şükela:  tümü | bugün
3659 entry daha
  • iki gün önce alkol almayacağıma dair kendime söz versem de bugün hediye olarak gelen bu nadide eser ile (bkz: chateau lafite rothschild) akşam keyif yapacağım.
  • bu sabah çok güzel bir hediye aldım. güzel olmasının yanı sıra tam da kalbimden geçen şey kalbimden geçtiği şekliyle geldi önüme.

    ya benim kalbim temiz ya hediyeyi veren beni iyi biliyor ya fazla şanslıyım ya da hepsi birden.*
  • aradığınız mutluluk bulunamadı.
    error 404 not found.
  • akşam basket maçı yapacak olmak. otuz yaşında çocuklar gibi şen oluyorum lan her salı*.
  • annemdir.
    annemler günlerdir hastanede (eşi iş kazası geçirdi maalesef ama bir gözü artık görmeyecek olsa da iyileşiyor çok şükür). tabi bu süreçte ben yalnız kaldım ve ana yüreği eşek kadar olmama rağmen yalnız ve desteksiz kalmama el vermiyor.
    bugün beni aradı ve şok'a sukulentler gelmiş sana iki tane alıyorum dedi. sukulent koleksiyonu yapıyorum ve oradan bile beni düşündüğünü göstermeyi ve mutlu etmeyi biliyor ehi swh
    sağolsun, iyi ki var.
  • yıllardır beklediğim günü yaşadım sonunda.

    annem fırınla, kekle biraz alakasız bir kadın olduğu için -bunun da altyapısı var ama şu an konu o değil- ilkokulda herkesin annesinin getirdiği ıslak keklere -hem de yumurtalı karışımdan ayırıp üstüne sürülen, şimdi ağzıma sürmeyeceğim o ıslak keklere- boynum bükük ve o annelere, onların pişirildiği evdeki çocuklara hep gıptayla baktım. bizim evde ancak el açması börek pişiriliyordu! (derde bak, of!) çaresiz, 8-9 yaşımda girdim mutfağa ve başladım, 10 yaşımda o ıslak kekten ben de yapabiliyordum artık. ve and içtim!** ileride çocuğum okula giderken ona şahane şeyler pişirecek ve onu gururlandıracaktım. "ha onu mu, annem onu şahane yapar, bir gün getireyim de görün ;)" desin istedim arkadaşlarına. hepsi gerçekleşmedi henüz, yavaş yavaş olacak ama bugün ilk defa kreşe yaptığım keki götürdü, akşam almaya gittiğimdeyse koşa koşa gelip arkadaşlarıyla nasıl yediğini anlattı, öğretmenleri de memnuniyetlerini ilettiler. bunu da yaşadım.
  • kütüphaneden çıkmışım saatlerce çalışmanın verdiği bitkinlik ile yürüyorum. deri montumun üstüne çift kol taktigim çantam ve altimda eşofmanımin oluşturduğu uyumsuzlukla yürüyorum.

    kaldırımdayim. sokağın karşısından yaşlı bir teyze benim yürüyüş istikametime doğru karşıya geçiyor. dik dik bana bakıyor. bakışlarını hiç kaçırmiyor. hah dedim. kesin köyden filan yine benim hatırlamadığım bı akraba. kim bilir nereden akrabam? adı neydi ki? sorularıyla artık bende teyzeye bakıyorum.

    meğerse konu bambaskaymis. teyze elindeki hasırdan pazar çantasını ileriye kadar taşımamı istedi. yorulmuş.

    mutluluk sebebi bu değil ama.

    yürüyoruz teyzeyle. okuldan mi çıktın dedi. yok teyze dedim. ben bitirdim okulu. kütüphaneden geliyorum.
    ha dedi üniversite mi kazanacan dedi kolay gelsin dedi.

    teyze dedim o kadar mi küçük gösteriyorum. üniversite bitti benim. hay allah iyiliğini versin.

    birdenbire bitkinlik filan kalmadı bı enerji doldu filan.

    teyze en son ayrılırken teşekkür ediyor filan. lafı mı olur teyzem seni bile tasirdim sırtımda ayıp ediyorsun.

    bu dediklerini abi diyen market kasiyerleri duysun teyzem.

    hadi selametle.
  • iyi bir iş teklifi almak. başka planlarım olduğu için kabul etmeyeceğim ama mutlu etti. diğer yandan önemli bir konuda ciddi bir hata yaptığımı farkettim ve tereddütsüz penaltı noktasını gösterdim. penaltı.
  • bir romana karakter/ konu olmak. kitap isminin tarafıma atıfta bulunması.
    güzel duyguymuş.
  • arda'nın biz açlara pizza ve tost yağmuru yapması
2 entry daha