şükela:  tümü | bugün
  • repliğin tamamı şöyle:
    yaşar usta-saim beyi görecektim.
    sekreter-randevunuz var mi?
    yaşar usta-yok.ama yaşar usta derseniz beni kabul eder.çok önemli.
    sekreter-hiç sanmıyorum ama bir sorayım.(telefonda) saim bey, yaşar usta diye biri sizinle görüşmek istiyor.peki efendim.(yaşar usta'ya) sizi bekliyorlar, buyrun.
    (içeri girer)
    saim bey-söyle ne istiyorsun?
    yaşar usta-bak beyim, sana iki çift lafım var.koskoca adamsın.paran var, pulun var, herşeyin var.binlerce kişi çalışıyor emrinde.yakışır mı sana ekmekle oynamak.yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak.ama nasıl yakışmaz.sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saaddeti çok gören.anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor.ama ben boşuna konuşuyorum.sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum.hıh.sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi saim bey.sen mi büyüksün.hayır ben büyüğüm, ben, yaşar usta.sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç.gözümde pul kadar bile değerin yok.ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiç birşey yapamayacaksın.yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi.çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız.bizler birbirimizi seviyoruz.biz bir aileyiz.biz güzel bir aileyiz.bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun.dokunma artık aileme.dokunma çocuklarıma.dokunma oğluma.dokunma gelinime.eğer onların kılına zarar gelirse ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemis olan ben, yaşar usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni.anlıyor musun.vururum ve dönüp arkama bakmam bile.(çıkar)
  • şener şen'in "yatar utta" şeklinde söylediği isim
  • münir özkul'un oynadığı en sağlam karakterlerden.fabrikatörle olan "ben yoksul yaşar usta! sen, fabrikatör..." repliği ile damardan girer.
  • dost meclislerinde '...sen mi büyüksün ? hayır ben büyüğüm...' geyiğini yapmamıza olanak sağlayan yılların yaşar ustası.. bizim aile filminin babası...
  • münir özkul ustanın büyük oyunu ile devleşen türk sinemasının en asil karakterlerinden. normalde karıncayı bile inciltemeyecek iyi adamların gerektiğinde sözleri ile nasıl adam vurduklarını gösterir, anlayana...
  • yaşar usta'nın (münir özkul sen çok yaşa) "sen mi büyüksün, hayır ben büyüğüm" diye haykırdığı o sahnede hep gözlerim dolmuş, burnumun taaa şurasına bir sızı oturmuştur.
  • bizim aile filminin esas ismi, yiğit adam, babamız.
  • kafamda tiradı çınlıyor bugün.

    hani bizim çocukluğumuzda iyiler kazanırdı. hani aile olmak yeterdi ya.. "ben büyüğüm" derken gözlerimiz dolardı.

    bugün gezi sebebiyle 5. ölüm haberini aldığımda geçti içimden bu tirad. biz bu tiradı ne valiye ne başbakana ne polise ne savunanlara atamadık...

    sen mi büyüksün.hayır ben büyüğüm" diyemedik,
    "yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi.çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız.bizler birbirimizi seviyoruz.biz bir aileyiz." diyemedik.
    "eğer onların kılına zarar gelirse ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemis olan ben, yaşar usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni.anlıyor musun.vururum ve dönüp arkama bakmam bile" diyemedik.

    kötüler daha kötü eywallah ama iyiler artık ne kadar iyiyiz?

    neden bunca ölüme "çeker vururum"u diyemedik. neden bunca acıyı anca izledik? neden bunca korkak artık iyiler?

    çocukluğumdan, izlediklerimden, okuduklarımdan utanıyorum bugün..

    kötüler daha kötü diye değil, iyiler yeterince iyi olmadığımız için artık belki...

    ilk ölümde yıksaydık yunanlılar gibi başlarına bu memleketi, bugün diğer ölümlere ağlamayacaktık.

    bu tiradla büyümüş, bu tiradla aağlamış olmamıza rağmen işte, orta yolda takıldık karanfille, aman haklıyken haksız duruma düşmemeyle falan yenildik.
    çocuklarımızın ailemizin katillerine bile
    "vururum ve dönüp arkama bakmam bile" diyemedik...
  • ezbere bildigim bir trad in sahibi mukemmel insan..ey uur su kisacak hayatta kimi ornek aliyorsun deseler tek saniye dusunmeden "yasar usta" derim..
    nicin;

    1-işinin ehlidir
    2-ailesine karşi sevkatli aile içinde pratik cozumler ureten kollayan seven babadir
    3-ailesi disindaki ilişkilerde ilimli olsa da eger ustune geliniyorsa gozunun yasina bakmaz karsisindaki nin

    "munir ozkulun oskarlik bir performans sergileyerek canlandirdigi yasar usta turk sinema tarihinin unutulmaz bir ismidir "-vitor baia- (bkz: ciddi bir şey konusurken alakasiz espri yapmak)
  • ergin orbey'in yönettiği, 1975 yılında gösterime giren bizim aile ve ertem eğilmez'in yönettiği, 1977 yılında gösterime giren gülen gözler adlı filmlerde münir özkul'un canlandırdığı karakter. ünlü tiradıyla bilinen yaşar usta bizim aile adlı filmdeki karakterdir. popüler sinema dahilinde yaratılan yaşar usta stereotipinin o dönemin toplumsal koşulları ve kitlelerin hak arayışı düşünüldüğünde toplum yanlısı saldırganlık temsilinin belki de en iyi örneği olduğu söylenebilir. evi elinden alınan, işinden olan ve hiçbir yerde iş bulamayan yaşar usta’nın istediği, gelininin babası olan burjuvazinin temsili “zengin adamın” peşlerini bırakması, “maddi” varlığıyla onlara engel olmamasıdır. dolayısıyla yaşar usta bu tiradıyla sermayeye bir “ahlak” dersi verir. o ahlak dersi verirken, işçi sınıfı üzerindeki tahakküm popüler söylemle birlikte yarı tehditkâr yarı mazlum yarı melankolik bir “bedende” gerçekleştirilmiş olur. politik bir tanım olarak toplum yanlısı saldırganlığın bir estetizasyon biçemine dönüştüğü bu stereotip aracılığıyla sistemin toplumsal açıdan “yapıcı” ve “arzu edilir” toplumsal rol tanımları da kendini gerçekleştirir. yaşar usta’da sisteme karşıt bir söylemin, emek ve sermaye çelişkisinin, sistemin yeniden üretimini meşrulaştıracak bir yapıya indirgenerek bir stereotipe dönüştüğünü görebiliriz. bu anlamda popüler kültürün söylem üretme biçimlerinin var olan baskıcı sistemin karakterinden yararlanarak oluştuğu söylenebilir.
    gülen gözler'deki yaşar usta ise otoritesi sınanan bir figür olarak kurgulanmıştır. buyurma, yaptırma ya da yasak etme gücünü, potansiyelini taşıyan bir figür olarak evin babası, iktidar alanı olan evinde ona başvurma gereği duyulmadan yapılan şeylerden habersizce yaşar. özel alanın dışındaki kimliğiyle emekçinin yaşadığı sömürünün baskısını, evindeki atölyesinde otoritesini sağlamlaştırarak üzerinden atmaya çalışır. bir inşaat ustası olarak, bilgisi, uzmanlığı ve yeterliğiyle kendisine olan güveni tam da olsa hem çıraklarının “beceriksizliği”, hem de eşinin (adile naşit) ve beş kızının bu otoriteyi “sarsma” isteğiyle birlikte “arkasından iş çevirmeleri” yaşar usta’yı yeniden mazlumluğun alanına sürükler.