şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle 'bilimsel safsata' lafına takılanlar olabilir, içeriği itibariyle bilimin alanına giren ve kendini bilimsel doğrular olarak sunan safsatalardan bahsediyorum.
    aralarında insanların beyninin yüzde onunu kullanabildiği (gramaj olarak mı, hacim olarak mı?), evrenin sonsuz olduğu gibi safsataları barındıran ve boş beleş insanları ayırt etmede turnusol işlevi olabilen safsatalar.
  • egitim arastirma hastanelerindeki hacamat/akupunktur bolumleri bunun basini cekmektedir.
  • dünya güneşe 1 cm yaklaşsa yanar, 1 cm uzaklaşsa donardı yalanıdır. her sene 7 milyon kilometre uzaklaşıp yaklaşıyor zaten. evet altı sıfırlı.
  • kargalar 200 sene yaşar
  • 'sözde bilimsel safsatalar' olarak yenilenmesi gereken başlık.
    bilimsel ve safsata bir arada olmaz.
    'kuru yağmur' diye bir şey duydunuz mu?
    duymadınız.
    bu da öyle.
  • (bkz: gdo'nun çok zararlı olduğu kanısı)

    hem türkiye'de hem de dünyanın genelinde genetiği değiştirilmiş yiyeceklerin çok zararlı olduğu, yendiğinde kansere yol açacağı gibi yaygın bir safsata vardır. genetiği değiştirilen yiyeceklerde şimdiye kadar yapılan çalışmalarda hiçbir zarar bulunmamıştır. burada tek tehlike bu bilimsel çalışma alanının oldukça kısa bir geçmişinin olması ve uzun vadeli sonuçlarının ne olacağının bilinmemesi. gdo karşıtı birçok derneğin ve örgütün de çıkış noktası aslında budur. yani genetiği değiştirilmiş yiyeceklerin uzun vadeli sonuçlarının araştırılması yapılmadan halka sunulmaması gerektiğidir.

    (bkz: tesla'nın bütün dünyaya kablosuz elektrik verme projesi)

    nikola tesla niyeyse son zamanlarda o kadar çok şişirildi ki adamı gelmiş geçmiş bir numaralı bilim insanı yaptılar. her ne kadar kendisi elektrik alanında öncü icatları olan bir insan olsa da aynı zamanda mistik takıntıları olan, bilim-dışı çalışmalar yapmış da bir insandır. kendisinin bugün birçok çalışması çarpıtalarak kamuoyuna yansıtılıyor ve bu da gerçekten yapmış olduğu değerli çalışmaları gölge altında bırakıyor. yazık günah bırakın şu adamcağızı.

    (bkz: alternatif tıp) (bkz: pseudoscience)

    bizim memleketin en çok çektiği konudur bu. her sabah maydanoz suyu içen pelinsulardan tut da her sabah bir çay bardağı sirke içen ana/babalarımıza kadar ortalıkta öyle bir kaos ortamı var ki anlatamam. açın google'u şu an ve "bitkisel tedaviler" yazın. sonra site site gezinmeye başlayın. sanırım bu kaos ortamını en iyi bu şekilde anlatabilirim. çevremde doktoruna ve verdiği reçeteye güvenmeyen o kadar çok insan var ki. bunların bir çoğu da koy göte rahvan gitsin felsefesiyle bir yaşa kadar gelmiş, sağlığına zerre dikkat etmemiş ve sonuç olarak vücudu "artık dur" sinyali verdiğinde doktora gidip doktora güvenmeyen ve aynı yaşam tarzına devam ederken günde bir diş sarımsak yutup yok işte ot suyu bok suyu bilmem neler içip sağlıklı kalmaya çalışan insanlar. astım olup günde iki paket sigara içip "ciğere iyi geliyor yav" diye uzun süre her sabah kaşık kaşık bal tüketip ilerlemiş yaşında şeker hastası olma yolunda adım adım ilerleyen bir tanıdığım var mesela. yapmayın şöyle şeyler. durup dururken çeşitli bitkileri, baharatları "şuna iyi geliyormuş yav" deyip hayvan gibi tüketmeye başlarsanız o bitki ve baharatların hiç ummadığınız etkileri ile karşılaşırsınız, göte gelirsiniz iki haftada. yahu ulan sanki yüzyıllardır var olan tıbbi/eczai çalışmalar yapan bilim insanları ve doktorlar bu bitkilerin ne faydası ne zararı olduğunu bilmiyor da sizi sikiyorlar. biraz akıl mantık be kardeşim. mucize bitki/baharat/ot/bok diye bir şey yoktur, herhangi bir gıda ile bir hastalığın önlenmesi veya tedavisi mümkün değildir. beslenme bir bütündür ve tek tiptir; herhangi bir hastalığa karşı veya herhangi bir organ için özel bir bitki, baharat veya diyet şekli yoktur.
  • çin seddi'nin uzaydan görülen insan yapımı tek yapı olduğu.
    mk malları uzun olmasına uzun da eni kaç metre?
  • kurbağalar kaynayan suyun içinde ölümü beklemezler.
  • (bkz: pseudoscience)