şükela:  tümü | bugün
  • hangi söylemi? türkiye’de özgürlük söylemi ve yere tükürme meselesi.

    nasıl mı? şöyle: batı avrupa’da devlet hayatın biraz fazla içinde, özellikle de asayiş konularında. yani nanny state meselesi pek çok kişinin canını sıkmakta ve aktif bir tartışma konusudur.

    “yere tükürme serbestisi” aslında bu meselenin biraz fazla basite indirgenmiş hali. kastedilen şey, sosyal meselelere devlet müdahalesinin verdiği kısıtlanma hissi.

    bundan doğu avrupa ve hatta ispanya ve portekiz bile şikayetçi.

    yere tükürürsen ayıplanırsın, ayı olarak anılırsın, afişe edilirsin ve bu normaldir ama devlet sana ceza kestiği an, bu meseleye müdahil olduğu an kendini kısıtlanmış hissedersin.

    en azından kuzey batı avrupalı olmayanlar bunu hisseder.
  • ayılık ile özgürlüğü karıştıran gevşek beyanı.
  • iki dakika ahmaklık yapmayın okuyun ve bir fikir üretebilecek kapasiteniz varsa cevap verin derim.

    barı avrupa idealleştirdiğiniz gibi bir yer değil, özellikle abd, ingiltere ve doğu avrupa ülkelerindeki insanların devletin sınırları konusunda ciddi itirazları var batı avrupalılara karşı.

    ayrıca dolar başlığındaki ironiyi anlamayan embesillerle beni uğraştırmayın.

    beni sinirlendiriyorsunuz, akıllı olun yoksa gidip akp’ye basarım mührü. ben zaten avrupa’da yaşıyorum, kendi kendinize eğlenirsiniz tayyip’le birlikte.
  • yavuz bingöl, eğer dikkatlice okursanız, zaten yere tükürmenin özgürlüğü kısıtlamak olduğunu ve bu yüzden özgürlüğün iyi birşey olmadığını savunduğu için geçersiz önermedir.

    adam biz yere tükürüyoruz mis gibi ülke yeaa demiyor. bak adamlar kısıtlamış -> demek ki özgür değiller -> yere tükürmek kötü -> demek ki özgürlük kötü birşey gibi boktan bir mantık yürütme yapıyor. ancak yavuz bingöl'ün ve özgürlük meselesine karşı argüman üretmeye çalışanların unuttuğu şey, özgürlüğün mutlak özgürlük anlamına gelmemesi ve çok basit, anlaşılır ve yoruma kapalı bir kural ile tanımlanması:

    (bkz: özgürlüğün sınırı başka insanların özgürlükleridir)

    bu kadar basit. yere tükürmek topluma ait yeri pisletmek demektir. başka insanlara pisliğinizi, miktobunuzu bulaştırma riski demektir, görüntü kirliliği demektir. o yüzden yere tükürmek, kızlara etek boyu yüzünden laf atmak, yolda bangır bangır müzik dinlemek, başkasına hakaret etmek, ota boka korna çalmak, otobüse bok gibi kokarak binmek, sıraya girmemek, milletin ortasında t*şşaklarınızı kaşımak, sesli bir şekilde konuşmak vesaire vesaire... özgürlük değildir.

    türban giymek, mini etek giymek, herhangi birşey giymek, sanal ortama girip kendi fikirlerinizi ifade etmek, seçmek, seçilmek, protesto etmek, grev yapmak, dininizi yaşamak, cinsel kimliğinizi yaşamak, dövme yapmak, küpe takmak özgürlüktür.

    umarım yobazıyla, kemalistiyle, trollüyle aradaki basit farkı ayırt edebilmişinizdir.
  • ekşi sözlük bir ritüel alanına dönüştü sanırım, ritüeller de de sorgulamadan uygulama gerektirir.

    yavuz bingölün yere tükürüp kırmızıda geçtiğimiz için özgürüz ifadesini duyduğum an alamancıların da benzer şeyler söylediklerinini, doğu avrupalılardan da benzer argümanlar duyduğumu hatırladım.

    acaba bu insanların dedikleri şeyi harfiyen kabul etmek yerine(ki bu zor zaten, doğru düzgün cümleler kuramamış) böyle şeyler söylemesine iten nedenler ne diye sormak gerçekten de sizlerin sabrını taşırıyor mu?

    saldırgan tutum içinde olanların entry'lerine bakıyorum da, hepsi kendisini "loser" olarak tanımlıyor. tabi hiç biri ben loser'ım demiyor :) şöyle hakkım yendi böyle yapamıyorum diye anlatıyorlar.

    beni çok büyük hayal kırıklıklarına uğratıyorsun sözlük. ben burada hayatı kendisine yeterince ağır gelen insanları daha da öfkelendirmeye çalışmıyorum ki, ben burada benzer gözlemleri yapmış veya benim gözlemime karşı argümanı olan kişilerle konuyu tartışmaya çalışıyorum.