• bir kez daha. herseyin bir ilki olduu gibi birden fazla bir kez dahası vardır. saate düser gözleri.bire sekiz vardır. ikisine yatık sekiz..
  • atilla atalay'ın muhteşem güzellikte öykülerinden biri. kadınla erkek arasındaki "aşk oyunu" denilen o iki ateş arasındaki kalmaca en yalın nasıl ifade edilebilir, ya da bir öykü hiç pürüz barındırmadan, hiçbir kelimesiyle okuyucuya rahatsızlık vermeden nasıl yazılabilir sorularımın cevabıdır. götümüze girebilir endişesiyle, sadece bir kısmı şöyle:

    "...aksi gibi yeni başlıyo şimdi.

    nasıl olduğunu tam anlatamıycam. yok o laflardan...

    bitince bitmiş oluyo, ilk başta en derin kesik sanıyorsun, sonra en azından görünüşte kapanıyor. ama başlarken. o nasıl bir kavga allahım. biri gelip olan gücüyle duvarlarınıza sarmaşık oluyor. "git işine" diyosunuz, "bi daha kaybolamam ben, daha yeni döndüm buralara." dinlemiyor ama, usul usul sarıyor duvarları: "ya bensem?" diyor. eh be güzelim, ya yine sen değilsen ama...

    uzanmış birbirimize şirinlik yapıyoruz.
    "hiç kimse için tam öyle biri yoktur ki" dedi. oturup imal etmek lazım onu. sen yapabilir misin?
    başını göğsümden kaldırıp gözlerini gözlerime dikti.
    "yapabilsem senden yapardım bi tane daha" dedim. "bu burundan, bu dudaklardan, zor ama, şu gözlerden."
    utanıp başını indirdi, yine göğsümde kayboldu.
    iyi de, başlarken söylüyo işte insan bu laflardan, noolucak ki... aynı zihniyet, aşka final cümlelerini de benzer incelikte kuruveriyor.
    kafasını kaldırmadan konuşuyor şimdi:
    "ben seni kaç tane seviyorum biliyo musun? üç tane, beş tane filan değil, sekiz tane... ama yatık sekiz."
    doğruldu.
    "biliyosun di mi yatık sekizi?"
    parmağıyla havaya sonsuzluk işareti çiziyor.
    "yatık sekiz...yani sonsuzluk demek"
    demesin ama böyle ..."