şükela:  tümü | bugün
  • yüz tane evladım olsa dahi gidip huzur evine yerleşeceğim için, bu sorunun cevabı bende net.

    elim ayağım tutmaz, aksi, hasta, mutsuz halimle çocuğumun hayatının içine sıçmayı düşünmüyorum açıkçası. gelmişim yetmiş yaşına, o saatten sonra hayattan ne beklentim olabilir ki? önüme çorba koysunlar kafi.

    "yaşlanınca bana baksın" diye çocuk doğurmak, hayatımda gördüğüm en bencilce davranış.
  • o zaman:
    bol bol yürüyüp koşacaksın, atletik bir ihtiyar olacaksın. benim dedem 100 yaşını geçti, hala hoplar zıplar -gerçi 10 vakit namaz kılar, paso camiye gider gelir. adam "abdest namazı" diye bi namaz bile kılıyor, artık loop'a sarmış namaz abdesti, abdest namazı...
    neyse; hareketlerine, gıdalarına dikkat edeceksin o zaman.
  • bana yarın kim bakar korkusuyla yapılan çocuklar yüzünden piyasa orospu çocuğu kaynıyor. adam kadın yaşlanınca bir dayanak olsun diye soy yürüsün ayağına çocuğu yapıyor, sonrasında ne çocukla ne ruhen ne madden ilgilenmiyor, yaşlanınca çocuk ailesini falan umursamıyor. bu vaziyette çocuk yapacağınıza birikim yapın paralı huzur evleri var. yaşlanınca ne yaparım korkusuyla yaptığınız çocuklar orospu çocuğu oluyor.
  • vallahi yalnızlığı hayatının amacı hâline getirmiş ve bundan da çoğunlukla mutlu olan birisi olarak dürüstçe söylemem gerekirse cevabını bilmediğim sorun bu.

    tek aklıma gelen, yaşlanana kadar iyi para biriktirip şu kurumsal duruma gelmiş huzurevlerinden birine yerleşirim ya da "ölünce maaşı bana kalır" kafasında olan ve güvenimi kazanan birine, bana bakması karşılığında hayrına nikâhı basarım diyorum. kazık çakmayacağız dünyaya, öyle böyle öleceğiz.

    akraba, yeğen filan bakar gibi bir güvenim yok. arkadaş dost filan desen en evlenmeyecek gibi olup birlikte ev tutarız diye düşündüğüm ve can dostum dediğim adam iki yıldır bir kızla birlikte; sesi soluğu kesildi. evleneceklermiş duyduğuma göre.

    bakayım planlar şimdilik böyle. 80 yaşına gelince editlerim.
  • paran.
    yaşlanınca sana eşin bakacak, o ölünce de sana paran bakacak.
    paran olmazsa kimse bakmayacak.

    paran olursa hem çoluğun çocuğun sık sık gelip gidecek, seni oyalayacak. hem de tüm aksiliğine rağmen seninle ilgilenecek bir bakıcı tutacak paran olacak.
    paran olmazsa gelip giden de olmayacak. çocukların kötü insanlar olduklarından değil, hayatın akışı böyle.

    mümkünse yaşlılığın için iyi bir birikim yap.
    yavaş yavaş yaş alırken ziyaretine gelenlere hediyeler ver, güleryüz göster.
    çocuklara para ver, gelinlere, damatlara aksesuar falan aldır hediye. içinde değişim kartı olsun, senin yaşlı zevkin onlara uymayacak tabi ki.
    sakın sağlık sorunlarından bahsetme, her şey iyiymiş gibi konuş, mızmızlanma.
    arada çocuklarını yemeğe çıkar, hesabı sen öde. gelip kapından arabayla alırlar, gönlünü hoş tutarlar.
    arayıp sormamalarıyla ilgili şikayet etme, ne güzel geldiniz de.

    yukarıdakileri yaparsan yine kimse sana bakmaz ama hiç olmazsa arada sırada torunların yüzünü görürsün böylece.
  • cevabının ‘çocuklarım’ olmaması gereken sorunsal. kimse bu dünyaya çişini tutamayan ihtiyarlara bakmak için getirilmemeli.
  • aklim basimdaysa kendime bakarim diyorum, degilse nerede nasil bakildigim o kadar onemli degil. cocuklarim cocuklarina baksinlar yeter, onlari bana baksinlar diye dunyaya getirmedim.

    malesef uzun yasayan anne babalarina bakmak zorunda olan cok arkadasim var. ayni zamanda gec evlenen gec cocuk sahibi olan cocuklarinin cocuklarina bakmak durumundalar. onun icin bizim nesile "sandwich generation" deniliyor. bir cocgumuz hayatimizi yasamadik, harcamayip biriktirip ev sahibi olduk. bazilarimiz cocuk sayisi kadar ev almaya calisti. hala anne babalara torunlara bakarak emekliliklerini geciriyorlar. oysaki ne hayallerimiz vardi; emekli olup gezecektik, bir koye yerlesip agac dikecektik.
    olmadi.
  • hiçbir zaman kafa yormadığım sorunsal.

    asla ve kat-a çocuk sahibi olmayı düşünmedim, yaşlanınca baksın diye de düşünemem. bu bence bencilliğin dik alası. üstelik ölü yatırım da olabilir, bu mantaliteyle yola çıkıp yolda kalanları görüyoruz.

    zaten yaşamdan çok ölüme yakın bir insandım kendimi bildim bileli. şifasız bir derde düşersem kalemimi kırarım, zira cehenneme gideceğim diye bir korkum da yok. usulca giderim. kimseye yük olmadan, minnet etmeden...

    kısacası kafam raad!
  • annem 15 dakika mesafede acibadem dortyol'da yasiyordu. dayim moda'da 5 dakika uzaktaydi. gecirdigi kazadan dolayi 30 yildir felc olan anneannem 2 bakiciyla evde yalniz birakildi buyukbabam oldukten sonra bahariye caddesindeki evinde.

    ben torun olarak ankara'da okurken bundan rahatsizdim onlardan biri kalkip onunla yasamak istemedi. cocuklari rahatsiz degildi bu durumdan.

    demem o ki coluk cocuk da hicbir seyin garantisi degil, esiniz sizden once olmesin yeter.