şükela:  tümü | bugün
  • yatak odalarının en temel sorunu bence göt kadar olması. yani baktığın zaman, türk tipi ev mimarisinin en büyük sorunu evi metrekarelere bölmek. 95 m2 2+1 ev yapıyorsun mesela. salonu 50 m2 evin geri kalanını da o 45 m2 ye sığdırmaya çalışıyorsun. sığdı mı? sığmadı. bir insanın evi salondan ibaret değil sevgili müteahhit kardeşler. gerçi burayı okumuyorsunuz biliyorum ama, belki arada sözünü geçirebilecek biriki mimar okur da derdimi anlar.

    yatak odası bir evin en önemli yeridir. dinlenme alanıdır öncelikle. uyursun orda. aynı zamanda mahremdir. sevişirsin filan. soyunur giyinirsin. bunun dışında, apartman yaşantısı ve göt kadar evlere tıkılmışlığın getirdiği o depolama sorununun çözümü olarak görülür. ütü masasıdır, dolaptır, efendime söyliyim fazla yorgan yastık battaniye hep burada durur.

    şimdi, boyu aşağı yukarı 2 metre, eni de en azından 140 cm olan bir yatağı bu odaya koyacaksın. bu insanlar eşyalarını çivilere asmayacağına göre, en azından üç dört kapılı bir dolapları olacak. iki tane de komodinimiz olsun, yatarken saatimizi çıkaralım, başucu suyumuz olsun, çalar saatimizi, telefonumuzu koyalım dimi? belki çorap pijama koymalık bir şifonyerimiz, belki bir makyaj masamız da olur. bunlar yatakodası denince akla gelen ilk mobilyalar dimi? yani gitsen bi yatak odası takımı alayım desen, yatak, iki komodin, dolap ve şifonyer default geliyor.

    heh işte sorunumuz burda başlıyor: istanbulda ve birçok başka şehirde, bu saydıklarımı içine sığdırabileceğin bir yatak odası yok. sığmıyor arkadaş! sığabilecek büyüklükteki evler zaten han gibi 4 5 odalı lüks evler. orta sınıfın salonu at koşturacak gibi geniş olsun ama, yatak odası sıkış tıkış olsun, banyosunda kollarını iki yana açama.

    yani ev 95 m2 arkadaş, öyle az buz değil ki? nasıl böyle biçimsiz bir yerleşim planı olur? nasıl böyle her yer pencere olur ve dolap koyacak duvar bulamayacak hale gelebilirsin? her şeyin sığsa bile, o eşyalar uyurken üstüne yıkılacak gibi tıkış tıkış olur ve gece uyurken insan oksijensiz kalır. bırak sevişmeyi, uykunun bile kalitesini düşürecek bi oda çıkar ortaya.

    yatak odası, bence salonla hemen hemen aynı büyüklükte olmalı. insanların çoğunun o kadar geniş salonlara ihtiyacı yok. yatak yüklerini salona koyan, ütü masasını salonunda saklayan kimse görmedim. asıl büyük alan yatakodası olmalı. salonu yatak odası olarak kullanalım desen, bu sefer de o koskocaman salondaki fazla pencere ve balkonlar, ve hatta belki de amerikan mutfak işi bozuyor. amk evini bir düzgün yapamıyorsunuz! ben mi öğreticem yani bunları?
  • benim esas derdim -genellikle- yatak odalarından geçilen giyinme odaları aslında ama sözlükte öyle bir başlık yok. en esas derdim o da olmadığı için ayrıca bir başlık açmayı lüzumsuz gördüğümden buraya yazıyorum.

    bu izahattan sonra serzenişime geçmek istiyorum. hepimiz rahmetli defne'nin "çat kapı"sı ile büyüdük. gâh bir şarkıcının gâh bir oyuncunun evini, defne kız'ın sevimli ve şen şakrak sunumuyla mercek altına aldık. çestır koltukları, devasa boyutlardaki 18 kişilik maun yemek masalarını, dolmabahçe'den mülhem salkım saçak avizeleri, çakma palmiyelerin gölgesindeki bambu koltuk takımlarıyla kış bahçelerini, masasında sembolik çikolatalı kek ve porselen demlik olan mutfakları, oyma ceviz yazı masalı çalışma odalarını ve ennihayetinde gizli bir geçit gibi giyinme bölümüne açılan italyan tarzı döşeli, cibinlikli yatak odalarını bu program sayesinde öğrendik.

    zemin kotundan aşağı konumlanan dubleks veya tripleks evlerden maada içinden rengarenk otrişler çıkan, beyaz gömleklerin bir arada, kotların üstüste, jakarlı brode, jarse, saten, ipek şifon, fransız danteli, krinkıl gibi iddialı kumaşlardan mamul "sahne kostümleri"nin istiflendiği o oda dikkatimizi çekmez miydi a dostlar? biz 6 kapılı dolabı eve nasıl sığdırabiliriz hesabı yaparken bu iş için başlı başına bir odanın görevlendirilmiş olması kafamızı karıştırırdı. fakat yine de gözlerimizi asıl kamaştıran unsur o odanın da içinde duvardan duvara ayrılmış olan ayakkabılıktı. ayakkabı dolabı ya da ayakkabı rafları da diyebiliriz. açık, kapalı, topuklu, topuksuz, yazlık, kışlık, spor, okulluk (bizim zamanımızda okul ayakkabısı diye bir mefhum vardı) bütün ayakkabılar o raflarda düzgünce sıralanırdı.

    sıralanırdı da, gelin bir de bana sorun. o zamana kadar evin bütün detaylarını zihnine kayda geçen bendenizin, o ayakkabıları evin en ücra köşesinde, üstelik yatak odasından geçilerek girilen bir mahalde görünce tadının kaçtığını nasıl anlatayım şimdi? gelmiş dışarıdan hanfendi, dur şu ayakkaplar dışarıda kalmasın, çalınır filan, varayım ayakkaplığıma götüreyim diye düşünmüş. takmış parmaklarının ucuna burunlarından, evin içine girmiş, fıtı fıtı merdivenleri çıkmış, yatak odasına süzülmüş ve giyinme bölümüne intikal etmiş. oldu mu? bence olmadı. dışarısının bütün tozu toprağı döküldü halıya, çarşafa...diyeceksiniz ki halayıklar, uşaklar var, temizler. ne güzel, temizlesin. ama saçıldı bir kere, her yer mikrop...şişe şişe domestos bitirsen ancak...

    özetle, bir gün bir malikanem olunca, yatak odasına bitişik giyinme odası yapsam dahi, içinde ayakkabılık olmayacak. varsın dışarıda dursunlar. nasıl eskiden müştemilât olurmuş bahçede, şimdi de olsun. metrekareden düşerim gerekirse...
  • kimisi için uyku-seks, kimisi için uyku-seks-kitap, kimisi için uyku-seks-eğlence (gerçi seks de bir eğlence) olan odadır. şöylesi de mevcuttur:

    http://i.imgur.com/ybn12.jpg

    fakink riç pipıl.

    insan olmak lazım insan.
  • evin mahrem bölgesi.
    tipik türk evinde ütü masalarıyla, ütülerle, kapı arkası kıyafet askılıklarıyla, gardrop üstü hurçlarla, naylon dantel perdelerle gizemi katledilir genelde.

    uyumak için de, sevişmek için de korkunç bir donanım!
  • çeşme açıklarında bi dalış noktasıdır. türkiye standartlarında güzel bi dalış noktasıydı.

    burayı ilk ogrenmem ise dumurluktu şahsım adına.

    o dönem gittiğim dalış merkezinde sarışın sevimli bi dalış hocası beni gördüğünde "seni yatak odasına götüreyim mi? hiç görmedin sanırım daha önce. sözüm olsun sana bu" demişti.

    ben geçiçi bi afallama hali sonrası ee olur tabi falan demiştim. hayatımın en net ve açık seks teklifiydi bu.

    meğerse dalış noktasıymış nerden bileyim. zaten götürmedi de sonra kız beni oraya falan. başkasıyla gittim. hey hey.
  • içinde televizyon olanları çok acıklı.
  • ders çalışmak, yemek yemek, tv izlemek, internete girmek, kitap okumak, uyku, egzersiz gibi bir yığın eylemin gerçekleştirildiği mekan. ve hiç mahrem değil.
    (bkz: yurt odası)(bkz: öğrenci evi)(bkz: aileyle yaşamak)
  • http://images.mylot.com/…ges/postphotos/2315737.jpg

    şimdiden * hayali kurulan odadır. şu üniversite bi bitsin, home office yapıcam amına koyim. stüdyo daireyi böyle döşeyecem.
  • dalış noktası olan yatak odasında;

    --- spoiler ---

    dibi kum döşeli olan mağaramsı kovukta (ki buraya adını veren şey budur) duvara yaslanmış bir kadın heykeli ile karşılaşılır. konudan habersiz olanlar için aniden rastlayıvermek ürkütücü olabilir ilk anda. ayrıca odanın duvarında yere dayanmış ufak bir kırık ayna parçası vardır. etrafta da muhtelif kaya duvarlarının dibinde çeşitli ayna parçalarına rastlanır. dalışta nasıl göründüğünü mütemadiyen kontrol etmek isteyenler için sürekli fırsatlar sunar. kaldırımda yürürken vitrin camlarından kendini tetkik edenlere birebir bir dalış noktasıdır diyebiliriz.

    --- spoiler ---
  • dünyanın en saçma işi, bu odaya stüdyoda çektirilmiş düğün fotoğrafını koymaktır arkadaş. ötesini bilmiyorum.