şükela:  tümü | bugün
  • kim için olduğunu bilmediğin bir yas tutarsın, oysaki tam dünyaya heves ettiğin bir vakitti o zamanların.
    öğrenmeye en meraklı olduğun vakit, öğrenemediklerin yasıyla gölgelenir.

    --- spoiler ---

    evet, kim olduğumu, nereden geldiğimi öğrenmek istediğin açık. bu merak manasız, faydasız bir merak. boşuna böyle şeyleri merak ediyorsun. hiç gerçekten de kim olduğum nereden geldiğim, hiç o kadar mühim değil. aynı şekilde senin kim olduğun da, nereden geldiğin de hiç mühim değil...çoban da öbürleri de... insanız, anlıyor musun, insanız biz! yaşamak için dünyaya geldiğimiz gelmiyor aklımıza. merak, hiç kurtulamadığımız merak bunu unutturuyor bize. merak, kuşku, huzursuzluk, vesvese, endişe, koşuşturmalı hayat ve binlerce, yüzbinlerce kıssa ve kelime... işte bizi esir alan şeyler! yazık ki, binlerce kez yazık ki insanlar bu esareti kabul ediyorlar. iyi de bunun neticesi ne? neler oluyor? ha serdar? sana soruyorum, bunun neticesi ne oluyor? korku, öfke, düşmanlık, keder ve yorgunluk... insan, insanlık yorgun düşüyor bunlardan... insanlık yoruluyor...
    --- spoiler ---

    bir rind için miydi o yas, dönüp soracağın bir gölge bile kalmamıştır,

    neredesin

    gölge yorulur mu?

    neredesin.
  • ‘..öyle bir dönemdi. o kara, o sıska adam –ki insana, insanlığa egemen olmak için milyonlarca insan öldürdü, bir bıçak gibi saplandı kalbimize. kalbimiz hala o ölümcül bıçak yüzünden yaralıdır. bu bıçağı kalbimizden çıkarıp atacağımız yerde, bıçak kadar acıtmayan şeyleri kabulleniyoruz. hem de ne şükürlerle..’
  • mehmed uzun’un ikinci romanıdır.
    sürgündeki serdar’ın sınır köylerinin birinde tanıştığı yaşlı rind ile olan hikayesini anlatır.
    melaye ciziri,yahya kemal,borges,ehmede xani,firdevsi,rumi,sayat nova,ibn-i haldun gibi bir çok farklı medeniyetten gelen isimleri bir arada barındıran romanda insanlığın ve bilgeliğin tüm kavramlardan üstün olduğunu hatırlatır.
    serdar’ın yaşlı rind ile ilk konuşmasında yaşlı rind’ın “insan hiçbir şeyi unutmaması gereken yerde birden çok şey kaybeder” sözü bana göre serdar’ın onu tanımak istemesindeki en büyük motivasyonuydu.serdar’ın olmasa bile benim o cümleden sonra yaşlı rind’ın tütününden sarıp yanına bir iskemle atmam kaçınılmazdı.
    “hayat, tesadüflerin güzel renkleriyle boyanmış bir tablodur.”

hesabın var mı? giriş yap