şükela:  tümü | bugün
  • kendisine atılan fetö iftirası sonucu darbeden bir gün sonra 16 temmuz 2016 tarihinde gözaltına alınan ve rütbeleri elinden alınıp mapus köşelerinde yaşadığı derin üzüntü ve kronik depresyondan ötürü yemeden içmeden kesilerek 50 kiloya kadar düşüp hayatını kaybeden tuğgeneral yavuz ekrem aslan'a yapılan büyük ayıptır. cenazesi de sessiz sedasız kaldırılmış. apar topar defnedilmiş.

    yavuz ekrem komutanın göz altına alınma anı

    ertuğrul özkök, 10 kasım 2017 tarihli köşe yazısında yavuz ekrem komutan hakkında şunları söylemiş :

    --- spoiler ---

    tuğgeneral yavuz ekrem arslan 16 temmuz 2016 sabahı, bu fotoğrafta gördüğünüz gibi gözaltına alındı.

    üzerinde bir gömlek vardı.

    silahı falan yoktu...

    çünkü o gece olayların başladığını gümüldür’de tatil yaptığı yerde öğrenmişti.

    hemen arabasına atlayıp garnizonuna gitmişti.

    garnizonu 15 temmuz harekâtına katılmamıştı...

    ama onu gözaltına aldılar...

    sedat ergin’in köşesinde bu türk subayının hazin hikâyesini, dün sabah ağlayarak okudum.

    bütün üyeleri devlete hizmet etmiş bir aile...

    o subay... bir kardeşi de subay... bir diğer kardeşi öğretmen...

    bir abisi en zor dönemlerinde olağanüstü hal valiliği yapmış...

    komutanları durmadan “o darbeciler arasında yoktu” dedi...

    15 temmuz’un melun plancıları onu, habersiz biçimde o melun listelerine yazınca, hayatı karardı.

    yediremedi kendine...

    gururu bu iftirayı kabul edemeyince, midesi de yemeği kabul etmedi.

    50 kilonun altına düştü.

    sonunda tıpkı kuddusi okkır gibi oldu, bir çocuğun bedeni kadar kaldı...

    ali tatar yarbay gibi o da bıraktı...

    gitti...

    tabutunun üzerine bir türk bayrağı bile koyamadılar...

    çünkü ordudan
    ihraç edilmişti...

    ne diyeyim...

    devlete hâkimdiler, ali yarbay’ı, kuddusi okkır’ı yaktılar...

    darbe yapmaya kalktılar, milleti karşılarında buldular, devletten sökülüp atıldılar...

    ama arkalarında bıraktıkları kötülük hâlâ devam ediyor...

    hâlâ yakmaya devam ediyorlar, türk ordusunun subaylarını, aydınları, öğretmenleri...

    bu fetö belasına ne kadar lanet okusak yetmeyecek...

    --- spoiler ---

    ertuğrul özkök'ün konu ile alakalı köşe yazısı
  • kuddusi okkır'ı hatırlatmıştır.

    gerçekten bu ihanette bir dahli yoksa birkaç yıl sonra özür dileyip üç kuruş da tazminat verirler, olur biter.

    yahu düşünsenize aklınla da yüreğinle de bu devlet için millet için çalışıyor hatta yaşıyorsun ama bir vatan haini çıkıp senin adını kirletiyor ve sadece canından olmuyorsun, daha beteri şerefine de leke sürüyorlar.

    kim ölmez kederinden, kim çıldırmaz?

    dünyada bu durumdan daha beter bir durum yoktur sanırım. ne büyük acı.
  • bu adam benim alay komutanımdı. elbette sıradan bir asker olarak fetö'cü mü değil mi bilme şansım yoktu. ama dışarıdan bakınca tam bir askerdi. sert bakışlı, ciddi, dik yürüyüşlü, alay'da yürürken etrafında gördüğü detaylara dikkat eden ve müdahale eden bir komutandı.

    15 temmuz'dan dolayı tutuklandığını gördüğümde garipsemiştim durumu. yani neci olduğunu bildiğimden değil, tanıdığım birisinin, alay komutanımın o şekilde gidişini görmek üzücü gelmişti.

    allah rahmet eylesin. toprağı bol olsun. suçlu muydu, masum muydu bilemiyorum. sadece yüzünü, sesinin tonunu, kızdığı zaman kaşlarını nasıl çattığını hatırlıyorum. yakınlarına sabırlar diliyorum.