şükela:  tümü | bugün
  • bir valie. isminin anlamı "doğurgan"dır. aulenin karısıdır. yaşayan ve büyüyen şeylerin efendisidir. kementari olarak da bilinir. radagast onun seçilmişi olarak orta dünyaya gelmiştir. entlerin yaratılmasında rol oynamıştır.
  • dogurgan degil, meyve yaraticisidir kendisi. ayrica (bkz: kementari)
  • aule'nin eşi olan valie.
  • en guclu ikinci valie... esi olan aule ile arasinda senin cocuklarin benim cocuklarimi keser mi kesemez, senin cucen varsa benim de entim var seklinde cok sirin bir problem yasamistir.
  • "meyveleri veren" anlamında. dünyada yetişen herşeyi büyüten vala'dır.
  • kadın biçimini aldığında uzun boyuyla yeşil giysiler içinde olan, ağaç biçimini aldığı zaman ise her bir dalından altın bir çiğ tanesi döken ve bunun sayesinde çorak topraklarda ürün yetişmesini sağlayan valie.
  • vana'nın ablası, aule'nin eşi. uzun boylu ve yeşil renkle tabir edilir vücudu.

    arda'nın ilk tohumlarını dikmiştir. morgoth direnişine de destek vermiştir.

    ulmo sularından, manwe rüzgarlarına kadar çiçeksiz olan topraklarda, göğsünden mısır saçarak dünyayı yeşillendiren ağaç formunda görüldüğü de söylenir.

    illuin ve ormalyok edildiğinde güneş ve ay yükselene kadar uyudu.
    (bkz: sleep of yavanna)

    ayrıca aule'nin yarattığı cücelere karşı endişesi de vardı hatunun.
    (bkz: giver of fruits)
  • kendisinin muhteşem bir hikâyesi vardır.

    eşi aule cüceleri, illuvatar ise insanları yaratma tasarıları yaparken; yavanna ağaçları çoktan yaratıp orta dünya'nın her tarafını ağaçlarla süslemiştir. aule'nin cüceleri yarattığını öğrendikten sonra, yavanna'yı bir telaş sarmaya başlamıştır; çünkü cücelerin ağaçlara muhtaç olduğunu ve onları hoyratça keseceklerinin farkındadır. gerçi illuvatar, aule'nin kendisinden gizlice cüceleri yaratmasına gıcık olmuştur, insanlar gelene kadar onların uyutulması gerektiğini bildirmiştir aule'ye, aule de bu emre itaat etmiş, cüceleri uyutmuştur. fakat yavanna'nın telaşı azalacağına daha da artmıştır, çünkü insanlar da tıpkı cüceler gibi ağaçlara muhtaç olacaklardı. yavanna endişelerine ve telaşlarına daha fazla katlanamayıp hem aule'ye hem de illuvatar'a "ne yapıyorsunuz lan siz, şaheserlerimin bir bir yok olacağına seyirci kalacağımı mı düşünüyorsunuz" diye gaza gelmiş; hattâ illuvatar'a isyan etmeye çok yaklaşmıştır. bu konuda ne yapabileceği hususunda yol göstermesi için valar'ın kralı olan manwe'ye akıl danışmaya gitmiştir. manwe de illuvatar'la bu konuyu görüşmüş, illuvatar'ın yavanna'nın kaygısından hoşnut kaldığını, ağaçları korumak için onun tedbirler almasına izin verdiğini bildirmiştir.

    yavanna tabii deli gibi sevinmiş, ağaçların çobanı olan ent'leri yaratmıştır. manwe de ağaçları korumak için kartalları yaratmıştır. hobbit'te, filmdekinin aksine, warg'lar cüceleri, gandalf'ı ve bilbo'yu ağaçların tepelerine kıstırdıklarında ve gandalf son bir umut olarak kozalakları yakıp warg'lara attığında kartalların lord'u ormandaki yangını görmüş ve son derece sinirlenmişti. yani kartalları çağıran gandalf değildi, kartallar ormandaki yangını söndürmek ve ağaçları yakanları cezalandırmak için kendileri gelmişti. işte bunun altında yatan sebep de manwe'nin kartalları ağaçları korumaları için yaratmasıydı...

    yavanna ent'leri yarattıktan sonra, eşi aule'yle, "cücelerin hele bir ağaçlara el atsın, bak bakalım ne oluyor" diye son derece istihzaî ve şûh bir kahkaha eşliğinde maytap geçmiştir. fakat aule pek sallamamış, "yine cücelerimin ağaçlarına ihtiyacı olacak" şeklinde cevap vermiştir. sonuç? fangorn'da ağaçsakal'ı görüp içe doğru sıçan ve baltasını nereye sokacağını bilemeyen bir cüce...
  • ağaçlara çoban lazım.

    aule'nin anlattıklarından sonra(cüceleri yaratma fikri), yavanna da ağaçların konuşmasını, kendilerini savunmasını diledi yücelerden, istediği de oldu nitekim; lakin seslendi manwe ve dedi ki, ''yalnızca aule'nin ağaçları çok uzun olacak ve kartallar ağaçlara değil de sarp kayalara, berk dağlara ve çok daha uzaklara yuvalarını yapacak.'' kementari'nin ağaçlarını da ağaçların çobanları güdecek; göz kulak olacak.(entler)... sonra yoluna gitti yavanna. yavanna'nın yolu da aule'ye...

    ve onu demirci dükkanında buldu, erimiş metali kaba boşaltıyordu aule. seslendi yavanna: ''eru çok cömert.'' dedi, ''ve şimdi söyle durin halkına ey aule! çocukların bilsin artık, sakınsınlar ormanlardan; korksunlar ağaçlardan; korusunlar kendilerini, çünkü öyle bir kudret dolaşacak ki ormanlarda, onun gazabını ve öfkesini uyandırmak hayrına olmayacaktır hiçbirinin...'' derin bir ültimatom alsa da fazla takmışa benzemiyordu aule. dönüp cevap verdi eşine: ''yine de oduna ihtiyaç duyacaklar.'' diye.

    ve işinin başına döndü.