şükela:  tümü | bugün
  • - okan, ortak çok sıkılıyorum ya.bişiler yapsak ticaret falan
    - yapalım yaşarcığım.sermayen ne kadar?
    - var abi yüklü bişiler.
    - müze mi kursak lan?
    - sittiret çok var ondan.hem benim kafamda var bişiler.
    ..
    ..

    - vay yavşak okan vaay.üniversite demek.bana hiç bahsetmemişti.iyi fikir aslında lan!
  • insanı yaran, aynı zamanda dumur eden bir olaya sahne olan mekandır.
    bu üniversiteyi kazanan bir arkadaşımız kaydını yaptırmaya gider. tam önünde ise bilkent sarısı, tikky mi tikky bir kızımız durmaktadır. ancak kızımız huzursuzdur, ufacık aklında çeşitli soru işaretleri belirmiştir. ve dayanamaz bunları birine sormaya karar verir, kurbanı güvenlik görevlisi olur.

    görevli-buyrun
    kız-şeyyyy... pardonn. ben yaşar beyi görücektim!
    g-...(uzun bir sessizlik) ne!!??
    k-(gayet sakin) yaşar bey yaşar bey, hani buranın rektörü var ya!
    arkadaş-(dumurlardan dumur beğen, kop!)

    (bkz: yaşar bey)
  • okulla yakından uzaktan alakası olmayan bir çok kişiyi görünce 1. elden düşünceleri bildirmek farz oldu.

    evet okul bornova 2.sanayi'nin içindedir ama sanildiginin aksine bazi iyi yönleri de vardir bunun örnek vermek gerekirse;
    1-okul yolu üzerindeki hemen hemen tüm işyerlerinin köpegi vardir,sari gözlü,mazlum bakışlı sanayi köpeklerinden kaçarken sağlıgımızı korumamızı sağlar.
    2-gene okul yolu üzerindeki rögar kapaklarından dışarı çıkan esrarengiz ama kanserojen dumanlar ile kansere olan direncimizi dolayli olarak arttirmasi da dikkat çekiyor.
    3-özellikle haftasonları okul çevresinde(sanayi içinde)birden ortaya çıkan çakma altın saat satan bulgar satıcıların "bohoma vuna ohoumea" gibi şeylerle insanları kandırdığını görerek daha uyanık olmamizi sağlar.
    4-sınıfın camı ile kamyonların ağırlıklarını tarttıkları kantar arası 1-2 metre olduğundan bilumum kamyon modasının yakından takip edilmesini sağlar..

    kısacası bu okul adamı hayata hazırlar!
  • hazırlık kantinindeki jukebox'a tanesi 350 ykr'den bir sürü jeton alıp arka arkaya children of bodom, slayer, metallicayı dayadığım okuldur.
    5-10 dakika sonra kaos başlamış, kantin hayat sevincini kaybetmiş clubber'larla dolmuş, son olarak da jukebox kapatılmış onun yerine kral tv açılmıştı.
  • öğrencilerini önemsemeyen akademisyenlerle dolu üniversite. hocayla 1 hafta boyunca elektronik posta yoluyla haberleşiyorum, belirlediğimiz saatte okuldayım ve adam ortalıkta yok. arıyorum hiç sözleşmemişiz gibi toplantısı olduğunu aslında okulda olmadığını gayet gamsız bir üslupla söylüyor. başka bir gün görüşebilir miymişiz??
    okuldaki çoğu hocada var bu tutum. herifler akademisyenliği hobi olarak yapıyor adeta. yurtdışında yaptığı doktoralarla hava atmak yerine keşke oralardan birkaç insanlık da öğrenseymişsiniz sayın hocalarım!*
  • içerisinde göztepe manyağı olup okul ücretlerini paşa paşa karşıyaka'nın bütçesine katkı olarak ödeyen tipleri gördükçe insanı gülümseten üniversite.
  • son bir kaç ay öncesine kadar ailesinin mensubu olmaktan gurur duyduğum üniversitem. bilen bilir, kendileri "biz bir aileyiz" diyerek üniversitenin tanıtımını yapmaktaydı. rektörlük ile öğrenci arasındaki çatışma her üniversitede normaldir ancak yaşar üniversitesinde durum biraz farklıydı. bizim öyle bir rektörümüz vardı ki 5 yıllık üniversite hayatımda kendisini sevmediğini söyleyen tek bir öğrenciye rastlamadım. saygıdeğer eski rektörümüz bize gitar çalar, bahar şenlikleri için kiralanan bisikletlerle şenlikte kampüsü turlar, kampüsün herhangi bir yerinde aniden karşımıza çıkıp bizlere gülümserdi. 3-5 öğrenci toplanıp bir rahatsızlığını dile getirecek olsa ve durum kendisine intikal etse, işi gücü bırakıp o soruna odaklanırdı. öğrenci insiyatifine çok önem verir, her kararına gerekçe gösterirdi. neyse çok uzatmanın anlamı yok, kendisi giderken onun için öğrencilerin bu gidişe tepkisi şu şekilde oldu.

    https://papiroom.com/article-5552515650

    son 3 senedir üniversitenin idari ve akademik işleyişinden bir şekilde haberdar olan biri olarak söylüyorum; yeni rektörle birlikte artık yaşar üniversitesinin işleyişi olumsuz yönde değişecek. kendisi ilk icraat olarak yaz okuluna 1 ay kala yayınlanan yaz okulu yönetmeliğinde yapılan değişikliği, öğrenci aleyhinde yorumlayarak sırf hukuk fakültesinden 20 küsür kişinin mezuniyetini bu sene için imkansız hale getirdi. olayın vehametini izah edebilmek için kısaca bahsetmek istiyorum. normalde yaz okulunda alınan dersler + tek ders ile mezuniyet durumu belirleniyordu. bu ders sayısı her sene yapılan değişikliklerle belirlense de şimdiye kadar hep son dakikada öğrenci lehine değişiklikler yapılıyordu. bu sene öğrencilere yaz okulunda 20 akts değerinde ders alabilecekleri dekanlar tarafında bildirildi. ama hiçbir öğrenci buna buna ek olarak yaz okulu sonunda yapılacak tek ders sınavının da 20 akts'ye dahil edildiğini düşünemedi. çünkü böyle bir hesaplama olamazdı, eğer o mantıkla düşüneceklerse dönem sonunda yapılan tek ders sınavlarının kredilerini de dönem içi aldıkları derse dahil etmeleri gerekmez miydi? bu sorunun cevabı öğrencilere verilmedi. eski (çok da eski değil, 1 ay önceki) sisteme göre mezun olabilecek arkadaşlar, yaz okulu yönetmeliğinde yapılan "mezuniyet durumunda öğrenci" tanımında "tek ders" ibaresi unutulduğu için mezun olamayacaklar artık. ve bu insanlar mezun olamayacaklarını da mezuniyetten 1 ay önce öğrendikleri için şehir dışından aileleri ve hatta akrabaları biletlerini almış, belki de izmir'e gelmiş durumdalar. boşuna geldiler çünkü üniversite yönetimi (yeni rektör ve ekibi) mezuniyetten 1 ay önce yeni yönetmeliği yayınlamak ve yaptıkları hatayı "yönetimde istikrarı" bozmamak için görmezden gelmek istediler. her sene değişen yaz okulu yönetmeliğindeki hatayı (tek ders ibaresinin unutulması) düzeltmemeyi istikrar olarak nitelendirdiler. bazılarının "ee canım mezuniyeti son ana bırakmasalardı" dediklerini duyar gibiyim. ceza hukukunda bir ilke vardır, gerçekleştirdiğin eylem yürürlükteki kanun gereği suç değilse sonradan suç kapsamına alınsa dahi cezalandırılmaz. mezuniyeti son ana bırakan öğrenciler de bu eylemi gerçekleştirirken, kendisine sonradan "tek ders sınavından mahrum kalma" cezası verileceğini bilmiyorlardı. bir de çok önemli bi detay var, 20 akts sadece mezuniyet durumundaki öğrenciler için geçerli. dolayısıyla bu arkadaşlar mezuniyet durumunda olamadığı için ek olarak "20 akts değerinde ders alamama" cezasına da çarptırıldılar. artık 15 akts'lik ders alıp mezuniyeti 2 dönem ertelemiş oldular.

    bu sadece başlangıç. böyle bir mağduriyet herhangi bir devlet üniversitesinde olsa belki günlerce konuşulurdu. ama vakıf üniversiteleri, özellikle de oturmuş bir düzeni olmayanlar için hep normal karşılanıyor. gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki biz bunu normal karşılayamadık, karşılamayacağız. özellikle de üniversite tercihi yapılan bu dönemde yaşar üniversitesini düşünen arkadaşlar için ön bilgilendirme olsun istedim. yaşar üniversitesini tercih edecekler, mezuniyete hazırlanırken daha 1 sene vaktiniz olduğunu öğrenebilirsiniz. saygılar.
  • o değil de ben hala isim konusundayım.

    evet, ismi her daim aklımı kurcalayan üniversite. aklımın en derinliğine gömüp ismin altında yatan nedenin mantığını çözmeye çalışıyorum, evet gayet mantıklı duruyor söz konusu nedene dayanarak bu ismi koymak. ama peki ya işin özü, yani ismin kendisi?

    hiç bir allah'ın kulu demedi mi? yahu yaşar olmaz, olamaz diye haykırmadı mı?

    işin nihayetinde okan-ufuk-yaşar üçlüsünün alanında en önde gidenidir.
  • hukuksuzluğun diz boyu olduğu bir okul. yönetmeliğe geçici madde doldurarak insanların haklarını gasp etmeleri yönetimdeki insanların en belirgin özelliğidir. hasta olursun sınava giremezsin aldığın raporu kabul etmezler. şereften yoksun insanlar bir de para hırsıyla yoğrulunca ortaya böyle bir tablo çıkıyor demek ki.
  • bu okulda öyle bir durum daha vardır ki dersten 60 vizeyle kalırsın 13 15 vizeler geçer. hocaya sormaya gidersin nasıl olduğunu , hoca cevap vermek yerine saçmalar , cümle dahi kuramaz. ondan sonra babasının taşağını ortaya koymayanları odasından gönderir , babasının savcı olduğu herkesçe bilinen gence dönüp '' x'ciğim sen biraz daha kalabilir misin ? '' der.