şükela:  tümü | bugün soru sor
  • vardır böyle bir şey. yaşlı insanların kendilerine özgü bir kokusu vardır. her yaşlı insanın demiyorum ama bir çok yaşlının evine sinmiştir bu koku. yaşlılar için default bir kokudur. öyle ki ev boş olsa bile kokudan bu evde bir yaşlı yaşadığını hemen anlarsınız. büyükbabalar, büyükanneler, yaşlı teyzeler ziyarete gidildiğinde farkedersiniz. biraz ağır bir kokudur. havasızlıktan kaynaklanıyor olabilir ama tam olarak neden kaynaklandığını bilmiyorum. burnunuzun kokuya alışması biraz zaman alır. sonra kokuyu farketmezsiniz.
  • (bkz: gul suyu)
    (bkz: haci yagi)
    bir de kayserili ise bu kisiler derin bir pastirma faktoru vardir kokunun iceriginde.
  • sadece yalniz yasayan yaslilarin (ya da edi-budu kari koca yasayanlarin) evinde olur bu koku, eger evde genc bir insan da yasiyorsa kesinlikle olmaz bu kokudan.
  • genelde yasli insanlarin ter bezlerinin de yasli olabilecegi kanisiyla üretilen bir düsüncenin insan beyninde yer etmesiyle algilanan koku. rahmetli babaannem hep lor kokardi bana. böyle eksi eksi. annem de alirmis o kokuyu bazen. gidip annanemi koklayip hemen sonuçlari buraya yazacagim sevgili sozluk.
  • her sabah okula giderken önünden geçtigim evlerden birinin penceresinden tüm ortaköy'e yayilan kokudur. her sabah camdadir "ayni teyze". çamasir suyu (ama bahar kokulu filan degil), arap sabunu, limon kolonyasi, naftalin... ama en çok da naftalin... eskileri korumak, saklamak için.
    her sabah o pencere açildiginda bütün ortaköy'e "yaslilik kokusu", o eve de ferahligin; hayatin kokusu yayilir. o sokakta yürüyenlerin bazilari, bir gün evden sokaga bakanin kendileri olacagini düsünüp hüzünlenir; discmanlerini birkaç dakikaligina susturur. en azindan ben bunu yapan birini taniyorum...
  • insanın içini bayan bir kokudur. fakat, bu koku yaşlı insanın kimyasında yoktur. kokunun çeşitli nedenleri vardır:

    bunlardan birincisi, tek başına yaşayan büyüğün eve hırsız veya katil girecek diye pencereleri ve kapıları sıkı sıkıya kapatmasıdır. hele hele bir metropolde ikamet eden insan ise, çevreden duyacağı "ayol, dün de saliha hanımların 37. kattaki dairesine hırsız girmiş. evde ne var ne yoksa toplamış, camdan atlamış kaçmış!" gibi söylentiler, zaten korkan ve kendisini savunmasız hisseden bireyi iyice paranoyak yapar. neticede ev içerisindeki hava sirkülasyonu kesilir. evin içindeki kokular, -ki nerdeyse herşey kokar- bu hacim ile doygun bir çözelti oluşturana kadar karışır ve kötü koku dediğimiz şey ortaya çıkar. nasıl yediğimiz yiyecekler bayatlıyorsa, hava da bu şekilde bayatlar ve solunmayacak hale gelir.

    ikinci sebep, yaşlı insanın artık kendi kendine bakamayacak duruma gelmiş olmasıdır. muhtemelen romatizma, yüksek tansiyon gibi hastalıklardan ötürü kişi sık sık banyoya girme gücünü kendisinde bulamaz. eğer bir de banyo içinde düşmüşse, banyo ona zulüm gibi gelmeye başlar. kişisel temizliğini tam anlamıyla yerine getiremedği gibi, evi de iyi temizleyemez. "eve bir gündelikçi alalım anne ne olur!" önerilerine ise, "hasan beylerin gündelikçisi, evde ne var ne yoksa toplamış, camdan atlamış kaçmış!" gibi bahaneler hazırlayacaktır. bakım için kendi kızından, oğlundan da yardım istemeyen yaşlı anneler, babalar olur. bunlar da yük olmayayım düşüncesiyle, aslında kendi içlerini yiyip bitiren sorunları en yakınlarına açmaktan çekinirler ve zamanla bunların sorun olduğunu da unuturlar. malum, temiz olmayan yerlerden de kokular yükselir sevgili arkadaşlar.

    bir de gizli çöp ev mevzusu vardır. yaşlı dediğimiz bu insanlar, gençliklerinde ekonomik olarak mutlaka zorluk çekmişlerdir. bu zorluklar, onlara, biriktirme ve yeniden kullanmanın sırlarını öğretmiştir. fakat, "sakla samanı gelir zamanı" düşüncesiyle bir köşeye zula edilen 2344 adet migros poşeti, 1,5ton eski gazete*, 145 adet pet şişe, 232 adet pet şişe kapağı, 450m ambalaj ipi ve 185m² ambalaj kağıdı kokmaya başlar. evet bu nesneler kokar, öyle bayat kokar ki hem evin üzerine hem de yaşlının üzerine siner. sağlıklı da değildir. oysa bu geri dönüşebilen atıklar, evde nadasa bırakıldığı için çöp ismini alır ve bilimum bakteriye, haşereye kültür ortamı hazırlar.

    dördüncü maddede, bitki ve hayvan sevgisini işliyoruz. yaşlı birey evin eski kalabalığını bir sekilde hissetmek veya bir uğraş olması ümidiyle eve insan dışı canlılar ithal eder. çiçek seven teyzeler vardır. bu evlerin her tarafı çiçektir, sarmaşıktır, kaktüstür. (mesela salonun bir köşesinde mutlaka aşk merdiveni vardır.) hastalık derecesinde çiçekleri seven bu teyzeler, çiçeklerle konuşurlar, güneşe taşırlar, yenilerini ekerler derken ev içerisinde ister istemez bir sera etkisi yaratırlar. aynı derecede hayvan seven yaşlılar vardır. evlerinde sayısı ve soyları hiç bir zaman tam olarak bilinemeyecek kediler bulunabilir. balkonuna kümes kurup horoz veya tavuk besleyen amcalar vardır. neticede bunlar da kokar yani.

    son olarak da, yaşlı insan vefat etmiştir*. tecrit içinde yaşadığı için, onu arayıp soran veya merak eden insanların ziyareti uzun zaman alabilir. o zamana kadar organizma parçalanmaya başlar ve kokar. en kötü yaşlı kokusu budur.

    yaşlıları yaşlı gibi kokutan nedenlerden hiç birinde yaşlıların suçu yoktur. aksine, yaşlılar daha gençken sevgi ister, saygı ister. beraber yaşamak ve yaşlanmak ister. ama insan işte, kuş gibi yuvadan uçup gider ve arkada yaşlanacak insanlar bırakır. size gizlice "neden gittin?" diye sitem edecek kalpler bırakır. beyin geçmişi sorgulamaya başlar ve kapılar bir daha sadece bir kez açılmak üzere kapanır. yaşlıları yaşlı gibi kokutan budur.
  • yaşlıların nefesleri çıtır pıtır kokar, kötü değildir, sadece eskidir.

    (bkz: çıtırpıtır kokan nefes)