şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bugün sınava girdim tüm sorular işaretliydi yani silikti doğru cevaplar 40 sorunun hepsini 10 dk da yaptım 15 dk imzanın bana gelmesini bekledim.
  • gece gece adamı titreten olaydır.

    biraz önce rüya mı gerçek mi ikilemi içinde kendimi evin kapısının dışında buldum. hayatımda uyur gezer olmama dair tek bir olay yaşamadım. dış kapıyı çekince kendime geldim. ne yapıyorum lan ben dedim. baksır ve atletle kapıda kaldim resmen. saat gecenin dördü. lan ne yapsam zile bastım. evet kimse olmayan ev için zile basıyorum. hem de ard arda. beş altı kez basınca kendime geldim. ulan bu ne çaresizlik. baksır ve atletle kapıda kaldım. telefon yok. saat gecenin bilmem kaçı. ne bok yerim. sabaha beklesem kime nasıl, ne açıklama yapacağım amk. baksır ve atletle apartmanda dolaşan bir adam... kendimi sokağa attım. eve hırsız girebilir mi diye baktığım birinci kattaki balkona baktım. daha önce bakınca kimse burayı tırmanamaz dediğim yeri gider borusundan tırmandım. balkondan içeri girdim. evet, eve girmeyi başardım. mutluyum da ben ne içtim de kendimi sokak kapısında buldum amk. hayatımda böyle çaresizlik yaşamadım. hala uyuyamadım amk...

    edit: terlikler hala sokakta almaya inmiyorum o derece.
  • (bkz: uyurgezerlik)

    ilk defa gastrit olan hastanin kalp krizi geciriyorum sanması gibi bisey.

    sizi psikiyatriye davet ediyorum azizim...
  • yıllar önce bir sevgilim vardı. deli dolu saçma sapan bir lise ilişkisiydi ve çocuk gerçekten rahatsızdı. (hayatıma normal bir insan almıyorum çünkü öyle şizofrenim) neyse bu çocukla ilişkimiz bir kız için bitmişti. unutamadığı bir eski sevgilisi vardı, bu kız için koluna façalar atmıştı, iri iri birçok izden bahsediyorum. hala iletişim kurduklarını öğrendiğim de neden bilmiyorum kıza mesaj atmışım amacın ne falan... bitti gitti sonra.

    yıllar sonra ankara’da bir rock bar’ın tekinde yalnızım, içiyorum. lavoboya giderken bir masada üç erkek üç kız oturuyorlar couple date tarzı bir buluşma, erkeklerden birisi de o zamanlar bana ölümüne crush duyan birisi. neyse selam verdim, masama döndüğümde çocuk masamdaydı, gereksiz samimiyet, yakınlaşma çabaları. dedim arka masanda geldiğin kız var, git başıma iş açma. çocuk deliler gibi sarhoş... lavoboya gitti. sonra kız geldi yanıma oturdu ciddi bir ifadeyle. dedim ki yanlış anlama hani arkadaşız. sorun değil benim derdim başka, senden çok hoşlandım lütfen beni kaydet deyip direk telefonuma kendini kaydetti. tabi ben adını bile bilmiyorum o olay kaldı.

    aylar sonra, bir arkadaşıma mesaj atacakken aramaya adını yazıyorum ve bardaki arkadaşla olan bir konuşma buluyorum. “sen benim sevgilimden ne istiyorsun?!”
    zamanında kıskandığım kız yıllar sonra köhne bir barda gelip bana yavşamış ya, helal olsun.
  • biraz önce moda’da kafama karga düştü.
  • az önce üst komşum kapıyı çaldı, "pardon anahtarı evde unutmuşum da, arkadaşım sizin demirlerden tırmanacak açık pencereye, korkmayın diye bilgi vereyim" dedi.

    2 ay önce de alt komşum kapıyı çalıp "abi anahtarı içeride unutmuşum, mutfak boşluğundan benim kata atlayıp girerim ben" demişti, dediğini de yapmıştı.

    evi satışa çıkartmayı planlıyorum; anahtar unutanlara özel. daha işlevsel sanki.
  • trende yanına oturduğum adamın, alçak ama işitebileceğim bir sesle 4-5 defa ‘’tam piç’’ demesi ve akabinde başka vagona geçmem. bana mı diyor, başkasına mı diyor tam anlayamadım ama adam bir tuhaftı, arada da tükürür gibi yapıyordu. ben de yanına oturmak istemedim.

    3. vagondan 2. vagona geçtim. bir süre sonra ara duraklardan birinde oturduğum koltuğa bilet kesilmiş olduğu için 1. vagona geçtim. tren dolu olduğu için yer bulmakta da zorlandım. birinin yanına izin alıp oturdum. bir süre sonra kondüktör ara duraklarda binenlerden para toplamak için gezmeye başladı. kondüktör 2 koltuk önümdekilerin biletini kontrol ederken aramızda sadece koridor boşluğu bulunan yaşlı bir amca 3-4 defa ‘’biletçi dayı’’ diye seslendi. kondüktör, amcaya cevap vermeyince amca bastonuyla ayağa kalktı ve kondüktöre doğru yürümeye başladı. ‘’benim yedi kırkta istanbul trenim var, beni yetiştir.’’ dedi. kondüktör ‘’tamam amca, sen otur.’’ diyince yaşlı amca birkaç defa ‘’tövbe, tövbe’’ diye yüksek sesle bağırdı, sonra yerine oturdu. 5 dakika sonra yaşlı amcaya başka bir tren görevlisi çay getirdi. amca ‘’bu bardak çok büyük. bu bardağa 2 şeker yeter mi?’’ diye sinirli sinirli konuşunca görevli ‘’tamam amca, ben sana şeker getireyim’’ diyip şeker getirmeye gitti.

    ben de adam zaten yaşlı sopayla vursa herhalde 1 kere vurur sonra engellerim diye planlar yapıyorken çay gelince bu çayı üstüme fırlatmasa bari diye içimden geçirmeye başladım. kucağımda da mont var, alert bi şekilde bekliyorum. amca fırlatırsa hemen montu siper edip yanmamaya çalışacağım çünkü. neyse ki amcanın çayı bitti, görevli bardağı götürdü, ben de biraz daha rahatladım.

    bir süre sonra yanımdaki çocuk anahtarını, telefon kabına sürtmeye başladı. bu esnada tabii ki iğrenç kazıma sesleri çıkıyordu. bu işleme yaklaşık 5 dakika devam etti. aramızda koridor boşluğu olan amca arada bi ‘’tövbe, tövbe’’, ‘’ay’’ diye iç geçiriyordu.

    anlayacağınız korku filmi gibi bir tren yolculuğu geçirdim. kimsenin başına gelmez umarım.