şükela:  tümü | bugün
  • vaktiyle ted*'de daha sonra da odtu koleji'nde efsane olmus catlak ama meslegini yillarca basariyla surdurmus rahmetli matematik ogretmeni.
    kendisini taklit eden ogrenciler bi an gulerken aniden psikolojikman aniden degiserek kizgin bir hal ve tavir icinde girmesinin uzerinde durular genelde.
  • ilk derse girdigi gun sansıma lanet etmeme neden olan fakat sonrasında zekasına, ögretme yetenegine hayran oldugum insan. birinin elinde cevirilen bir kalem gordugu zaman zıvanadan cıkması 1 senenin sonunda artık hocamız olmadıgında sınıfca kalem cevirme, bilmeyenlerin ögrenme seanslarına yol acmıstır.
  • hic ondan ders halmedigim halde, persembeleri kat nobetci ogretmeni olmasi itibari ile her turlu fircasindan nasip almisimdir. acik olan saclari arkadan cekerek uyarmasi gibi bir adeti vardi. trafik canavari kurbanlarindan..
  • vefatini alanya'daki bir plaj'da gazete okurken ogrendigim, goz yaslarina boguldugum, eger yasasaydi beni oss'ye hazirlamis olacak, cok sevdigim ve saygiyla andigim, odtu koleji bilim olimpiyatlari hazirlik grubu ve okul dershanesi'nde dersler aldigim hocam.
  • cosmus matematik net'imi dahada costuran insan, sinava girdigim ikinci sene ('98 oys) ankara ziya gokalp caddesinde koleje dogru giderken mithatpaşa koprusunu gectikten hemen sonraki sagda kosedeki binada ders verirdi. aptallıklara aptalca yaklaşımlarda bulunarak kendinizi kotu hissetirirdi. cahit arf etiginin temsilcisi olmaktan gurur duyan ifadelerle ders anlatırdı. soru cozmeye baslamadan yaptıgı eklem cıtlatmalarını abartı derecede yapmasıyla odada 5-10 saniyelik çat çut inlemeleri ve boş bakışlar hakim olurdu. ölümünü çok dramatik bir şekilde öğrenmiştim, ve olay sırasında yurtdışında olmam üzüntümü abartı derecelere taşımıştı. türkiyede trafiğin ne kadar sakat olduğu konusu 2-3 haftada bir işlenirdi. uzun yol sonrası direksiyon başında uyumuş olduğu şeklinde aldığım kaza detaylarına işte bu yuzden inanamamıstım. * eşi ve kızı yogun bakımdaydı taa o zamanlar ne oldu acaba dedirtir bazen.
    cok ozledik be hocam sizi. gittigin yerde mutlu ol. haberini getiremedim size sınavın ama hersey guzel. insan niye ders aldığı hocasını güldüğü şeylerle, ciddi bağırıştığı zamanlarla veya mimikleriyle hatırlarki, sahi ne seneymiş o ya...
    (bkz: sozlugu huzune burundurmek)
  • bir florhasan vızlamaya başladığı zaman hemen odasına gidip oklavasını alıp bir dokunurdu hemen susardı alet. bu hareket halen aktuğ maneveur olarak anılır.

    bende de emeği çoktu
    selam olsun diyor sevgiyle kucaklıyoruz.
  • ilkeli,onurlu, başı dik bir eğitimciydi.... o da ayrıldı aramızdan...
  • en sevdigi sey demek istedigini dolambacli yollardan anlatmakti. ders boyu, her sorusunu gardimizi dusurmeden hazir beklemek gerekirdi.

    -sen tabela gordun mu?
    -evet hocam?
    -peki berber tabelasi gordun mu? (saclar cok uzamis kestirsene hayvan herif?)
    -uh oh

    sekilli tuhaf dialoglar orerdi.
    kizip, ofkesini kusar, densiz bir arkadasimizi yerle bir ederdi bazen. ertesi ders yanina gidip soyle bir omzunu sikar, affediverirdi, siktigi omzun acisi kolay kolay gecmezdi, o ayri.

    bir donem stajyer ogretmen bir asistani vardi, koridorda ucarak yuruyen yasar hocayi deparla yakalama cabasina guler, guler, gulerdik.
    selam olsun.
  • nev'i sahsina munhasir bir insandi. aklimda kalan en meshur lafi "ya hedefinize gore calisin, ya da calismaniza gore hedef belirleyin" olmustur. kizgin oldugu zamanlar, ofkesini cevresine cekinmeden yansitirdi yasar hoca. sinifin penceresinden bakip icerde makara yapan ogrencileri gorunce bir an pencereden uzaklasmis, akabinde tekmesiyle yarilan kapidan ayagi cikmistir.
  • hakkinda soylenebilecek cok sey olmakla beraber, aklima gelen bir kac anisinin one ciktigi sevgili hocam.

    bir derste ogrencinin biri "hocam bu soruyu su yontemle cozemez miyiz?" diye sormus, yasar hoca da "cozersiniz. cozersiniz ancak once uc harfli bir kelime* var, ondan sonra cozersiniz" diyip butun sinifi yarmisti.

    mezuniyet toreninden sonra 5-6 arkadas sinifa girip siralarin uzerinde fotograf cektirirken camdan kafayi sokup "oturun oturun sıkılmadınız daha da oturuyorsunuz! iyi hadi bir daha oturamayacaksiniz, oturun bakalim" demisti.

    kendisinden analitik geometri dersini aldigim donemde dersten alacagim not 1 puanla bir alt rakamda kaliyordu. kendisinden "not dilenmek" icin odasina gidip, "ya hocam boye boyle iste ben hesapladim arada bir puan ya kaliyo, ya kalmiyo, sizce notum ne gelir, kem kum hede hede bakin odevlerimi de yaptim ede ede" diye yaklasik 10 dakika boyunca buz gibi bir suratla karsimda durup beni kivrandirmis, ardindan da bir anda gulumsemeye baslayip "yavrucum notun yukarida zaten, bi saattir anlatiyosun da ben burada listede senin notunu goruyorum zaten, endiselenmene gerek yok" diyerek odasindan gondermisti.

    bir keresinde bir calisanin ya da baska birinin ilkokuldaki ogluna odasinda ilkokul matematigi, kumeler vb. anlatirken kulak misafiri olmus, cok sasirmistim. bir yandan da, bize gayet sert ve disiplinli davranan hocamizi sakin sakin, biraz cocuksu bir edayla biseyler anlatirken duyunca cok garip gelmisti, hosuma gitmisti.

    bir keresinde bir ders arasinda zeki muren'in sahne aldigi gazinolarda, zeki muren sahneye ciktigi anda garsonlarin servis yapmayi bile kestigini, kimsenin catal bicak oynatmadigini, o derece saygi gosterildigini anlatmisti. "siz o gunlere yetisemediniz, o saygiyi gormediniz" demisti.

    bir keresinde tahtanin karsi tarafindaki camdan giren ve yerdeki karolardan yansiyip gozunu alan gunes isigini onlemek icin bir ogrenciye perdeyi kapatmasini soylemis, ogrenci yere vuran gunes isigina bakip "ama hocam gunes yere vuruyo" demisti. yasar hoca, "e oradan da gozume yansiyo evladim, abes degil mi" deyince ogrencinin verdigi "biz daha optik konusunu islemedik fizikte" gibi abuk bir cevabin uzerine "sen aynaya baktiginda kendini gormuyosun di mi, dogru bak optik islemediniz daha ondan" diye yapistirmisti.

    bizim lisede onunla ayni anda hocalik yapan bazi hocalarimizin da hocasi olmustu zamaninda. yanina gittigimizdeki gerginligimizi aynen bu hocalarimiz da yasardi.

    teneffus sonunda zil caldiginda kollarini iki yana acarak koridoru tamamen trafige kappatigi gibi, bu halde koridorun bir basindan bir basina yuruyerek herkesi tek seferde siniflara sokardi, bazen sirf kacmak icin gecene kadar yan sinifa girerdi insanlar.

    cok uzun boyluydu, kollari da nispeten uzundu, ya da bize oyle geliyordu. baskalarina yasar hoca'yi anlatirken, "kocaman bir adam, kollari da neredeyse dizlerine geliyo" derdik.

    okulun dershanesinde donemin sonlarina dogru bir haftasonu, yaz sicaginda yaptigi bir deneme sinavinda biz bir yandan sorularla bir yandan sicakla bogusurken bir anda sinifa elinde 15-20 bardak kolayla dalip bize dagitmisti.

    lisedeki odasi her zaman agir bir sigara dumanina sahipti. okulun hicbir yerinde hocalar sigara icemezken onun odasindan koku eksik olmazdi. vefatindan sonra odasi yanilmiyorsam ingilizce zumresine verildi, ilk gittigimde kokunun olmamasini cok garipsemistim, yabanci gelmisti.

    kendisini son gordugumde oss-oys telaslari bitmisti, 1 haftaligina yurt disina gidiyordum, kendisine "hocam bir isteginiz var mi?" diye sordugumda "calistiniz yoruldunuz butun sene, git guzel guzel tatil yap dinlen" diyerek vedalasmisti.

    oys bolum tercihlerime karar vermeye calisirken 6. ve 7. tercihlerim arasina kalin bir ok cizip tercihlerime almadigim bir bolumu yazarak kelimesi kelimesine "bak buraya su bolumu yaz mutlaka, sen buraya gireceksin" demisti. icimden "hade len" diye gecirmistim. cenazesinden 4 gun sonra aciklanan sinav sonuclarinda kimin kime acik bir sekilde "hade len" dedigini gordum.

    hayatima girdigi ve hayatimda muhtesem bir iz biraktigi icin minettarim.

    yolu ışık olsun.