şükela:  tümü | bugün
  • durup düşünmek ile durmadan düşünmek arasında kaldığım andır.
  • son 4 senedir çok yaptığım için özellikle belli olmayan bir andır. liseden mezun olup tam sınava gireceğin zamanlarda babanın kanser olduğunu öğrenmekle başlar, annenin hırsları üzerine dağ başına taşınıp bir sürü borcun içine girmekle devam eder. 2 sene sınıfta kalıp okuldan ayrılmakla başka bir okula geçiş yapmakla pekiştirilir.

    finallerin olduğu dönemde telefonda ağlayan bir ses tonuyla "6 ay ömrü kalmış" denmesiyle tekrarlanır o an. apar topar istanbul'a dönülür ve bakarsın 1 senen daha gitmiştir.

    benim için açıklı ama yaşanması gereken bir dönem ne yazık ki. ne zaman son bulacak ne zaman düzlüğe çıkacağım acaba diye kafayı yemezsem iyi.
  • adliyenin önünde olunan andır. çağlayanda o üst geçitten aşağı doğru her inişimde, adliye önünde içeri girmek için sıra olmuş insanları görüyor ve hayatımı sorgulamaya başlıyorum. hele bir de sabah saatleriyse ve ben kapıya yaklaştıkça bir kavga patlak veriyorsa, hay amk (gazete olan) n'apıyorum ben burada diyorum. neyse ki içerisi sürprizlerle dolu da hemen unutturuyor bana kişisel hezeyanlarımı.
  • bulaşık yıkarken yaşanılan hadise. öğrenci evinde, birikmiş bulaşıkları yıkarken geçen sürede dünyanın gaz ve toz bulutu olduğu zamanları düşünecek kadar geriye gidilebiliyor.
  • evden işe, işten eve giderken trafikte harcanan o saatler.
  • akşam ( 23.30) kızımla yürüyüşten eve dönerken kaldırımda uyuyakalmış çocuk gördüğüm an.
    alıp kucağıma eve götürsem olmaz, bıraksan gitsen gönül razı değil, zaten ürkekti, beni gördü toparlanmaya çalıştı, ortak dili konusmuyorduk ne dediğimi de anlamadı..
    çok çaresiz hissettim.
    hayatı sorgulamak bi yana insanlığımdan nefret ettim.
  • sirf sevismek icin konustugum, sonradan aseksuel oldugunu ogrendigim kiz arkadasimla gecenin bir yarisi ayni yatakta uyudugum andir. baya baya sorgulamistim hemde.

    - "ben ne yapiyorum? , daha bu gece tanistigim kizin yataginda niye sarilmis uyuyorum? kiz aseksuel ulan!"
    diye kendimle celiskiye girmistim. sonra mutfaga gidip bi sigara yakip yataga donmustum. sabah ders vardi, uyku onemli malum.
  • (bkz: uyanınca akla gelen ilk şey)

    alarmın dürtüsü ile uyanıyorsun, gözünde çapak sırtında yorgan, gözünü açsan üzücü açmasan daha bir üzücü. saatlerce çekilen uykunun finali veya başlayacak olan gündelik telaşın startı. sıcacık yatakta bebekler gibi uyumak varken güzelim uykuyu bölüp para için çalışmaya okumaya gitmek? üstelik bunu haftanın en az 5 günü yapmak? insanı yoruyor. yapması ayrı yoruyor düşünmesi ayrı yoruyor. hayatımızın büyük kısmını çalışarak, para kazanmaya çalışarak, geriye kalan saatlerde kendi ihtiyaçlarımızı gidermek için yetirmeye çalışarak geçiniyoruz. ve sonra adamın teki çıkıyor, emeklilik yaşı 70 olacak diyor. şaka gibi. ölüm yaşını da siz belirleyin bari de, 170 deyin yaşamanın bir anlamı olsun.

    uyanınca aklıma gelen ilk şey bir çocuğun kağıda çizebildiği dağ, ev, dağın içinden evin önüne paralel akan nehir ve oralarda güneş, bulutlar olsun istiyorum. bir zamanlar bu resmi çizmiş o masum sabilerden birisi olduğumu hatırlamak, acaba bunlar üzülmeye değer şeyler mi diye düşünmek istemiyorum.
  • uykudan uyanıp yatakta doğrulduğum ilk 580 saniye. 581. saniyede yatağa doğru düşüyorum.