şükela:  tümü | bugün
  • ülkemiz arge ve bilimsel altyapı konusunda yeterli seviyede olmadığı için ilk olarak toprak reformunun yapılması gerekiyor. tarım ve hayvancılığa gerekli yatırım yapılmalı, tarım ve hayvancalık konusunda işin uzmanları köylü halkı bilinçlerindirmeli ve doğru hamlelerle tarım ve hayvancılıkta üretim seferberliğine gidilmelidir.
  • tüketen bir toplum değil, üreten bir toplum olunması zorunlu.
    verilen hibeler denetime tabi tutulmalı.
    argeye o kadar bütçe ayırmak yerine israilden alınan tek kullanımlık tohumu kendimiz üretilmesi (üretenler hakkında yasal işlemler kaldırılmalı!)
    üreticiden vergi %0 olunmalı
    ama bu imkansız
  • hala tarım diyenler var.

    beğendiğin araba ithal model. aracı almak için kredi çektiğin banka yabancı sermaye. arabayı çalıştırmak için koyduğun mazot ithal. arabayı sürdüğün köprü yabancının.

    bu kadar borcu domates satarak mı ödeyeceksin?
  • bence 10 yıllık bir tasarruf ve üreticiye destek hibe yöntemi ile kurtarılabilir bir nebze. inşaat sektörüne dur deyip, tarım arazilerinin üstüne inşaat yaptırmayıp oraları tekrar üretime geri kazandırmak olabilir. tekstile, sanayiye aynı şekilde destek ve hibeler verilebilir. vergilerde düzenleme yapılıp 10 yıl boyunca kemer sıkma politikaları uygulanabilir. tarım ürünlerinin satışında aracı firmalar kaldırılabilir ya da katı kurallar getirilebilir ki üreten daha çok kazansın, kazandıkça daha çok üretsin. ihracat artar ve ülkeye döviz girerse elbette ki ekonomi şahlanmasa da uzun vadede düzelebilir. her şey üretmekte bitiyor. yüksek teknoloji yatırımları yapılmalı, bunların üretimlerine katkı sağlanmalı. şu an ki ekonomi kısa süre de asla düzelmez ama uzun vadede refaha biraz daha ulaşılabilir.

    üreten ekonomilerde bir şekilde borçlar ödenir. gerek domates gerekse saman. küçücük hollanda ürettiği tarım ürünleri ve tarım teknolojisi sayesinde döndürüyor ekonomisini. bu en basit köydeki hacı abinin bile yapabileceği bir şey. üretmez ve satmazsan bir şey yapamazsın. cebinde beş kuruş yokken hadi araba yapalım dersen beğenmediğin şahinden ötesine gitmez hiçbir şey.
  • (bkz: #76888966)
  • türk lirasını lağvedip bitcoin'i resmi para birimi ilan etmek.
  • memleketi öyle bir hale getirdiler ki; esnafa faizsiz/ertelemeli kredi versen adam dolara yatırıp bekleyecek veya borç harç kapatacak.. çiftçiye indirimli mazot verseler arabasına da koyacak, yeri gelecek sağa sola satacak veya en iyi ihtimal aldığı krediyi borca yatıracak.

    yani hiç bir kredi, teşvik, vs üretime, dolayısıyla ekonomiye katkı sağlamayacak.

    bence geri dönülmez bir noktadayız. iktidar değişse bile sistem komple çökecek. bu süreçte başımıza bir şey gelmezse, yıllar sonra küllerimizden doğacağız.

    liyakat gelmedikçe; sinirden ve kibirden kendini sikip çevreyi geren adamlar ülkeyi yönettikçe, birilerinin dayısının amcasının oğlu sırf yakını var diye hak etmediği yerlere geldikçe, inşallah maşallahla halk kanmaya devam ettikçe hiçbir şey kurtarılmaz.
  • 1- inşaat firmalarımızın vergi borçları silinmeli.
    2- diyanet işleri başkanlığımızın bütçesi artırılmalı, gerekirse ek bütçe açılmalı.
    3- 2017 ve daha eski model makam araçları yenilenmeli.
    4- suriyeli kardeşlerimize yapılan harcamalar artırılmalı.
    5- gss prim borçları %25 oranında artırılmalı.
    6- inşaat firmalarımıza %0 faizli, 20 yıla kadar krediler verilmeli.
    7- örtülü ödenek tam örtülü hale gelmeli, kesinlikle bilinmemeli.
    8- devlet kadrolarına "hamili kart yakınımdır" alımları artırılmalı.
    9- kur artışı, enflasyon ve işsizlik gibi verilerin olumsuzluğu dış mihraklara bağlanmalı.
    10- tv kanallarında sokak röportajlarına "ehonomi çoh eyi" diyen insanlara daha fazla yer verilmeli.
    11- yiğit bulut beyefendinin ekonomiye dair tavsiyeleri daha fazla dikkate alınmalı.

    şeklinde önerilerimdir. tutarsa bi teşekkür edersiniz artık.
  • kesinlikle faizler düşürülmeli, çünkü faiz enflasyonun anası babası.. valla bak. benim iktisatla haşır neşir olmuşluğum var.. dinimiz amin.
    du şuralarda bir diploma da olacaktı..
  • ütopik düşüncelere gerek yok. devlet ve vatandaşa düşen 2 görev ekonomiyi düzenlemeye yetecektir.
    öncelikle '' ekonomiyi düzeltmek üretmekten geçer''..

    devlet'e düşen görev:
    (rant ve dost üretici değil, gerçek )üreticiye daimi destek ve teşvik vermek.

    vatandaşa düşen görev:
    sağlanacak teşvik ve desteği üretime yönelik sağlıklı bir biçimde kullanmak.

    zor görünüyor fakat şu da bir öneridir ki...;

    farklı sanayi ve tarım kollarında yeni,işlevsel ve alanında uzman kişiler tarafından ar-ge ekipleri kurmak(ki devlet bu konuda en büyük faktör). bu ar-ge çalışmaları kesinlikle geleneksel tarım ve sanayi tutumlarından uzak olarak yenilikçi ve gelişimsel düşüncelerle uygulanmalı.. kısaca örnek vermek gerekirse;

    ülkemizde üretimi yaygın olmasına rağmen ithalat ürünleri sınıfına giren tarım ürünü olan buğdayı ele alalım.
    kalite ve işlevsellik oranı bakımından üretilen buğdayın kalitesi düşük olabilir veya ihtiyacı karşılamaya yönelik eksik yönleri de olabilir. bu demek değildir ki koskoca tahıl ambarı olan iç anadolu bölgesinde sonsuza dek ihtiyacı karşılamaya yönelik buğday yetişmeyecek.. ki bu durum şuan böyle düşünülüyor olsa gerek ki devlet tarafından işin kolay kısmı olan '' üretemiyoruz ee madem ithal edelim'' düşüncesidir.
    problemi çözmek yerine problemden uzaklaşmak 10 ve daha küçük yaşlardaki çocuklar için uygun bir düşüncedir, devlet tarafından değil.
    bu en uç örneği verdikten sonra işin çalışma kısmına geçebiliriz.

    yapılacaklar:
    1- zirai koşullar(toprak) işin ehli,uygun mühendisler tarafından incelenmelidir.
    2- ürün kalitesini ve kalite oranının düşmesine neden olan faktörler belirlenmeli ve çözüm önerileri geliştirilmelidir.(mühendisler tarafından bu durum karşılanabilir diye düşünüyorum)
    3- üretici, tarımsal faaliyetlerin kalitesini artırmaya yönelik olarak bilgilendirilmelidir.
    4- ürün kalitesini artırmaya yönelik gerekli önlemler alınmalıdır.(sulama,gübreleme vs.)
    buraya kadar ki kısım geleneksel veya günümüzde uygulanan durumlar olabilir.. bundan sonra ki kısım ise yenilikçi ar-ge çalışmalarına yönelik naçizane tavsiyelerdir.
    5- kaliteli tohum ve ürün için yeni üretim teknikleri geliştirilmelidir.(bir tohumdan yalnızca bir yıl verim alarak tohumun kalitesizleşmesi engellenmelidir.)
    6- ürünün çok çeşitli kullanılması adına çeşitli ürün yelpazesi geliştirilmelidir. (buğday ekmeği,buğday nişastası yanında daha farklı ürünler üretilmelidir. gıda mühendisleri tam olarak burada devreye girmelidir.)
    7 ve son olarak- üretimin kalitesini ve değerinin artmasını sağlamak amacıyla yeni ürün destekleyici ilaçlar üretilebilir. (bunlar kimyasal olabilir fakat kesinlikle ürünün yapısını etkileyecek ve sağlığını bozacak maddeler olmamalıdır.)

    elbette bu sayılanlar sıradan bir vatandaşın mantığına uygun gelen ufak çaplı görüşlerdir. bilimsellik ve tutarlılığı elbette sorgulanabilir. bu örneği bizzat çevresel anlamda takip ettiğim için verdim. bana göre şuan tarımdan daha önemli olan konu şüphesiz sanayi faktörüdür. sizin ihracatta dışarıya sattığınız 1 ton fındığın, ihraç ettiğiniz 100 araba(ki o kadar bile değildir) eş değer olduğunu fark etmeniz gerekmektedir.
    ayrıca sanayiye önem vererek tarımsal anlamda vasatlaşmakta doğru değildir. ülkemizin ekonomisi eskilerden gelen bir sözün tam olarak karşılığına ermesi sonucu düzelebileceğini düşünmekteyim. yükte hafif paha da ağır olan ihraç ürünleri geliştirmeliyiz. örneğin bir bilgisayar üretmek yerine bir işlemci, bir telefon yerine telefonun beyni olan anakartı üretebiliriz. bunları üretmek, bilimsel anlamda şu an için zor görünse de bizim de bir şekilde tırmanışa geçmemiz gerekmektedir. ekonominin düzelmesi için yerine göre eleştiri yapmak doğru olsa da, düzelmesini sağlamak için harekete geçmek gerekmektedir. yalnızca eleştiren bir toplum olmak malesef doğru olanı sağlamaya yetmemektedir. bir gün gelişmekte olan ülke olan statüden çıkıp zor olsa da gelişmiş ülkeler statüsüne ulaşabilmek dileğiyle.