şükela:  tümü | bugün
  • entry i okurken nedense hep ab-ayhan ab-ayhan diyerek okudum. ilkokuldaki sınıf ablam, bi dönem sevgilim

    hacettepede 10 prof. gucunde olan ve is yapan. sosyal psikoloji bolumunu cekip ceviren ve bence yaptigi hizmetler arti gostermis oldugu "sabir" ile takdir toplayan, kizdimi adamin gozunden yas (degisebilir) getiren, lafini esirgemeyen harbi gadın. efsane cerkes. hayat arkadasim (dı)!

    edit: di li geçmiş zamanlarrr... :)
  • semizotunu çok seven müzmin danışmanımız.
  • türk akademiyasında "atara atar, gidere gider" ekolünün kurucusu ve en başarılı uygulayıcısıdır.
  • uzun süredir takip ettiğim fakat artık "bizimle deyilsin." dediğim akademik kişisi. efenim kendisini sosyal medyadan takip etmeye başladığımda gayet özgürlükçü bir insan izlenimi bırakmıştı bende. fakat git gide liberallere özgü iki yüzlülük mü desem, bir olayda istediğin yeri görüp istediğini görmeme mi desem; ne desem bilemediğim bir tavır takınmaya başladı. düşününce "ak partili değilim ama..." tarzı ak partililik de denebilir.

    aslında çok doğru bulduğum bir şey değil insanlar hakkında burada yazmak. burayı okuyup öz eleştiri yapacağını da zannetmiyorum. fakat bugünkü paylaşımının ardından hiç yoktan içimi dökme mahiyetinde bir şeyler karalamak istiyorum. aslında hocanın gönderisinin altına da yazmayı düşündüm ama pek bir şeye değeceğini sanmıyorum. zaten birçok kişi düşüncesinin temelsizliğini/ bakış açısının sığlığını bilal'e anlatır gibi anlatmış fakat kendisi "benim de annem öldü." falan diyerek tartışmayı hep istediği yere çekiyor ve duymak istediğini duyuyor. aslında bu gönderi hocanın uzun süredir sevmediğim bu tavrının bir özeti niteliğinde.

    düşünün ki ülkenin en iyi üniversitelerinden birinde 4 ay önce seçim yapılıyor. ve bu üniversiteye bu dört aylık dönemde rektör atılmıyor. üstelik atanmaması için herhangi bir sebebi olmayan eski rektör oyların yüzde seksenden fazlasını alıyor. arada tabi darbe girişimi vs oluyor. üniversiteye rektör atama usulleri değişiyor. değişen sisteme göre artık aday olmayan birisi de rektör atanabiliyor. değişimin sebebi de pek tabi paralel yapıyla/gülen örgütüyle mücadele. ilk uygulandığı yer de ülkedeki bu yapıya en az bulaşmış üniversite olan boğaziçi üniversitesi. bu arada aday olmamasına rağmen atanan rektörün de bir ak parti milletvekilinin kardeşi olduğu söyleniyor. ve atanmayan rektör de herhangi bir polemiğe girmeden istifa ediyor. ne siyasi iktidara, ne yerine atanan yeni rektöre karşı herhangi bir olumsuz açıklama yapıyor. sadece mesleği bıraktığını açıklıyor.

    ve sayın hocamızın burada tek yanlış bulduğu şey oyların yüzde seksenini almasına rağmen ataması bekletilen ve bu arada atama usulü değiştirilerek yerine aday olmayan biri atanan kişinin mesleği bıraktığını açıklaması. bir insan bu durumdan nasıl olur da "...akademik kariyer sonunda rektör atanamayınca 'küstüm, oynamıyorum' diye bırakılan bir şey mi?" gibi bir sonuç çıkarır? kuralına göre yapılan seçim sonucunun yok sayılmasını, hukuki düzenlemelerin "geriye yürütülmemesi" ilkesini falan görmezden gelebilir bir insan. kendince siyasi görüşü vardır dersin, bazı şeyleri görmezden gelsin hadi dersin. ama bu durumda sadece atanmayan rektörün mesleği bırakması mı batar insanın gözüne? başka herhangi bir aksaklık göremez mi insan? hele bir de üç gün önce "insanların iradesinden" falan bahsediyorken.

    bir insan siyasetin akademiye bu denli müdahalesine tepki olarak istifa edemez mi acaba? hadi tepkiyi falan geçtim, sadece bu durumun yol açtığı üzüntüden dolayı istifa edemez mi? burada sadece "ama öğrenciler ne olacak..." gibi bir argümanla dar bir pencereden bakmak nedendir? bu kadar eğitim almış ve alanında gayet başarılı bir psikolog neden tek bir yerden bakar olaya? bir de bu argümanı "benim annem öldüğünde ben tezimi yarım bırakmadım!" diyerek nasıl temellendirir? sanki herkesin vermesi gereken tepki aynı olmalı ve kendininki de en doğrusu! nasıl bu kadar bencil ve empatiden yoksun olunur?

    khk'larla fetö mensubu diye işten atılan insanların suçsuz olabileceği söylenince; "ben o gece sokağa çıktım. her şeyin bir bedeli var. bir de o gece sokağa çıktığımı söylemiş miydim?" tarzı şeyler söylüyor. kendisi sokağa çıktığı için mahkeme süreci olmadan insanların işinden atılabileceğini söylüyor. bir de konuyu "devlet yapısı çok hantal. devletin bu kadar memur çalıştırması boşuna yük." diyerek liberalliğin doruklarına ulaşıyor.

    bir de tabi çevresindeki "vakıf üniversitesinde parayı veren rektörü atıyor. devlet üniversitesinde de parayı veren atıyor işte." falan diyen über-liberal insanlar var. cumhurbaşkanının üniversite bütçesini cebinden verdiğini sanıyorlar sanırım. hadi diyorum bu konuda haklı olsun. ama bu atamanın sebebinin bu olmadığını anlayamayacak kapasite misiniz ulan? anlıyorsun elbet, işine gelmiyor ama. yasemin hocadaki "işime gelen yerden bakarım olaya." tavrı da bu aslında. biliyor konuyla alakasız olduğunu ama bir şekilde savunuyor işte. belki de inanarak savunuyor?

    yasemin hoca acaba kendi dediğinden başkasını umursamayan bir egoist mi yoksa siyasi konularda yaptığı yorumlarla kendine güzel bir gelecek/makam mi hazırlamak istiyor bilmiyorum. televizyona çıkmayı seviyor belki de. hangi ihtimal daha kötü? bunu da bilmiyorum. beni ilgilendirir mi? bunu hiç bilmiyorum. sadece birçok öğrencisi gibi benim de artık kendisine olan saygımı yitirdiğimi biliyorum.
  • herhangi bir aktrolden çok da farkı kalmadığını düşündüğüm akademisyen. oysa eskiden gerçekten açık görüşlü ve medenice tartışılabilen biri olduğunu düşünüyordum. şimdi bakıyorum da akp barış deyince barışı, savaş deyince savaşı savunuyor. barış bildirisine imza atan meslektaşları bu nedenle okullarından atıldıklarında sesini çıkarmıyor. ne kadar anti-demokratik olursa olsun hiçbir konuda akp ile ters düşmüyor.

    ayrıca kendisinin tartışmadan anladığı sadece ayar vermek sanırım. her fırsatta farklı düşünmenin ne kadar güzel olduğundan bahsederken sürekli agresif ve azarlayan bir tavrı var. sosyal medyada devamlı "şöyle düşünenler beni silsin", "bunu savunmayanları siliyorum", "size tahammülüm yok" gibi ifadeler paylaşıyor. kendisi farkında mı bilmiyorum ama eskiden paylaşımlarına farklı görüşlerden kişiler yorum yapıyorlardı, artık sadece kendisine hak veren tek tip görüşler paylaşılıyor.
  • akademisyen olmasına rağmen pek dikkate alınmaması gereken bir şahıs. yıllar önce yaptığım gibi yapın; basın engeli gitsin. içine uyandığınız hayatın bir dakikasını bile ziyan etmeyin akıp giden zaman karşısında, yazıktır.
  • yasemin hocayı nasıl keşfettiğimi inanın hatırlamıyorum. ne bir yerde karşılaştık, ne çalıştığı okula adımımı attım ne de bir yazısını okudum vesaire...ama bir şekilde uzun zamandır takip ediyorum. 15 temmuz sonrası bir konferansına gidip dinledim. hatta soru sordum ve çok iyi bir cevap da verdi. mesleki olarak ne kadar başarılı, neler yapıyor bilmiyorum ama gerçekten derslerine girmeyi, dinlemeyi isterdim. sosyal medyadan takip edince akademik düzeyini anlayamıyorsunuz. çünkü genelde ya gündemi, siyaseti değerlendiriyor ya da semizotu'ndan bahsediyor.ama gerçekten zeki ve çalışkan bir kadın olduğu su götürmez bir gerçek. ayrıca liberal. baya baya liberal. ak parti destekçisi olduğu belli ama hiç çıkıp ak partiliyim dediğine şahit olmadım. sokakta falan görseniz de muhtemelen çankaya'nın elitist hanımefendilerinden kesin chp'li dersiniz. ayrıca ateist olduğuna dair bir söylem gördüm. öyle mi değil mi bilmiyorum ama geçenlerde birisi siz ateistsiniz diyerek bir yorum yapmıştı ve hoca cevap olarak bunu reddeden bir şeyler yazmadı. orada gerçekten inançsız olduğu kanaatine vardım. ama şuna eminim; gerçekten ateistse bile inananlara büyük saygı duyuyor, inancın dünyayı güzelleştirdiğine inanıyor.
    velhasıl kelam güzel birisi takip etmekte fayda var.