şükela:  tümü | bugün
45 entry daha
  • insan ilişkilerinin kuvvetli olduğu bir yerde yaşıyorduk. burak isminde bir arkadaşımız var. ergenliğini o vakitler doruklarda yaşıyor . sürekli " dünya çok anlamsız - ebeveyn imden nefret ediyorum - pink floyd olum ! gelmiş geçmiş en iyi müzik. " vs gibi cümleler kurmakta. aynı zamanda intihar yöntemleri konusunda prof olacak kadar bilgili. her an ' lan bir delilik yapar mı acaba ?' diye tetikte olduğumuz bir dönem. annesi nilüfer teyze ise haliyle hepimizden daha endişeli. öyle ki her hafta sonu yazlığa gitmeden önce burak'a göz kulak olmamızı tembihliyor. oradan da telefonla yoklar ' tüm o edgar allen poe haliyle bıraktım oğlanı' kaygısıyla.
    böylesine bunalım bir hafta sonuydu. zilini daha önceden panik tonlara ayarladığım 3310'um çaldı . nilüfer teyze oğluna sabahtan beri ulaşamadığı için tüm tanıdıkları arıyormuş fakat her insan bir parça daha burak' sız açıyormuş telefonu. önce kıvılcım sonra alev halini almış bir kaç saate burada olurmuş. yaklaşık bir on, on beş kişi ondan aldığımız hararetle apar topar toplandık. aramızda rakı masasını bir telaşla bıraktığı sadece üzerindeki beyaz atlet ve terlik kombinasyonundan bile anlaşılabilecek bir abi vardı. yaz vakti olduğu için burak'ların dördüncü kattaki evinin mutfak penceresi açık. milyar promil abi aksiyon arar şekilde ' ben yandaki daireden gireyim, izin verin' diye atladı hemen. ne kadar "olmaz, etme! başka bir şey düşünelim ama en azından düşünelim" desek de adamdaki j. statham olma hevesinin önüne geçemedik. neyse o yandaki evin camında belirdiğinde biz de aşağıda sanki mensubu olduğumuz ülke dünya kupasında finalde penaltılara kalmış da onu takip ediyormuşuz gibi bir kalabalıktık. ağzımızda yürekler heyecan içinde olanları takip ediyoruz. ilk önce tırsak bir adım attı diğer daireye daha sonra mutfak penceresinin altındaki korkuluklara tutundu akabinde nihayet içeri girdiğinde ise alkıştan bir kıyamet halinde rahatladık zira o an için burak' ı unutmuş adamın derdine düşmüştük.
    bir kaç saniye sonra önce şu ses ;
    "annneeeeeereeeee !! "
    daha sonra şu ses ;
    " efeeeeeendim oğluuum !!! "
    yankılandı evrende.
    yanımıza tam da o anda gelen nilüfer teyze kalabalığı görünce burak kendini aşağı attı diye bir an için perişan olup kendini yerden yere vurmuş, oğlunun sesini işitir işitmez elinde anahtarla eve koşmaya başlamıştı.
    burak aynı zamanda bilgisayar oyunlarına deli gibi bağımlı bir çocuk. bilgisayar vücuda gelip bir kere verse sikmez, öyle seviyor aleti. bizim pierce brosnan abi içeri girince onu kulağında son sesi açık kulaklık, dünyada kopuk bir vaziyette duke nukem oynarken bulmuş. odanın ışığını yaktığında onu farkeden burak'ın yüzünde oluşan ' eve hırsız girdi amk' ifadesini yıllarca anlattı.