şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: görücü usulü)...
  • sene 2000bilmemne `tibelad` arkadaşım sayesinde gir bak şunları oku demesiyle girmeye başladım.pişmanmıyım hayır dese yine girerim yine vazgeçemem.
  • yazın istifli sıcağındaki yaz okulu günlerinde son derece sevgilisiz, boş ve derssiz günlerden biriydi. ev arkadaşlarım çoktan memleketlerine dönmüş beni evde yalnız bırakmışlardı. tıpkı bir gamsız gibi evden çıkmıyor, bütün gün televizyon izliyor, sevgilisizlikten kenarlarından yosunlar çıkmış boxerımı şaşkınlık ve çaresizlik içerisinde izliyordum. adeta nesli tükenmek üzere olan bir tropik orman hayvanı gibiydim. boxerımdan taşan yosunların dibinde tip tip böcek ve sürüngenler familyası canlıları fink atıyordu. boxerımın içindeki görüntüleri vidyoya çeksem dünya ekosisteminin bambaşka boyutlarını belgeleyip unesco, tubitak ödüllerini aparıp, hatta belki de çektiğim discovery tadındaki belgesel kasediyle oscara aday gösterilebilirdim. ayrıca boxerımdan taşan yosunlarından tasarlayacağım yepyeni bir kuş yuvasıyla da kuşların yaşamına katkıda bulunup her türlü yaşam ödülünü kapabilirdim.

    ama ben hayatımın hiçbir döneminde popülere oynamadığım için, bilimde çığır açacağımı bile bile bu tarz davranışlardan kendimi sakındım. televizyonda selami şahin bir sabah programına konuktu. o kadar kötü espriler yapıyorduki, bu değersiz vakitlerimi selami şahin esprilerindeki mantık hatalarını çözüp böbürlenmeye adıyordum. selami şahin uğraşılacak gibi değildi. mutfağa gittim. giderken boxerımdan taşan yosunlarım kapıya takıldı. canım acıdı. sonra internetten kızlara mesaj atma aparatı olarak kullandığım siteye girişimi yaptım. birkaç kıza mesaj attım. bir tanesinden cevap geldi. kendisinin profilini biraz okudum. edebiyat öğretmenliğinde okuyordu. hemen google'a cemal süreyya yazdım iki aşk şiiri kapıp bu edebiyat öğretmenini etkileyip yosunları ait olduğu bataklığa göndermek için. cemal süreyya yazınca ''kutsal bilgi kaynağı'' temalı bir site gözüme ilişti. tıkladım. cemal süreyya ile ilgili eğlenceli, samimi yazılar okudum. ilgimi çekti. siteye normal adresinden giriş yaptım. sol tarafta bi şeyler kımıldıyordu devamlı. onları gördükçe boxerımın içindeki ekosistemdeki kıpır kıpır hareketleri anımsıyordum. onlara tıkladıkça hem komik hem de gündemle ilgili ilgi çekici bi şeyler okudum. ''hay mına goyim kim lan bunları yazan? ben neden bu kadar geç fark ettim bu siteyi? neden kimse beni uyarmadı?'' diye de düşünmeden edemedim.
  • herkesin hikayesinin birbirine benzeyeceği antoloji. beni aethewulf tanıştırmıştı:
    -www yok mu?
    -yok!
  • sanirim 2004'un haziran ayi. sevgili yapmisiz, bana hangi burcsun diye sordu. ne kendi burcum, ne de baska burclar hakkinda hicbir bilgim olmadigi icin google'da "kova burcu" diye arattim.

    karsima eksi sozlukteki kova burcu basliklari cikti. o gune kadar eksi sozlukten haberim olmadigi icin bu burc yorumlari cok eglenceli geldi... kahkahalar atarak okudum, cok begendim.

    lan burada ben de yazmaliyim dedim, yazarlik basvurusunda bulundum, 1 ay sonra yazar oldum. hepsi bundan ibaret...
  • (bkz: google) budur arkadaşım şahsımın tanışma hikayesi özetle. "yok ben özetle yetinmem" diyenler buyrun aşağıdan devam edelim;

    5. sınıfta google ı keşfetmiş bir insan olarak, aklıma gelen her kelimeyi google da aratmaktaydım. evet hocalarımın isimlerini bile. yani işin b.kunu çıkarmıştım. benimle birlikte işin b.kunu çıkaran birşey daha vardı ki, o da eksi. ne yazsam en azından ilk 10 sitenin içinde eksi sozluk. artık sırf eksi nin olmadığı kelimeleri bulmak için google a girer olmuştum. ama hiçbir zaman nedir bu ki diye merak etmedim. ta ki 7. sınıfta dönem ödevi hazırlamaya başlayana kadar. (yok bundan öncede vardı da dönem ödevi, benim bir tarafım henüz tutuşmamıştı, notları falan dert etmediğimden dönem ödevide beni bağlamıyordu.) işte o dönem ödeviyle birlikte internette bulabileceğim her tür hazır bilgi benim için bir servet değeri kazanmıştı. o dönem ödevi başında saatler geçiripte sadece word dosyası açmış olduğumu fark ettiğim zaman (bkz: ders çalışmamak için uydurulan bahaneler) içimden bir ses 'bak bir tıkla. belki güzel birşey çıkar. eşeklik etme' dedi. bende böylece ne olduğunu ucundan öğrenmiş oldum. (ne kadar ruhsuzmuşum be sen 2 yıl boyunca bir tane siteyle savaş, ama ne olduğunu merak etme. aferin yani.) nasıl abuk subuk entryle okuduysam yaklaşık 1 yıl boyuncada her gördüğüm yerde ileri geri konuştum sözlük hakkında. sonra ne olduysa oldu. ben bir yerde sözlük le ilgili komik birşeylere rastladım. işte asıl tanışmam orada başlar bu sözlük olayıyla. ben yine o sinir önyargılı halimle 'amaaan ne olur ki bu sitede' gibi bir düşünceyle çok büyük bir ön yargıyla okudum entryleri. sözlüğüde hafiften ısınmaya başlamıştım sayfaların sonuna doğru. işte o günden sonra en azından bir 2-3 saat sadece sözlük okur olmuştum. o günden beride, başlarda ulan nasıl yazılıyor ki buna, ben 18 yaşından küçüğüm ya ondan almıyorlar herhalde beni gibi abuk subuk bahanelerle kendimi avutarak daha sonra bu senenin başında ise; oley çaylak oldum, evet evet 10 entrymi girdim, işte budur be biliyordum yazar olacağımı, gibi garip garip sevinçler yaşatmış birşeydir benim için. ekşi (ne lan bu)

    işte olay budur benim bu uzun entrymi sabırla okuyan çok sevgili sözlükçüler.
  • sözlükle internette bilmece bulmacaya çözerken oğlum tanıştırdı. bilmediğim bir soru çıkıyor ansiklopedileri arayana kadar benim oğlan bir bakıyorsun dur bir dakka deyip yanıtı şıp diye söylüyor. bir üç beş dokuz sen bunları nerden buluyorsun dememle bingo önümde ekşi sözlük. ben doğaldır ki şifre almayı filan bilmediğimden otomatik açılımdan oğlumun adına girip okuyorum * filmleri kitapları sözlükten bulup izleyip okuyorum. ** birgün orayı burayı kurcalarken kayıtlı okur oluverdim. ** okumak için açtığımda bir baktım çaylak olmuşum on entry girdim iki gün sonra yazardım. demekki neymiş efendim internette bilmece bulmaca çözmek ekşi sözlüğe yazar olmak için en büyük neden oluyormuş. *
  • "ahh ahh o artık beni hiç arayıp sormayan vicdansız kadın yüzünden" gibi bir nedende olabilir pek tabii.