1. trabzonlu aktivist, yazar, fikir adamı. trabzonlu diyorum, çünkü hayatının her alanında böyle bir önceliği vardır kendisinin. bir de kama yılmaz'ın oğludur..
  2. bugünkü yazısı ile gözleri doldurmuştur.

    --- spoiler ---
    yaz ortasında bir bakır bakraç içinde zigana dağlarından getirdikleri kar kısmen erise de hasta yatağındaki kama yılmaz “yandum oğlum” diyerek yarı kristalleşmiş karı avuç avuç ağzına doldurdu. tam bir yıl boyunca kanser ile verdiği mücadeleyi kaybetmesine gram üzülmemişti de 1996 yılında çalınan şampiyonluğu dert edinmişti kendine. çocukken tartışıp kavga ettiği ve on yıllar boyunca arası limoni olan komşusu hasta yatağında o’nu ziyaret geldiğinde “kama yılmaz’ın sırtını yerde görmesin”diye ayaklanıp damatlık takım elbisesini istemişti de, 40 yıllık eşine bir kez bile ağız dolusu “seni seviyorum” diyememişti.

    rahmetli babam zonguldak köy hizmetlerinde 30 yıl şoför olarak çalıştı. öldüğünde tam 61 yaşında idi. kanser hastalığından kurtulamayacağını bildiğinden yaşı ile ilgili espri yaptığında, biz yan odada saatlerce ağlardık.

    “ola, kama yılmaz’a da 61’inde de ölmek yakışır” hasta yatağında üzülmesin diye trabzonspor maçlarını dinlediği cep radyonu onlarca kez bozmamıza rağmen her seferinde bir yolunu bulur dinlerdi. ölüme inat trabzon galip geldiğinde hayatındaki tek aşkı olan trabzon kukuletası ile süreyyapaşa hastanesi koridorlarındaki yürüyüşü gözümün önünden gitmiyor. trabzon, malatya’yı yenmişti ya. kama yılmaz’da kanseri yenecekti. ama olmadı olamadı..

    trabzon ve trabzonspor ile örülmüş bir hayat 7. şampiyonluğu göremeden 1997 yılında sona erdiğinden beridir her sezon o’nun bıraktığı yerden devam etmeye çalıştım bu anlamlı mirası.

    senin yüreğindeki yangını söndürmeye yetmeyen zigananın tüm karları benim çalınmış şampiyonluklarımın içime bıraktığı yangına zerre kadar ilaç olmadı. senin dayandığın o yangına ben dayanamıyorum baba. seni kanser, beni hırsızlar yaktı. senin yüreğindeki yangınını temmuz ayında zigana dağından getirilen kar soğutmadı. ben kar yatağında yatsam, eriyen kar sularının altında kalsam nafile...

    çocuklarımızı öldürdüler baba. 12 yaşındayken kıydılar canlarına. incir ağaçlarında astılar çocuklarımızı. ama ne derdimizi söyleyebileceğim bir kişi, ne mazlumun dilinden anlayan bir vicdanlı yürek ne de yetim ve sahipsiz şehrimin 12 yaşında çalınan şampiyonluklardan dolayı intihar eden çocuklarının acısını dindiren bir duruş. biz sahipsiz kaldık baba. değil zigana’nın tüm karlarını karadeniz’in tüm suyunu boşaltsalar yangın yerine dönen yüreğim sönmez.

    kuru bir vatan sevgisini 61 rakamına kilitleyip o’na dünyanın bütün şerefli anlamlarını yükleyen bir şehir lime lime ediliyor. dövülüyor, aşağılanıyor. vergi verdiğim, askere gittiğim, şehit olduğum ülkemde müesses nizam beni sistem dışına itmeyi marifet sanıyor. cengiz çandar tipi türk aydınları da buna demokrasi diyor. 61 diye diye sevdiğimiz ülkede ölüm buyruğunu uyguladılar ve 61 den fazla öldürdüler bizi. yedibaşlı bir canavarla boğuşmuş bizim uşaklar anlamamışlar. oysa yanıbaşımda yarıştığım rakibimle verdiğim mücadelenin adil sonuçlanacağına nasıl da inanmışım. meğer katran karası kadar kara ve kör vicdanlara teslim edilmişim. çeyrek asıra varan şampiyonluk özlemini dindirecek olan şey kupa denen teneke bir parçası değildi elbet. soru bin yıllık idi cevap da klasik oldu: emek ile paranın savaşında herkes emeğin kazanmasını ister ama hiç emek kazanmaz. siz bu sözü “futbol 90 dakikadır sonunda almanlar kazanır” olarak da okuyabilirsiniz.

    bize, bu acıları yaşatanları allaha havale ettik ama daha önceleri de demiştim yine söylüyorum “baba sen ne dersen de 61’inde ölmek sana yakışmadı” bilesin. 61’de ölünmez baba...

    --- spoiler ---

    http://www.stargazete.com/…aybeder-haber-412120.htm
  3. şike sürecinin başlangıcından beri temiz futbol eylemlerinin gördüğüm en aktif isimlerinden. kendisi ile bir kaç organizasyonda tanışma ve konuşma şansım oldu. şansım oldu diyorum çünkü gerçek bir dava adamı olduğunu düşünüyorum, mücadelesini gayet başarılı buluyorum. inatçı yapısı ile davamızdan vazgeçmiyor ve kararlılığı ile susmuyor, susturulmuyor ve çevresindekileri de susturmuyor; haliyle kendisi ve arkadaşları her "temiz futbol istiyoruz" dediğinde birileri de fena halde rahatsız oluyor.

    (bkz: türkiye temiz futbol istiyor)
  4. bugün tv'de konuktu az önce. isviçre milli takım oyuncularının soyunma odası koridorlarında dövüldüğünü iddia etti. bu da yetmezmiş gibi rüştü reçber'i döven ekiple hacıosmanogluna saldıran ekibin de aynı ekip olduğunu ve bunların fenerbahçe yönetiminde bulunan birisi tarafından organize edildiğini öne sürdü. yalanlama gelir muhtemelen.
    şu sözünün altına imza atmasak da olmaz. "türkiye'de ezilenlerin takımı trabzonspordur kendileri farkında olmasalar da "
  5. kama yılmaz ile son trabzon hanımefendisi latife saltık'ın oğlu, serra alona ve ayşe melek'in babasıdır.

yavuz saltık hakkında bilgi verin