şükela:  tümü | bugün
  • ekşi sözlüğe büyük bir şevkle girersiniz. canınız nefis entryler girmek ister. söyleyecek sözünüz, anlatacak hikayeleriniz, iletmek istediğiniz düşünceleriniz, duygularınız vardır. başlıklara bakarsınız. bakarsınız, bakarsınız, bakarsınız... geyik başlıkları, alakanız olmayan başlıkları, bilginiz olmayan başlıkları, beğenmediğiniz başlıkları, çok beğenip de, üstüne söz söyleyemeyeceğinizi düşündüğünüz entrylerin sıralandığı başlıkları geçersiniz. bir bakarsınız ki başlıklarla yazma isteğiniz arasında oluşan mesafe ayın dünya ile arasındaki mesafeden daha uzundur. derin bir offfff çekersiniz. ne yapacağınızı düşünürsünüz bir an. sonra, kararınızı verirsiniz. yazma isteğinizi hiçbir şey engelleyemez çünkü. "koyver gitsin" diyip, arzu ettiğiniz başlığı kendiniz açar ve tanımınızı yaparsınız.
  • kendi başlığını kendin aç diye bir slogan ile çözümlenebilecek sıkıntı. ben yaptım, rahatladım.
  • kendini dünyada paha biçilemez sanmaktır. evet aynen böyle, düşünün bi:
    aklında yazmak istedikleri belirli olan, ya da en azından hangi konu etrafında ne gibi bir yazı çıkarabileceği belli olan birisi var ve bunları yazmak için herhangi bir defter yerine sözlüğü seçmiş. neymiş "gerçekten sevebileceğim birini ne zaman bulacağım", yok efendim "ne kadar yalnızım", efendime söyliyim "sözlük bana karı bul lan allahsız"... daha bir sürü sayılabilir. problemini yazıp açılmak isteyen; fakat "yahu hangi başlık benim hislerime tercüman olabilir ki" diye düşünen bu arkadaşımız, herkesin bambaşka hayatları olduğunu ve kendisinin hayatının yanında diğerlerinin kolay kaldığını düşünmektedir. "yani dostum, kim ilişkisi bu kadar iyiyken sevgilisinden ayrılmayı düşünebilir ki, benim gibisi yoktur" gibi bir düşünceye sahiptir. oysa kendisine buradan seslenmek istiyorum:
    arkadaşım, yanlışlardasın. sen de milyonlarca insan gibi ortalama bir hayat yaşıyorsun. çan eğrisinin çevresinde konumlanmış çoğunluktan birisin ve senin de diğer milyonlar gibi hiç de fazla bir özelliğin yok. başına gelenler senin gibi bir sürü kişinin başına geliyor ve kendini bu yüzden emsalsiz hissetmen dünyaya gözlerinin ne kadar kapalı olduğunu gösteriyor. sürekli kendin hakkında konuşmak yerine, kendine bir iyilik yap ve diğer insanları da dinle. belki de o kadar yalnız olmadığını görüp, sen de altına yazacak bir başlık bulacaksındır!
  • onuncu nesil bir yazar olarak, sözlükte bu nesle duyulan öfke nedeniyle nereye yazacağını şaşırmak, kendisi trilyarlarca anket doldurmuş eski yazarların yeni nesilleri anket manyaklığıyla suçlaması nedeniyle anketlere yanaşamamak, günün başlıklarınınsa anketlerle dolu olması, yazmak istediği konuda tam donanımlı olmak istediği için bilgi eksikliği nedeniyle bazı başlıklara yazamamak, ilerde bir devlet memuriyetine girmeyi düşündüğünden ve maalesef hükümetin oldukça yanlı davrandığı memur alımları nedeniyle "ulen ifşa olmayalım, ilerde engel olmasın önümüze." diye içinden lanet okuyarak, içi acıyarak siyasi içerikli başlıklara düşündüklerini yazamamak, niyeyse günün başlıklarının çoğunun geyik içerikli olması ve ciddi bir şeyler yazmak isteyen yazarın bunlardan sıkılması vb. nedenlerle yazarın içine düştüğü darboğaz.
  • (bkz: paradoks)
  • (bkz: kısırlık)
  • yazacak baslik bulamamak adlı başlığa yazma ile sonuçlanan sıkıntı.
  • (bkz: #14704834)
  • egonun etkili olduğu olay. en özgün en birinci entry yi ben girmeliyim mantığıyla hareket edildiğinde bakarsınız ki yazacağınız şey hakkında ucundan kıyısından benzeyen şeyler zaten yazılmıştır, yazmaktan vazgeçersiniz.
  • her sözlük yazarının başına en az bir kez gelen şey. mesela şu an benim başıma geliyor ve ben bir sözlük yazarıyım, o zaman tüm sözlük yazarları beyazdır.
    deliler gibi yazmak istiyorum sol framee bakıyorum yazacak hiç ama hiçbir şey yok. rastgele, bir gün, dün, badi, son, ukte mukte hak getire. dedim buraya yazayım dursun ara sıra bakarım.