*

  1. günümüzde pek çok orta yaşlı erkeğin kendisinden daha genç ve hoş insanların peşinde olmasıdır.bunun nedeni erkeklerin kendi gençliklerinden bu yana akılllarının bir köşesinde yerine getirilmeyi bekleyen bir düş ya da fantezinin peşinde olmasıdır.genelde bu insanlar 50 yaşına da gelse içlerinden hala genç olduklarını düşünürler.haklılar.çünkü duygusal gereksinimlerinin bir kısmı hala gençtir ve geliştirilmeyi beklemektedir. düşlerimizi araştırmazsak,birbirimizle paylaşmazsak ve üzerine eğilmezsek bunu geliştiremeyiz. başlangıçtaki yerine takılı kalır.
  2. ilkel benligin derinliklerinden bizlere selam yollayan cogalma, soyu surdurme gudusunun yas ilerledikce ureyebilme verimliligin azaldiginin sinyallerinin artmasiyla insanoglunu belli normlarda hareket etmeye zorlamasi yuzunden bu tur iliskilerin gozlemlenebilirligi artar.
    tamamen cevresel bir gozlem paylasimindan ibaret olsa da kadinlar icin ortalama 25 olan "allahim evde kaldim, n'apcam simdi" triplerinin baslama yasi, erkeklerde 35'tir. iste tam bu yaslardir ki, evlenme delisi genc kadin, benzer dilekler tasiyan kendisinden yaklasik 10 yas buyuk yaslica erkek ile mutluluk hayalleri kurar.
    iliskiye, evlenme-eglenme eksenlerinden ortak-bakis, farkli cinsiyetlerin farkli yas gruplarinda (yasli erkek genc kadin iliskisinde oldugu gibi) iste bu sebeple cok kolay eslenebilir.
  3. kadınların olgun erkeklerden, erkeklerin ise kendilerinden küçük kadınlardan hoşlanmasından dolayı ortaya çıkan birliktelik...tabi maddiyat söz konusu olduğunda ise durum çok farklı oluyor...ve fekat kadınların olgun erkek merakı hiç değişmeyecek gibi görünüyor...
  4. zaman zaman baba sefkati ceken kadinlarin tercih ettigi bir iliski olsa da erkeklerin sebepleri standarttir.*
  5. en guzeli olmasi gerektigi gibi.
  6. tanrı kırk yaşa dek bütün günahları affedebiliyor dine göre. kırk insanların "olgunluk" yaşları olarak kabul ediliyor. o yaşa dek "mübah" kavramı en güzel yerleşke. sorsanız acıklı bir hikayeleri vardır muhakkak. vardır bir şekilde yetişemedikleri bir yer, bir güzellik, bir dehliz hep erteledikleri. ölüme yakın insanlar yaşama bir o kadar da sıkı tutunanlardır. orda durmak lazım ama; yaşam sanılan şey ne ola ki? kızına misal dokunuyor bir ten? ne dersin? ya da çocuğun başka, yaşıtın bir elde tam da keyfinde... hoooop nidası gelicek ordan, yanaşmayacak, anlamayacak, ayıp sayıp ayıbın hesabını soracak... yaşama bir o kadar sıkı tutunmak; bunun anlamı en primitif haliyle yaşamadıklarını birebir ilkokul çocuğu mantığıyla yaşamak olmamalı . o zaman tanrı einsteinın da dediği üzre beyni insana sadece marşla uyum içerisinde yürümüş olmak adına veriyor olmalı ki sorulsa buna da "hayır" dersiniz. o vakit kendinize bir sormalı: nedir ölüme yakın olmak ve beşeriyet için azıcık uğraşmak? aşk!!! önünde saygıyla eğiltebilmiş beni tek duygu nerdeyse, ama sizinki aşk değil, bir çocuk temayülünü, ilgili baba arayışını, henüz ayrıştıramadığı ilgi ihtiyacını doldurma çabası. bırakınız efendim siz olmayın tarafı!

yaşlı erkek ve genç kadın ilişkisi hakkında bilgi verin