şükela:  tümü | bugün
  • bazen kenara koyacak para yoksa, tüm vücudu geleceğe yatırım olsun diye işe zımbalamak da pekala yatırım olabilir. feriştahım kepirdedi her gün 12'lere kadar çizip şaşı bakan gözlerle eve gitmekten; sabahın köründe gözlerim kapalı zombi gibi yürüyüp, tüm hayatımı tek bir işe kanalize etmekten. buna değdi mi? değer mi değmez mi tıraşını bırakalım mimarlar odası ve the new york times yapsın, ben bugünden itibaren işten ve sikkosal durumlardan bahsetmemeye karar verdim. bu kadar depresif koala değilim aslında, yazarken içime cengiz kurdoğlu giriyor, vuruyorum kadehlere.

    bugünkü "iş olsun pazar gecesi bile gelirim" mesajından sonra, patroniçenin aklına yerleştirmek istediğim ideoloji "iş yoksa, cumartesi gelmek nicedir?"den fazlası değil. iş odaklı bir sürece girelim, sikecem işini de gücünü de yoksa. bir insanın her entrsyi iş* ve ev* olur mu lan? başlıklar değişiyore bir tek, içerik aynı. 40 türküm var 40'ı da armut üstüne. yakında başlık da aramıyacağım, gözüme kestirdiğim bir başlığa yuva yapıp, ona ekleyip duracağım. cumartesi çalışmak başlığı can çekişiyordu en son.

    son bir haftadaki playoff performansım, triple double ortalamalarına yaklaştı; bu da herhangi bir cumartesi izin istersem alabileceğimi ve yıllık izine bir şeyler ekleyebileceğimi gösteriyor. gelecekteki miskinliğime yatırım yapmak şimdiki halimin posasını çıkarmaktan geçiyorsa, başımla beraber.

    tabi, kahve ya da kolanın kokusuna katlanamamak ve omurga sistemimin eline vermiş olmak işin dezavantajları. rüyamda bile render alıyordum, dosya çöküyordu. haftanın her günü çalışıp zamanı yok etmenin peşindeyken, uyku düzeni de panayır gibi oldu. şu an rüyamda entry giriyor bile olabilirim. eğer o kadar çizimi rüyamda yapmışsam gerçekten sinirlenir ve pencereyi açtıktan sonra "herkesin ve her şeyin amına korum lan" diye bağırırım. tavrımı koyarım en azından. ama rüya değil sanırım, uyanmaya konsantre olsam da uyanamıyorum, demek ki gerçekten uyanığım.

    beynim deplase olmuş, takım otobüsünde marşlar söylüyor. neyse, bitti tüm çile. tüm yazı kurtaracak kadar özverili çalıştım, internette bebek arabası modeli bulamayınca, deli sikmiş gibi bebek arabası tasarladım bir de. elim değmişken pilav arabası da tasarlasaydım keşke, bin kişiye aynı anda pilav çıkarabilen bir metrekarelik gizemli cisimler; tüm bmw'leri değişmem be.

    yarından itibaren aylak bakkalım, geri kalan sözlük kariyerimde kendimi anlatmaktan ziyade teknikerimiz osman ve onun esrarengiz dünyasından bahsedeceğim. sırlar kapısı'ndan hallice. kendime dair anlatacağım şeyler bu kadardı, aslında 4 ay önce bitmişti ama yine iyi idare ettim. cümlelerin yerlerini değiştirip yeniden yolladım. lanet olsun dostum, bunu yapmamalıydın.

    neyse, miskinliğe hayvani yatırım yaptım. daha da ellemesin kimse beni. sikecem çalışmasını da pozitif katkısını da.

    parliament pazar gecesi sineması. ofis sabahlaması. cork city. 2009
  • bu ülkede çocuk yapmaktır.

    yurdum insanının çocuk yapma sebeplerinin en başında, yarın bir gün elden ayaktan düşünce kendilerine bakacak birisinin olması gelir.
  • yatırım yapayım derken, hırsla her şeye sahip olmaya çalışmayı ayırmak lazım. bu ayrımı yapamayanlara uyuz oluyorum resmen.

    nefret ederim stok yapmaktan. yapanlara hiçbir şey diyemem tabi, sonuç tercih meselesi ama herhangi bir şeyi biriktirmek, başka birilerinin o biriktirdiğiniz şeye olan özlemini artırabilir. böyle anlatınca pek anlaşılmıyor gerçi, şöyle anlamaya çalışayım;

    --

    küçükken koleksiyon yapmaya bayılırdım. pul, misket hatta ilaç kapsülü koleksiyonum bile vardı. böyle yenileri gelince zevkten dört köşe olurdum. günaşırı hepsini kontrol ederdim, biri eksik olsa ortalığı ayağa kaldırırdım. arkadaşlarım misket oynardı mesela ama ben koleksiyonumdaki misketleri bu oyunlara ortak etmezdim. hemen hepsi benim misketlerime hayrandı ve gözleri de vardı onlarda. çünkü tüm misketlerim gıcır gıcır ve sayıları da çok fazlaydı. yine birbirlerinin misketlerini kazanmak için didinen, gözlerini hırs bürümüş arkadaşlarımı izliyordum. birbirine bağıranlar mı dersiniz, türlü çamur yapanlar mı dersiniz. ''yahu misket için birbirini niye yer insanlar '' dedim. yani misketlerine o kadar bağlıysan, ne diye kumara alet edersin ? tabi kumar demeyelim şimdi oyun diyelim. neyse, kazanma hırsı taa o yaşlarda başlamıştı yani. sırf misket stokunu artıracaksın diye girilen bu hallere üzüldüm ve tüm misket koleksiyonumu bozmaya karar verdim. yüksek bir yere çıkıp, misket için kavga eden çocuklara kapış yaptım. misket için birbirini ezdi çocuklar… yıllar sonra yaptığımın nasıl yanlış, nasıl ahlaksız bir şey olduğunu anladım ama bir işe yaramadı tabi…

    --

    şimdi bu örnek çok alakasız gibi gelecek ama alakalı aslında. parası, mülkü çok olanlar, muhtaç insanları kapıştırmaya devam ediyor. muhtaç insanları görünce ''yazık ya bunlara, haydi şunlara bir şeyler verelim '' diyorlar. önce muhtaç et, sonra yardım et… ne güzel dünya değil mi ?

    sevgili godoman abi, sen o stokları yapmazsan, kimse muhtaç duruma düşmez. senin bu göstermelik hareketlerini yiyenler tabi olacaktır ama sana ve senin gibilere çok pis sövenler de var…
  • sıkıcı bir iştir. özellikle trend yapan ve volatilitenin düşük olduğu piyasalarda, elinizde long veya short pozisyonla sıkılıp sıkılıp durursunuz. hedeflediğiniz noktalara kadar beklemek durumundasınız. sıkılarak para kazanırsınız. plazadaki bir işten bir farkı yok bu açıdan bakınca.

    amma velakin volatiliteyi ve trendi her daim takip etmek şart. aksi takdirde para kaybederken sıkılırsınız.

    başa dönecek olursak; her halukarda sıkıcı bir iştir.
  • su isten azicik anlasam, simdiye kadar ihya olmustum. bir insan bu kadar mi basiretsiz, ustelik bu kadar mi umursamaz olur bir konuda. bayramdan once yapacagim isi bu sabah yaptim diye "reel olarak 2000lira zarardasin aslinda" diyor. lan o parayla ben bir hafta sonu londra yapardim diyorum, "bok yaparsin sterlin eylulden beri adim adim yukseliyor" diyor.
    yok arkas para, harcamak icin kazanilir. 2015 ikinci ceyrekten sonra butun ilisigimi kesecegim bu mevzuyla. ben ugrasmam boyle.
  • bir yatırımcı olarak tavsiyem, sola yatırın
  • temel kurallarını aşağıda görebilirsiniz:

    http://nediyor.com/…-yapmanin-psikolojik-kurallari/
  • arsa alıp unutmak en iyisi. öylesine unutmak ki bir daha hiç dönüp bakmamak geriye.
    ama benim bu yaralı gönlüm , unutmayı bilmiyor,
    nerede bir boş arsa görsem , gözümden yaşlar süzülüverir.