şükela:  tümü | bugün soru sor
  • recep ihsan eliaçık'ın meali. pek güzel bir dille ve farklı bakış açılarıyla kuran-ı kerim'i türkçe'ye meal etmiş ihsan bey. mealdeki en beğendiğim unsur ise sıklıkla kullandığımız ama hala arapça kullandığımız için biliyormuşuz gibi yaptığımız sözcükler için de türkçe karşılıklar önermesi: mesela rahman ve rahim. "zaten millet biliyor" veya "bunlara karşılık ne yazsak olmaz" bahaneleriyle kur'an'da sıklıkla geçen bu sözcükleri arapça halleriyle bırakmak istememiş(sanırım) ihsan bey, sağolsun.
    ayrıca kimi meallerde(muhammed esed ve mustafa islamoğlu'nunkiler örneğin) ayetlerin "zımnen"(dolaylı olarak) ne anlama geldikleri dipnot olarak verilirken(buna kötü demiyorum tabi, farkı ortaya koymak için örnek verdim), yaşayan kur'an'da ayetler açık bir dille meal edilip dipnotlardaki "harfi harfine" kısımlarında ayetin sözcük temelinde çevirisi sunuluyor.
  • "her ne şekilde olursa olsun eski dünya dinlerinde özellikle mezopotamya dinlerinde cin, peri, şeytan, melek inançları son derecede yaygındı… kuran, iran, yunan, mısır, babil havzalarında yaygın olan bu inançları, hitap çevresi olan arap yarımadasında yerleşik buldu. diğer birçok konuda olduğu gibi bu konuda da düzeltme yoluna gitti…demek ki kuran bu tür bir zamanlar kendi kavramları olan kelimeleri eski dünya dinlerinin deforme ettiği halden çıkarmak için kullandı; fakat içeriğinde esaslı reformlar yaptı. bunun tipik örneklerinden biri de işte bu cin suresidir. burada eski mezopotamya dinlerinin etkisinde olan ve fırat’ın üst tarafındaki nusaybin’den gelen (taberi) bir gurubun kuranı dinlemesi sonucu geçirdikleri dönüşüm anlatılıyor. veya bunlar böylesi inançların etkisi altında olan mekke ve civarında yaşayan bir gurupta olabilir. bu durumda ayette geçen “cinlerden bir gurup ” ifadesi “cinlere inanan bir gurup” manasına gelir…
    yani eliaçık “cin” adındaki surenin aslında “yabancı” bir takım insanları konu edindiğini; onların cinler periler hakkındaki eski inançların yanlışlığı konusunda itiraflarda bulunmaları diyaloglaştırıldığı için bu adı aldığını söylemektedir. ki ayetlerin anlamıyla ne yakından ne uzaktan ilgisi bulunmamaktadır. ayetleri aklıyla yorumlamakta ısrarlı olan yazar, cin suresinde epey sıkıntı yaşamış gözüküyor. ancak ezberini bozmak da istememiş ve maalesef, inkâr ve teville başladığı tefsirine, yine bunlarla devam etmiştir.

    http://www.muratturker.net/…ir-calismasina-dair.htm

    not: alıntılanana kısma bakılırsa imla olarak da yerle yeksen bir kitap olmuş:
    zira örneğin:
    "veya bunlar böylesi inançların etkisi altında olan mekke ve civarında yaşayan bir gurupta olabilir." cümlesinde "da" bağlaç olup ayrı yazılmalı ve bu nedenle de sessiz benzeşmesinden muaf olmalıydı.

    ek okuma: http://kurankissalari.tr.gg/…4;Şkİler.htm
  • eliaçık'ın nisa 34 konusunda ise yaşar nuri ile tıpatıp aynı görüşleri paylaştığını görmek şaşırtmadı:
    http://www.ihsaneliacik.com/…-yeri-var-mi-yeni.html

    o yüzden kendisine yeni bir eleştiri getirmeye gerek duymaksızın artık temcit pilavı haline gelmiş bu fikirleri zaten ele aldığım bir yazımın linkini veriyorum. tek şuna dikkat çekeceğim ki okuduğum yazıda eliaçık, ayetin "erkeği kadından üstün ilan eden ilk cümlesini nedense doğrudan görmezden gelmiş."

    buyrun bu da yazım:
    (bkz: #29853151)
    (bkz: #29960795)
  • mekki sureleri bitirmiş biri olarak cidden harika bir mealdir kendisi.en başarılısı bile olabilir.eliaçık bir yandan kuran'ın şiirselliğini bozmamış diğer yandan -tefsir kısmında- yenilikçi düşüncelerini açıklamıştır.

    ayrıca şöyle bir güzelliği de var: diyelim arapça bir deyim var kullanılan.bunu motomot çevirmiyor.türkçedeki karşılığı olan deyimi buluyor ve onu yerleştiriyor.