şükela:  tümü | bugün
  • boğaziçi'de ders verip derslere gelmeyen hoca.

    gerçekten eğlenceli, kaliteli adam ama derslere gelemiyor. hadi derslere gelemiyor, neden her dönem ders veriyor. yok mu bunun bi çaresi. ben yapamıyorum bana ders vermeyin de. hem ona hiçbir artısı olmuyormuş okulda ders vermenin. keşke düzenli gelebilse de iyi bir hocadan adam akıllı ders dinleyebilsek. ama gelemiyorsa bizi niye zora sokuyor. bak gene gerildim gece gece.
  • bu dönem dersin içine s.çtım evet.

    dönemin başında böyle olacağı belli değildi. olsaydı zaten, dersi vermeye başlamazdım. ha, her dönem iki ders saati falan kaçar ama, daha önce bu çapta bir felaket üretmişliğim yok...

    "neden"i ise, bana "esas" faydası olan işler fena halde dara girdi. hatta maddi, iş durumu ve moral olarak kırk yıldaki en dar zamandan geçiyorum desem, yeridir...

    çaresine baktım zaten. görünen o ki, benim için bu sıkıntılı dönem hemen de bitmeyecek. gelecek dönem için "bana ders vermeyin, yapamıyorum, yeniden böyle bir felaket yaratmak istemiyorum" dedim. gelecek dönem ders yok yani.

    ondan sonraki dönem, eğer işler toparlanırsa, yeniden ders vermeyi düşüneceğim. yoksa yok.
  • hayatımdaki ilk mülakatımda karşıma çıkan adam. neden tercih ettiğimi bilmeden bilgisayar mühendisliği okudum. okurken nefret ettim yazılıma dair her şeyden. pazarlamacı olmak istedim, satışçı olmak istedim, iş geliştirmeci olmak istedim. her yeni mezun gibi, aile eşrafından defalarca "bizim x'in bilmemnesi y'de müdür. ona söyleyelim" laflarını işittim. hepsini reddettim. "arada adam olmadan bi bok beceremeyecek miyim ben ulan" diye zırladım. önemli bir firmanın genel müdürü bir şekilde aracı oldu benim için. alt şirketleri olan bir yazılım firmasında mülakata gidecektim. önce genel müdür amcanın odasına girdim. "ooo hoşgeldin cnmss, sen bizim z'nin yeğenisin değil mi ?" gibi bir karşılama beklerken, ceketsiz ve sakallı olarak mülakata gelmeme yönelik ağır eleştirilerle dolu 2 çift kelam ettik. hayatımın ilk mülakatında ceket giymemek ve kirli sakallı olmak benim ayıbımdı belki ama böyle de insafsız laf sokulmaz ki be adam. daha sonra alın şunu götürün mülakata diye emretti. hello world seviyesindeki yazılım bilgimle ne akla hizmetse girdim mülakata. karşıma yaşar safkan çıktı. sakalım ve ceketsizliğim için özür dileyerek başladım söze. "ya ne gerek var ben hiç takmam öyle şeyleri, çok da yakışmış ayrıca" sözleri ile gevşedim. gözlerinden zeka ve c++ akan bir adamın karşısında, bir an için "abi bokunu yiyim sadece sohbet edelim, beni test etme, zaten bi boktan anladığım yok" demeyi bile düşündüm. birazcık anlattım olan bitenleri. bilgiyi test edelim dedi. hayatımda duyduğum en orjinal 3 soruyu sordu. hiç birinin birebir bilgisayar mühendisliği ile ilgisi olmasa da bir insanın yeterliliğini ölçmek için inanılmaz yerinde sorulardı. götümden ter aka aka cevapladım. yarısından fazlasını salladım, salladığımı anladı, bozmadı. işe alınmadım. zaten alsalardı ayıp olurdu yazılım camiasına. ama o 3 soru ve ardındaki sohbetimiz, iş arayışına bakış açımı değiştirdi. önce mutlu olmak istediğim işe karar verdim, odağımı değiştirdim, ufkumu açtım. erkan oğur'un "kötü bir fizikçi olmaktansa, iyi bir müzisyen olmak istedim." sözü gibi geldi bana söyledikleri. çok sevdiğim ve kendimce çok başarılı olduğum başka bir sektöre atıldım ve hep zevk aldım yaptığım işten. google'a "mülakat zor sorular", "5 yıl sonra kendini nerede görmek istiyorsun sorusuna verilebilecek en iyi cevaplar" diye aratıp da iş arayan insanlar keşke kendisi ile tanışabilseydi diyorum bazen. teşekkürler gözlüklü şirin.

    (bkz: bu da böyle bir anımdır)

    edit: imla.
  • üstadımdır. morpheus gibi doğru kapıyı gösterebilecek nadir insanlardan biridir.
  • https://www.youtube.com/…k5wvtoof4zpdhxtc-xjtwu3qt0

    adresinden kendisinin algoritma hakkindaki bir dersini dinleyebilirsiniz.
  • canımız, ciğerimiz, hocamız. her gün hayırla andığım kişi. kendisi pek bilmez ama hayranıyım.
  • youtube'de yazan ve yöneten adlı bir seride kendisi ile bir nevi ropörtaj yapılan kişi.

    seri boyunca inanılmaz ve aşırı sayılabilecek ego emareleri görülüyor ama şu bu konuda gerçekten kendini aştığını gösteriyor.

    yazan ve yöneten serisinin tek eksiği üçüncü bölüme kadar bu
  • çok sevdiğim, kıymeti bu topraklarda bilinmeyen insan gibi insan. zannetmişim.
  • bir dönem ders almıştım kendisinden. entropy & information gibi bir şeydi. aslında güzel dersti ama okuldan aldığım para taksi paramı çıkarmıyor diyerekten dersleri youtube'a yükleyerek yapmıştı ve çok da faydalanamamıştık kendisinden.

    şunu da söylemeden geçmeyeyim, adam deha ama linkedin'de biraz boş yapıyor sanki.
  • bir suredir takip etmekte oldugum fenomen yazilimci. teknik background'unu degerlendirmek haddime degil (pek yazilimci da sayilmam nitekim) zaten de isinin her yonuyle felsefesini yapabilen bir kisi olarak gipta ediyorum kendisine. cok keyifli ve bilgi/tecrube dolu konusmalari ve paylasimlari mevcut. firsat oldukca dinliyorum/dinleyecegim.

    buralari okudugunu soylemissin blog'daki bir yazinda abi, bil ki sen cok kiymetli bir insansin. sektorde (memlekette olani) degerini kim ne kadar biliyor bilmiyorum ama gencler icin buyuk bir ilham kaynagi oldugun kesin. belli ki bilgini/tecrubeni paylasmayi da seviyorsun, hic durma lutfen.

    diger yandan biraz sahsi olacak belki ama sende biraz ustun zekali sendromu goruyorum abi. allah seni mesud etsin, sikintilarini gidersin de sen de insan yetistirmeye daha cok zaman ayirabil insallah. bir gun tanisabilmek umuduyla...