falan 35 derece sıcak işkence yani. neyse biz bindik hafif modifiyeli arabaya gidiyoruz yol kenarı tekelde durup biramızı alıyorlar, dinlenme tesisine götürüyorlar yemeğimizi ısmarlıyorlar muhabbet falan keyifler gıcır.

    en son afyon dinlenme tesisinde oturuyorken eskişehirdeki arkadaşı arayıp nereye gitmemiz gerektiğini sordum ve bana kuzeninin bizi alacağını söyleyip onun numarasını verdi. çocuğu aradım ve biraz konuştuktan sonra telefonu arabayı kullanan elemana verdim. eskişehir semtlerinden haberimiz yok tabi. şöyle bi diyalog geçti. ben tek tarafını duyoyorum tabii diyalogun;

    - alo iyi akşamlar neredesiniz siz?
    - ha tamam ben blablada oturuyorum şurada buluşalım
    - isminiz neydi?
    - ahmet? ahmet bilemne mi? ulan allah cezanı vermesin napıyosun?

    adamın yıllardır görmediği çocukluk arkadaşıymış.
  • bir kaç ay önce başıma gelendir. annem bir kaç haftalığına istanbul'a gelmişti. tam da evdeki koltukları temizleteceğimiz zamana denk geldi. ben de bir internet sitesine ilan verip en düşük teklifi veren şirket ile anlaştım. sözleştiğimiz gün şirket elemanları eve geldi. temizlik sırasında adam anneme sordu;

    -siz nerelisiniz teyzecim?
    -aydınlıyız.
    -e ben de aydınlıyım, hangi ilçesindensiniz?
    -kuşadası.
    -e ben de adalıyım. kritikos?*
    -ne. *
    -kimlerdensiniz siz?

    ve muhabbet ilerledi, adam annemin 30 sene önce istanbul'a göçen ve aile ile tüm bağlantılarını koparan kuzeni çıktı. *
  • amerika’da aynı otelde kaldığım türk arkadaşla yıllar sonra ankara’da metroda karşılaşmak.
  • 95 senesinde tekstil işiyle uğraşan arkadaşın osmanbeydeki işyerine gitmek için 3 arkadaş buluştuk. tesadüfen karşılaştığımız az samimi bir arkadaşa rastladık. yanında ilk defa tanıştığımız bir arkadaşı vardı. bayram öncesi olduğu için bizde sizinle gelelim alışveriş yaparız dediler. hep beraber osmanbeye geçip arabayı otoparka parkedip ana caddede yürümeye başladık.

    yolu henüz yarılamışken önümüzdeki dükkandan elinde silahla biri fırladı. önce hırsız var diye bir bağırma arkasından 2 el silah sesi duyduk. biz daha ne olduğunu anlamadan çevredekiler hırsızı etkisiz hale getirdi. kafamı çevirdiğim zaman bizimle gelen o gün tanıştığımız arkadaşı yerde kanlar içinde gördüm. öbür tarafta ise gene yaralanmış bizim yaşlarda bir kızın yerde yattığını gördüm. bizim arkadaşla kızı apar topar bir arabaya atıp hastaneye götürdük.

    işin rastlantı kısmı burdan sonra başladı. bir polis memuru gelip gençler bu işin aslı nedir diye sorunca olayı anlattık ama polis inanmadı. meğerse bizim eleman vurulan kız ve hırsız aynı ilin aynı ilçesinin aynı köyünden çıktı. polis kiz meselesi bu diye tutturdu. neyse aileleri geldi de derdimizi anlatabildik.

    sen git koskoca osmanbey'de dükkan soymaya çalış o kadar kalabalık içinde 2 el ateş et bula bula 2 köylünü bul...
  • üniversitede tanıştırdığım iki arkadaşım çok yakın arkadaş oldular.aynı eve falan çıktılar.neyse bizimkiler erasmusa giderlerken havalimanında babaları 30 sene öncesinden tanış çıkmışlar.
  • geçen sene mayıs ayları gibi bir rüya gördüm, rüyayı kısaca anlatayım;
    bembeyaz iki katlı bir evdeyim ve ben merdivenin altında bahçe kapısının yanıda oturuyorum. merdivenden birkaç tane yine beyaz elbiseli kadın dans ederek iniyor ve bahçeye geçiyor. o sırada ise bir müzik çalmaya başlıyor. size yemin ederim ki hayatımda hiç o müziği dinlemedim. ben de telefonumu açıp shazamlıyorum ve müziğin ismini öğreniyorum vs. rüya burada bitiyor.

    sabah kalktığımda aklımda tek bir isim var “kotona” sonra bu ne derken aklıma rüya geliyor, direkt spotify’dan şarkıyı aratıyorum. şarkı aynı şarkı. hayatımın şokunu yaşamıştım o zaman. uzun bir süre de o şarkıyı dinleyerek uyudum.
    merak edenler için şarkı: egarag syek/kotona
  • bir dizideki kadına vuruldum bundan 1 ay önce. yahu kadın o kadar kibar ki anlatamam, tabi rolü icabı öyle ama çok zarif, narin, edepli, temiz bir kadın rolünde oynuyor ve beni çok etkiliyordu.
    neyse derken ben diziyi izlerken bu kadını her gördüğümde "allahım bana böyle bir eş nasip et" diye dua ediyordum.
    ailem beni dershaneye yazdırdı 1 ay önce. pazartesi günü dershhane başlıyordu ben de o diziyi izlemiş, dua etmiş ve uyumuştum. sabah kalkıp dershaneye gittim, biraz geç kalmıştım. kapıyı bi açtım öylece bakakaldım!
    karşımdaki sırada o kadın oturuyordu. "lan acaba rüya mı görünüyorum?" diye sayıkladım. kız o kadar benziyordu ki o filmdeki kadına, anlatamam. saç şekli, boyu, gözleri kadının aynısı idi. bi 20 saniye kıza takılı kaldıktan sonra hoca yerimi gösterdi, ağır başlı adımlarla gidip yerime oturdum.
    halen o kıza bakıyordum. açıkçası çok şaşırmıştım. böylesi daha önce başıma gelmemişti.
    dersin ortalarında bir kere daha şok oldum; kızın ismi ile dizideki kadının ismi aynı idi!
    kendimi toparlayamadım birkaç dakika.
    etkisini atlattıktan sonra içimden dedim "keşke biraz cesaretim olsaydı, keşke biraz daha yakışıklı olabilseydim" diye...