şükela:  tümü | bugün soru sor
  • haydi kovala... önce kapalıydı bütün gözlerim sonra kimi insanların ve kimi insanların kitapları jiletler oldu gözkapaklarımı gözden ayıran ve fal taşı gibi açıldı gözlerim.(konuşmayı da babamdan öğrenmiştim zaten.) esen rüzgâr gözyaşlarını dökerken, birer terdi onlar hayatın akıttığı ve sonra terk edip gitti beni belki de son güne dek.

    100 cümlelik sosyal yaşam hegemonyalarını yıkmak için dans ettim anlamlar dünyasında, onlarsa her an "up"tılar ve "enerjik.", (kazanmak değil, çok göreceli o) rahat olmak için kaybetmeler gerekiyordu, tecrübe yenilen kazıkların toplamıydı. sonra istanbul'un arka sokaklarından yürürken, öğrendim, alay etmeyi, toplu olarak sürekli eğlenmek yeterliydi kuşkulu ve nazarlı bakışları için, eğlence 21. yüzyıl başlarının tanrısıydı ve kaçırılan ne var diyerek kan ter içinde hayatın kaçırıldığı zamanlardı. ve gözlerini kısıp, gülümsemek intikamıydı toplumun neşeli ve "ı made the day" güruhuna karşı.

    ve sonra kuşbakışı bakışımla alay etmeye başladım her şeyle, çünkü her bürokratın yüzü ciddi ve sadece poker oynarken anlamlıydı. anlamlar ayırdı insanları, rasyonalizm dedikleri içgüdülerin rasyonalize edildiği herkesin bildiği ama herkesin paranoyak olduğu bir oyundu, toplu bir gülüşle hepimiz her şeyini biliyoruz diyerek gülme korkusundan başka bir şey değildi sosyal yaşam. herkes aynıydı, o yüzden miydi farklı ya da farklı olmaya çalışan toplumsal sınıfların kültürünü oluşturan anlamlar.ben de intikam almak için anlamları yaratanlardan en seviyesiz sınıfın anlamlarını aldım yüreğime.

    amaçlar doğuştan tamamlanmıştır, sonradan eksiltilirler zaten. bir gölge edindim koyu bir ağacın altında bunu anlayınca ve taşlar atmaya başladım koşarken traji-komikleşen insanların amaç çemberlerine. sonra gölgeme döndüm, yaramazlık yapan çocukların gecici durağı olan, bir çembere atlayıp giden ve dikkat et diye gönderilen.

    anlayamayanların kafasını karıştırmak için metaforlardan anaforlardan yaptım, sonra da içine attım, sonra içine girdim çıkarmak için,kafam karıştı. dizdim kibrit çöplerini sonra da üfleyip devirdim. sonra dizdim yine kibrit çöplerini ve... ve sonra yakılan her sigarayla sertleşti gözbebeklerim

    hep unutulur da bir merdiven olmadı ki hiçbir zaman dünya, hatırlatmak için burada olacağım. haydi kovala, "hayat on numara be abi"
  • "üzerime toprak atmayı unutmuşlar" derim böyle zamanlarda. bugün dedim mesela.
  • bir rivayete göre öldüğünü anlamazmış insan.

    belki de ölüm geldi ve cehennem butonuna bastım. kim bilir?
  • (bkz: #84394462)
  • böyle hissederdim bazen ben garip guraba. dertli, hüzünlü, başarısız, yetişemeyen, yetemeyen, yetersiz.

    belki yine hissedicem bir gün, yeniden kendime engel olamıycam.

    ama boş be. acını hafife almıyorum dostum. kesinlikle. acını çok iyi anlıyorum. hepimiz kadar haksızlığa uğradım, acı çektim, aradım, derinlerde çok derinlerde acılar çektim ama artık görebiliyorum. ben her şeyimi allah’ a bıraktım. şimdiii höfff bu muydu yani diyenleri de görüyorum. çünkü bir zamanlar ben de öyle derdim. seni de anlıyorum, emin ol anlıyorum. her şeyimi şüküre bıraktım. şükrediyorum. sahip olduğum her şeyi tek tek sayarak şükrediyorum. benim şimdi istediğim zaman içeceğim suyu içemeyenler var biliyorum. ateşe ulaşamayan, besine ulaşamayan var. eğitim alamayan var, okuma aşkıyla yanıp tutuştuğu halde okuldan alınanlar var. ezilen, aşağılanan, şiddet gören, hastalıklarla mücadele eden, felçli olanlar var. ki onlar için de bir şey bitmiş değil, onlar için de şükür her zaman var. yani dostum, her zaman senden iyi olanlar da olacak, kötü olanlar da olacak.
    senin beğenmediğin hayatı biri yaşamak için neler vermez. görmeyen biri, duymayan biri. senin gibi sağlıklı olmak için neler vermez. belki maaşını beğenmiyorsun. birkaç litre su için, iki lokma yemek için onca emek veren ve belki ona ulaşamayan afrikadaki kardeşlerini düşün. belki sınavdan kaldın, hakkın yendi. senin okuduğun okula girmek için çok çalışan ama başaramayan veya okuldan alınan dostlarımızı düşün. belki anneni babanı kaybettin ama hayat böyle bir şey canım benim. sonsuza kadar kimse, hiçbir şey yanında olmayacak. herkes ölümlü, her şey geçip gidiyor. sen bir şeyler yap. bir şeyler yap lan işte kendini hırpalamadan yap. güzel güzel yap. başkalarının beklentileri için kendini üzme oğlum. bildiğini istediğini yap. hayat çok sert insanlar da kötü olabilir zaman zaman ama her şeyin senin bakış açında bittiğini unutma. sahip olduklarını düşün ve şükret. sahip olmadığın şeyler için çalış ama bu kendini üzmek olmasın. kendini üzme ya. belki kendini üzerek daha başarılı olacaksın, sorunları şıkıdım diye çözeceksin. ama hasta olacan canım. önce hasta olma. istediğin şeyleri ihmal etme. sorumluluklarını da olduğu kadar yap sürüye sürüye. istemediğin sorumlulukları michelangelo nun resim yaptığı gibi yapamazsın. olduğu kadar yaparsın. şükret, her şeye şükret. üzme güzel canını. gülümse kahkaha at. değerli olan sensin.
  • sabah yataktan çıkmak istememek,
    çıksan da hiçbir şey yapmak istememek,
    bir şeyler yapsan da mecburiyetten ve keyif almadan yapmak. tüm bunların ışığında mutsuz şekilde zaman geçirmek. bence konuya en iyi örnek.
  • depresyonda olanların hissettiği duygu. acilen psikiyatriste gitmenizi öneririm. bu şekilde ömür geçmez çünkü.