şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: tülbent)
  • eskilerin -özellikle karadeniz bölgesinde- yazma için kullandıkları tabir. modernize edilmiş frenk kökenli adıyla eşarp
  • (bkz: yasmak sultan)
  • (bkz: yasmak hotels)
  • iki bölümden oluşur. ilk bölümü saçları kapatmaya ikinci bölümü de burundan çene ve boyuna kadar örtmeye yarar. böylece yüzün sadece göz kısmı açıkta kalmış olur.
  • diktörtgen kenarları boncuklarla bezeli bir örtüyü sağa yanaşık biçimde kafaya oturması ile uzun olan köşenin, ağız bölgesinden dolanarak, (iki kat yapılması gerekebilir zira namaöhrem var) kafanın tepesinde bitmesi.

    erzincan salut dolaylarında tarla da çalışan kadın, pardesü ve çarşaf gibi şeyler giyemediğinden üstüne çar denilen (aynı tülbent örtüsünün iki metre uzunluğunu, (tarla da çalışırken göt göbek örtsün diye) bir örtü de örterler...

    iki köşesi öne iki köşesi arkaya doğru sarkmaktadır köşelerden birinin ucuna sakız koyup düğüm atan çoktur.
  • (bkz: lecek)
  • doğuda namus demektir.
    "yaşmak almak" yaşmak bağlamak anlamında kullanılan yerel tümcedir.

    yaşmak alan kadınlar karşılarındakini örneğin öteye geçmemesi için engellemeye çalışıyorsa ve söz geçiremiyorsa yaşmağını çıkarıp önüne atar, bu karşısındaki kişiye "bak namusumu yere attım, çiğneme beni" dir. yani yaşmağı ezen taraf namusuna da dil uzatmış olur.

    geçtiğimiz yıllarda gecekondu yıkımı sırasında görevlileri engellemeye çalışan bir teyzemiz denemişti bu taktiği ama istanbul'da yemiyor işte.
  • anadolu'da eski bir gelenek.
    yeni gelinin damadın ailesinden, kendisinden yaşça büyük erkek akrabalardan seçtiklerine, ister bir, ister iki, isterse tümüne karşı yapabileceği bir tür sözsüz eylem.
    şöyle oluyor; yeni gelin bu erkek akrabalarla hiç konuşmuyor, soru sorulsa bile cevap vermiyor. sadece tülbenti ile (yaşmak) ağzını kapatarak kafasını olumlu ya da olumsuz manada sallıyor.
    buna "yaşmak tutmak" deniyor.
    erkek akrabanın geline bir hediye almasıyla sonlandırılıyor.