şükela:  tümü | bugün
  • size anlatayım arkadaşlar bir gün rüyamda televizyon izliyordum.birden televizyonun içine girdim.ondan sonracığıma televizyonda da at misali kızlar vardı.bir tanesi yanıma geldi ve beni çarptı.başladım çakmaya çaktıkça büyümeye başladı.büyüdü büyüdü sonunda dev gibi oldu amk ondan sonra patladı.sonrada kan ter içinde uyanmışım.tabi kamyonda devrilmiş ondan sonra,bu da böyle salakca bir anımdır.
  • friedrich wilhelm nietzsche bana ders anlatıyordu. hem de latince. mimiklerini öyle ustaca sergiliyordu ki, yaptığım şey önümdeki sıraya ellerimi koyup onu dinlemek oldu.
  • yaşar kemal ile bir tiyatro sahnesinde karşılıklı sohbet ediyorduk ve bizi izleyen kişiler de not alıyorlardı.*
  • bir rüyamda çakmaktım ve beğenmediğim şeylere yanmıyordum. ateş yakılan her şey genelde güzel olduğu için bu seçiciliği neden kendime hak görme zahmetine giriştim bilmiyorum ama hayatımda gördüğüm en garip rüyaydı. aynı zamanda kendi bedenimi de kontrol ettiğim için kendime kızdığım bir konuda kahküllerimi yakmıştım mesela. güncel hayatta kendime kızmışsam demek rüyalarıma raks etmiş o vakitler.
  • arada tekrarlananı vardır.

    uzunca bir süre, belli aralıklarla bir avm gördüm. içindeyim. sevdiğim mağazalar var içinde. sakin, tenha, kendine münhasır bir yer.
    zihnim mi uydurdu böyle bir yer var mıydı halâ ayırdında değilim.
    ama diyebilirim ki 5 yıl filan ara ara gördüm burayı.
  • 2007 senesinde hz.muhammed'i rüyamda görmüştüm. saygıdan veya korkudan olsa gerek yüzüne bakamıyordum tabi. bir kale kuşatmıştık. sağımda hz. muhammed, solunda hz. ali ve ortalarında ben. kalenin önünde duruyorduk ve kale kumandanı bize bu kaleyi alamayacağımızı, içeriye girdiğimiz an öldürüleceğimizi söylüyor, bizi korkutmaya çalışıyordu. yerde kale direği ebatlarında bir mızrak vardı ve kaldırmak için hamle yaptığımda gücüm yetmediği için kaldıramamıştım. ardından hz. muhammed sağ omzuma dokundu ve yeniden denememi söyledi. bu sefer kaldırmakla kalmadım ve kale kumandanına fırlatacak gücede sahip olmuştum. kale kumandanı fırlattığım mızrakla öldü. içerideki kaosun sesleri dışarıya kadar geliyordu ve kapıları kırarak içeriye girdik. meğersem bizi kuşatmışlar ve kapıdan içeri girer girmez arkamızdan yüzlerce kişi bizi öldürmeye geliyordu. hz. muhammed ve hz. ali'yi önüme taktım ve ben arkayı korumakla meşgul oluyordum. belimde zülfikar şeklinde bıçaklar vardı. belki onlarca. arkamdan gelenlere fırlattıkça tek seferde 10 veya 15 kişiyi birden yararak gidiyordu bıçaklar. ardından alarmın sesiyle uyandım.
    askerden yeni geldiğim ve o zaman ki sevgilimin benden alevi olduğum için ayrıldığı zamanlardı. belki her şey düzelecek diye bir mesajdı. belki hiçbir anlamı yoktu. bilmiyorum. ama haftalarca etkisinde kalmıştım.
  • bir kızla tanışıyorum. bu kız isveç’ten türkiye’ye gelmiş kumral ela gözlü 21 yasında bir kız. cok iyi arkadaşlık yapıyoruz. sonra bana bir sırrını açıyor. bir yere gidiyoruz ve bana sakladığı seyleri gösteriyor. hristiyan inancına ait olduğunu anladığım bir kaç yüzük kolye broş ve kral tacı.

    ve diyor ki: bak ben bilmem ne kilisesine göre isveç tahtında oturması gereken kişiyim. benim peşimdeler. türkiye’ye geldim çünkü bağlı olduğumuz kilise burada ve bu taç ile eşyaları orada kutsal su ile yıkatmam gerek. ama pesime adam taktılar. korkuyorum diyor.

    sonra bi sahile gidiyoruz beraber. sahilde bu kızın annesi babası ve küçük erkek kardeşi var. babasına beni ‘baba bu yeni türk arkadasım’ diye tanıtıyor. annesi de gayet içten bir kadın. sarılıp tanışırken birden annesi beni dudağımdan baya baya öpüyor. keep calm my child diyor bu bizim kültürümüzde sevgi gösterisidir. babasının ve kızın yanında annesiyle öpüşüyoruz. gayet olağan görünüyor bu. ama sahilde fırtına çıkmış ve güneş batmak üzere olduğu icin isveçli sevgilim diyor ki hadi biz gidelim.

    izin alıp kutsal eşyalar ile bir kiliseye gidiyoruz. kilisede yalnızca bir papaz var. bana bakıp senin burada bir işin yok neden buradasın diyor. tarihi yer olduğu icin geldim diyorum. ve o sırada kız o loş kilisede kutsal suyu arıyor. eşyaları kutsal suda yıkarken papaz bunu görüyor ve derhal adam çağırıyor. kız kutsal suda yıkadığı eşyalar ile ‘koş çabuk koş buradan çıkmalıyız’ diye bağırıyor. ellerinde uzun namlulu silahları olan takım elbiseli hitman kılıklı adamlar ateş etmiyor cunku kiliseye zarar vermek istemiyorlar ve bizi kovalıyorlar. kaçıp bir bodrumda saklanıyoruz. diyor ki ‘annemlerle bu apartmanda kalıyoruz ve ilk uçakla gizlice isveç’e donmenin bir yolunu bulmalıyım. sana söz veriyorum o tahta oturacağım ve yanımda sen olacaksın’. son kez dudağımdan öpüp merdivenlere yöneliyor. dışarı çıkıp basımı yukarı kaldırıyorum. annesi güler yüzle bana bakıyor. hersey icin sonsuz tesekkurler çocuğum diyor. ben de ‘ayşegül’e iyi bakın efendim’ diyorum. ne alaka ya ayşegül kızın adı ?!

    bundan bir gün sonra yani bu sabah da eski sevgilimi rüyamda gördüm. bize gelmiş ama ailem onu aile dostu olarak oturmaya çağırmış. yanında yeğenleri var ve hic göz göze gelmiyoruz. sonra onun erkek yeğeni ile oynarken görüyor ve gözleri doluyor. bir çocukla oynadığımı görmek ona fazlasıyla dokunuyor olsa gerek. biten iliskimizi düşünüyor. sonra kız çocuğun altını ıslattığını anlıyorum. eski sevgilim diğer yeğeni ile evine giderken cama çıkıp ‘bu çocuğun altını değiştireyim mi’ diyorum ve ona ismiyle hitap ediyorum. ana ailem onu asıl ismiyle degil de ayşegül olarak biliyor. ve ona ismiyle hitap edince kardeşim gelip ‘abı ver ben değiştiririm altını ama ona niye xxxx dedin ki ayşegül onun adı’ diyor.

    şimdi düşünüyorum da burada bir sıkıntı var. ayşegül kim abı ? yıllar önce 5 sene önce ayrıldığım bi kızdı ve cok cok kısa süren bi iliskiydi. onunla hiçbir alakası olamaz. isveçli birini rüyamda görmem ise gayet doğal sanirim cunku eger vize alabilseydim 6 kasım’da isveç’e gidip oradan tanıştığım kızla (heidi) evlenip isveç vatandaşı olacaktım. eski sevgilimi aylar sonra rüyamda görmem ise biraz manasız geldi. ama ben hepsinde ayşegül ismine takıldım.

    bunlar da boyle rüyalar iste. kutsal isveç krallığının tahtına oturmak gibi bir hayalim var.
  • özet geçeceğim.

    dünya ikiye ayrılıyor, yarısı yörüngede dönmeye devam ederken diğer yarısı giderek uzaklaşıyor. mars, satürn , jüpiter falan böyle uzaklaşıyor. haliyle giden taraf sakata geliyor, dünya soğuyor, iş güç yapacak enerji heves kalmıyor insanlarda. hatta şöyle bir şey olmuştu, tv de yayınlanan diziler bile mesafeden dolayı yarım saat gecikmeli ulaşıyordu. enteresan kafaymış benimki de.