şükela:  tümü | bugün
  • insan ya$landikca sanki zamanda geri gider bir yandan ,
    beli bukulup di$i seyrelir,
    di$i cikmami$ cocuga benzer,
    boyu kisalir , isteklerinde dayatmaci olur , morali ve siniri cabuk bozulur, ini$ler ciki$lar gosterir.
    eskiler demans derler, bir$eyleri hatirlayamamaya ba$ladikca yeniden ogrenmek ister sanki, sorar pek cok kez ogrenmeye cali$an 2-3 ya$ cocuklari gibi.
    altini tutamaz olur cocuklar gibi, kontrolunu kaybeder yillardir elinde tuttugu vucudunun , yeniden dogmu$casina yabanci gelir kendisinin her gun kolaylikla yaptigi $eyler, yeniden ogrenir bunlarla ya$amasini aynen bir bebek gibi.
    saclari seyrekle$ir cogunlukla , gucsuzle$ir aynen yeni saclari cikmaya ba$lami$ ya da bebeklikten cocukluga geci$ yapan varliklar gibi , tane tane sayilir kiminin saci , sacsiz dogmu$ bebekler gibi.
  • hayat bir fasit daireden ibaret, tam başlama noktasında biter, bitti sanırken asıl yeni başlangıç gelir. yaşlandıkça sona değil, başa yaklaşmaktır asıl olan.
  • en başa dönmek.

    (bkz: loop)
  • kaçınılmazdır.

    hanım: bak kararını hiç bilmiyorsun saim bey, daha yeni kurtuldun öksürükten, soğuksa yeme onu!
    bey: hanım sen bir bak, öyleyse. soğuksa yemeyim.

    ***

    hanım: ne o dışarı mı çıkıyorsun?
    bey: h hı… çıkayım dedim, şöyle bir doğan'ın dükkana kadar gideyim, diyorum.
    hanım: iyi diyor güzel diyorsun da niye giydin bu havada o yün ceketi mahir bey. o ceketlik hava var mı hiç allasen, baksana dışarı gün, güneş!
    bey: az evvel kapıya çıktım serin gibiydi...
    hanım: e orası gölge de ondan, güneşin alnında bu ceketle durulmaz! sonra terleyip şifayı kapacaksın, o olacak.
    bey: iyi çıkarıvereyim o zaman.

    ***

    hanım: bu havada böyle mi çıkıyorsun sokağa kudret bey!
    bey: ya-napim nurhayat hanım, baksana dışarıya pırıl pırıl güneş
    hanım: mart güneşine güven mi olur allasen... başına dert alma da giy şu paltonu.
    bey: iyi hadi ver bari ver! yolumdan alıkoyuyosun...
    hanım: adamın iyiliğini de düşünmek suç! al buyur.
    bey: eksik olma, hadi allah’a ısmarladık, bir istediğin var mı
    hanım: yok, güle güle
    bey: atkıyı da alsam mı?
    hanım: yok yok terlersin. ne o içindeki?
    bey: yelek
    hanım: bir de yelek mi giydin, hem palto hem yelek? çat diye çatlarsın sıcaktan. havaya baksana...
    bey: mart güneşi işte hanım...
    hanım: olur mu hiç! zemheri gibi giyinmişsin, kış olsa böyle sıkı giyinmezsin! adı üstünde mart işte. ayol bahar artık. cemreler de düştü bir bir.
    bey: iyi o zaman yeleği çıkarayım.
    hanım: çıkar tabi, bereni de çıkar
    bey: olmaz kafam üşüyor, saçlar da seyreldi epey...
    hanım: iyi bari cebine koy da üşürsen takarsın

    evet. dünyanın farklı yerlerinde farklı dillerde benzer diyaloglar yükseliyor.
    kahramanlarımız kimi zaman ülkemizden saim bey ve muhterem zevcesi sabiha hanım ya da kudret bey ve nurhayat hanım kimi zamansa arjantin’li bir rodriguez çifti… konuysa aynı: yıllara meydan okuyan evlilikleleriyle beraber, yaşlandıkça çocuklaşan bir eşe annelik eden diğer eş.
  • muhtemelen birinci tekil şahsın ağzından tanımlamaya başladığını fark ettiğin an bi tuhaf hissedeceğin durum..
  • (bkz: ajda pekkan)
  • insanın dengesini fena halde bozan durum. bahsettiğim küçük tatlı şirinlikler değil. çok ciddi konularda yaşlı başlı birini görünce insan ister istemez olgun tavırlar bekliyor ama bakıyorsun bu teyze/amcalar öyle bir şey yapıyor ki; kendinizi zorlasanız bile akla mantığa uygun bir yere koymak imkansız. "lan o kadar yıl yaşamışsın bunu nasıl düşünemezsin, beş yaşında çocuk yapmaz senin bu yaptığını" diye içten içe geçirerek, hafif de tırsarak iki laf etmeye kalkıyorsun bu sefer senin ne haddine durumu oluşuyor. çözemedim aşikar bu konuyu.
  • bugün ben disaridayken babam aradi beni topu raketleri almis "aksam sen gelince" dedi "masa tenisi oynicaz di mi?" "tabi oynicaz baba" dedim "bes dakikaya geliyorum."
    sonra çocukluğum geldi aklima "baba yarın parka gidicez di mi?"

    yaslandikca cocuklasmak diye bir şey yok galiba ya. yaslandikca daha yalniz kalmak insana daha cok ihtiyaç duymak var sanki. daha cok hayatin tadına varmak istemek, cocukluga özlem duymak var sanırım.
  • ben yaparım hala gencim diyerek merdivene çıkıp kestaneyi kırmak ve ameliyatlık olmaktır. söz konusu enişte, tavanda yarasa yuvası mı ne varmış ışte merdivenin tepesine çıkıp düşmesi bir olmuş. ameliyat saatini aile boyu bekliyoruz. kardeşim ve ben allahtan yaklaşık dört sene önce anneye yemin ettirdik bir tabureye çıkılmaması için şimdi allahtan çıkımıyor da bu yemini aile boyu ettirmeyi akıl edememişiz. iyileşsin ilk iş hepsine '' kendimi genç hissedip yüksek yerlere çıkmayacağıma çocuklarım üzerine yemin ediyorum'' yemini..